banner864

İstanbul hülyasının belediye başkanı 14 Kasım 2013, 12:53

Egzoz kokan İstanbul’da artık yalnız yapraklar değil, umutlar da kahverengidir. Bu mudur özlemleriniz?
Belediye seçimine kaç parti girerse girsin, İstanbul’da iki tasarım (proje) çarpışıyor.
Birisi, İstanbul’u bir metropol çöplüğü yapma tasarımıdır.
İkincisi İstanbul’u İstanbul yapma hülyasıdır.

Uluslararası çöplük projesi
Metropol çöplüğü projesi, bizim değildir; dünya merkezlerinin fermanıdır.
“Çılgınca” eğlence merkezlerinin arka sokakları sidik kokacak, İstanbul’un tepelerinden gökdelenler yükselecek!
Metropol projesi, İstanbul’un kimlik ve kişiliğini bitirmektedir. Eğer İstanbul o görgüsüz Neo-levantenlerin ve hacıağaların ellerinde kalırsa, asıl deprem felaketini görün. O zaman İstanbul güneşin en güzel ağardığı ve o zarif minarelerin arasından kızardığı dünya şehri, hatıralara gömülecektir.

İstanbul’u İstanbul yapmak
Halkın ve uygarlığın İstanbul hülyasına, “İstanbul’u İstanbul yapmak”tan başka bir özdeyiş bulamadım. Can Ataklı’yı her akşam 18:30’da Ulusal Kanal’da dinlerken dilimin ucuna geldi bu slogan.
İstanbul, yeryüzünün en hülyalı kentidir. Rakibi yoktur. Dokusuyla, doğasıyla, yüzüyle, damarlarında dolaşan kan ve yürek atışlarıyla hülyalıdır.
Bu eşsiz kentte yaşayan herkes hülyalı olmalıdır. Hülyalı İstanbul tasarımı budur.
Ve bu özlem gerçekçidir. Çünkü İstanbul, uygarlık savaşını kazanacak, metropol çöplüğü olmayacaktır.

#direnistanbul
İstanbul, bir kimlik savaşı veriyor. İstanbul’un binlerce yıllık uygarlık deneyimleriyle oluşan karakteri, bugün betona ve yobaza direnmektedir.
Can Ataklı, #direnistanbul eylemidir. Binlerce yıllık bir tarihin direnişidir bu. Ama aynı zamanda bir gelecek özlemidir.
İstanbul’un direnci, tarihin ve doğanın içindeki insanın direncidir. O nedenle İstanbul hülyasının önünde hiçbir karanlık güç duramayacaktır.

Arslanlı Yol’a bakın geleceği göreceksiniz
Bunu nasıl iddia edebiliyorsun diye sorabilirsiniz.
10 Kasım günü Dolmabahçe’nin kapısında bayrak gösteren İstanbulluya ve Anıtkabir yollarındaki 1 milyon 89 bin 615 Cumhuriyet savaşçısına bakınız, İstanbul hülyasının bir gün mutlaka hakikat olacağını göreceksiniz.
Devrimci Cumhuriyetimiz, İstanbul’u dünyanın uygarlık merkezi olarak tasarlamıştı. Yedi iklimin güzellik başkentidir İstanbul.
İstanbul, görkemli tarihsel kişiliğini en çok 5 milyon uygar İstanbullu hülyasıyla koruyabilirdi.

Obez İstanbul’un sonu geldi
İstanbul’u çarpık bir sanayi kenti yaparak, bugünkü obez İstanbul’un küflü karanlıklarına attılar bizi. Dünya tarihinin en korkunç medeniyet katliamını yaşadık.
Bu katliamla uygar İstanbulluya kıydılar ve yalnız kentin erdemlerini değil, ağacını da kırdılar.
Marmara bir atık havuzu mu olsun?
Kapalıçarşı mezbeleliklerin arasında kaybolurken, Boğaz beton duvarlar arasında ve beton kemerler altında kapalı bir kanal mı olacak?

Lanetli Totem
Artık İstanbul’un totemi arabadır. Bir tek ona dokunulamaz!
Yasemin ve lavanta kokan İstanbul kimliği, nerde?
Egzoz kokan İstanbul’da artık yalnız yapraklar değil, umutlar da kahverengidir.
Bu mudur özlemleriniz?
Her biri ayrı bir uygarlık ve insanlık mekânı olan mahallelerin yerini, içine kum yığınlarının doldurulduğu yüksek betondan silolar mı alsın?

Ey İstanbul!
Seni hangi cehenneme sürüklüyorlar?
Çınar ağaçlarının altındaki kahvelerde söyleşen gönül insanları bir bir toprağa verilirken, yeşile hayat veren mezarlıklar dahi aç gözlü rantçılara mı teslim edilsin?
İstanbul, küresel merkezlerden gelen büyük deprem dalgalarının uğultuları arasında nereye sürükleniyor?
Hangi cehenneme?
İstanbul Belediye seçimlerinin gerçek gündemi, bu sorulardadır.
Metropol mankenlerinin sahne aldığı “şovlar” arasında, bir Can Ataklı çıkıyor ve İstanbul’u karakterine kavuşturacak projelerden söz ediyor.

Özlediğimiz İstanbul’un başkanı
Can Ataklı, İstanbul’un yaralarına dokunuyor, iniltilerini duyuyor ve İstanbul hülyasını geleceğe taşıyor.
Dürüst, açık alınlı, tok sözlü, içten, uygar ve bizden!
En hakiki yol göstericinin bilim olduğunu hayata geçirecek, özgür fikirli bir Cumhuriyet aydını. Başı dik!
Hiçbir iblise borcu yok!
Tehdide, şantaja boyun eğmez. Çünkü açığı yok. Kurşun işlemez!
Elinde küresel merkezlere teslim edilecek bir İstanbul anahtarı yok.
Çünkü İstanbul beyzadelerin değil, halkın İstanbul’u! Anahtar halkta!
Bilincinde İstanbul’u halka kazandıracak bilgi ve yüreğinde insancıl kent özlemleri var.

Arslanlı Yol’un adayı
Dolmabahçe kapılarında ve Anıtkabir’in Arslanlı Yolu’nda övünçle, çalışkanlıkla ve güvenle yürüyen milyonların adayıdır Can Ataklı.
İstanbul’u metropol pazarlamacılarından, Bizans artıklarından kurtaracak reistir.
Uygar halkın belediye başkanı olur.
Bayrağı yere düşürmez, yükseltir.
İstanbul’u yeniden mahallelerdeki insanlığa kavuşturur.
En yüksek oyu alır, Atatürkçüsüyle, Milliyetçisiyle, halkçısıyla, solcusuyla, alıntercisiyle, beyefendisiyle ve İstanbul değeri olan muhafazakârıyla bütün İstanbul’u yurttaşlıkta birleştirir.
Kardeşliğin, gönül birliğinin ve huzurun başkanı olur.
İstanbul hülyasının belediye başkanı, Can Ataklı’dır.

Doğu Perinçek
Aydınlık/Rota

Yorum Gönder

Çok Yorumlananlar