banner864

'Önce Vatan diyenler Şerif-i Şam'a, önce dolar diyenler Vahhabi Suudi Arabistan'a' 01 Mart 2015, 14:58

Aydınlık gazetesi yazarı Mehmet Yuva, Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek'in başkanlığında Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ile görüşmeye giden Türkiye heyeti ile Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdülaziz Al Suud'un konuğu olarak Suudi Arabistan'a giden Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ı köşesinde değerlendirdi.

Yazısında iki ziyaretin de aynı güne denk geldiğini belirten Yuva, "saflar ne kadar net. 'Önce Vatan' diyenler Şerif-i Şam’a, 'önce dolar' diyenler Vahhabi Suudi Arabistan’a" ifadesini kullandı.

Yuva'nın Aydınlık gazetesindeki yazısı şöyle:

Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezi'nden yapılan yazılı açıklamaya göre, Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdülaziz Al Suud'un konuğu olarak, 28 Şubat - 2 Mart 2015 tarihleri arasında Suudi Arabistan'a resmi bir ziyaret gerçekleştirecek. Erdoğan'ın ziyaretine ilişkin yapılan açıklamada, "Sayın Cumhurbaşkanımızın ziyareti sırasında Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdülaziz Al Suud ile Riyad'da yapacakları görüşmelerde, köklü ortak geçmişe dayanan tarihi kardeşlik bağlarına sahip Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki stratejik nitelikteki ilişkilerin çeşitli veçhelerinin yanı sıra, güncel bölgesel ve uluslararası konular hakkında görüş alışverişinde bulunulması öngörülmektedir" ifadelerine yer verildi.

Tarihi 'kardeş' bizi kovdu

Neymiş, köklü tarihi kardeşlik bağlarıymış. Doğrudur, Erdoğan ve iktidarı boyunca bu ortaçağ hanedanlık ile köklü ve tarihi bağlar inşa edildi. Ancak kast ettiği Türkiye ise bu köklü bağlar ifadesinin bir palavradan ibaret olduğunu ortaya koyalım:
Erdoğan’ın her fırsatta duygu sömürüsü yaparak kamuoyuna takdim ettiği ecdadını Vahhabi-Suudi kabile hareketi İngiltere desteği ile kutsal Mekke ve Medine’nin olduğu Hicaz’dan kovdular. Osmanlı’nın köküne dinamit koyan ve tren raylarına sabotaj düzenleyen İngiliz Lawrence’ın eşkıyaları bu güruhtur. 1781’de Mekke’ye yaptırılan Türk Ecyad kalesini 2002’de buldozerlerle yıkan bu hanedanlıktır. IŞİD, El-Nusra ve dostlarının Irak ve Suriye’de buldozerlerle yıktıkları, dinamitlerle havaya uçurdukları Peygamber sahabelerinin makamları nasıl parçalanıyorsa, Erdoğan’ın köklü dostları da Hicaz'da Peygamberin bütün sahabelerini yıkmışlar ve hatta Peygamberin mezarına saldırmak istemiş, ancak bu işin ticareten daha karlı olacağını hatırlayarak makamı çıkarları için kullanmışlardır. Hiç şüphesiz Mustafa Kemal gibi duyarlı insanların koydukları tepki bu caydırılıkta önemli olmuştur. Ulusal müzeleri yağmalayıp efendilerine satan IŞİD ve türevleri taşıyamadıkları tarihi devasa heykelleri zombiler gibi saldırarak parçalıyor. İnsanlık tarihinin ortak değerlerine ve geçmişle en köklü bağı oluşturan bu eserleri yok eden zihniyet daha önce de Afganistan'da bulunan dünyanın en büyük Buda heykelini roketlerle parçalamıştı. Erdoğan’ın köklü bağ yaşadığı Suudi hanedanlığı, IŞİD ve Taliban’ın Irak, Suriye ve Afganistan’da yaptığı bu tarihi katliamı ve tahribatı Arabistan’da 100 senedir yapmaktadır.

'Önce Vatan' ve 'önce dolar'

Neymiş “Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki stratejik nitelikteki ilişkiler” üzerine görüş alış verişi olacakmış. İki ülke arasında mevcut olan tek stratejik ilişki Suriye’nin yıkılması için cani ve harami eğitip donatmak, Suriye daha çok terörize edilsin diye profesyonel katil yetiştirmektir. Zira Suudi hanedanlığı da ABD’nin talebine binaen eğit-donat-yolla programını Erdoğan ile aynı tarihte başlatıyor. Türkiye ekonomik dar boğazda, seçimlere bu halde gitmek karlı değil. Sıcak dolara ihtiyaç var. Yoksa iki örnek demokrasi temsilcisi Erdoğan ve Kral Salman, inmiş meydane her ikisi birbirinden merdane, değil.
İlginçtir Erdoğan’ın Suudi Arabistan ziyaret tarihi, Şam’a giden Türkiye heyeti ile aynı güne denk geldi. Saflar ne kadar net. "Önce Vatan" diyenler Şerif-i Şam’a, "önce dolar" diyenler Vahhabi Suudi Arabistan’a.

ulusalkanal.com.tr

Yorum Gönder

Çok Yorumlananlar