banner864

Parti kurultayı nerede ve kimle yapılır 09 Ekim 2013, 13:24

Rafet Ballı bir süredir yazılarından en çok bilgilendiğim birkaç gazeteciden biridir. Üslubu da sade olduğu kadar etkili. Ballı, kısa cümle ustalarından oldu. Türkçenin anlatım gücü, kısa cümlededir.
 Cilalı imaj devrinin karnavalları

Yazarımız soruyor, “Kurultay niye Ankara dışında ki. Konuk katılımı kaçınılmaz şekilde sınırlı.”
Parti kurultayları deyince, akla hemen kalabalıklar geliyor. Dolu tribünler, amigolar, gökten merdivenlerden ışıklar içinde inen liderler, omuzların üzerinde gezdirilen adaylar, karşılıklı sloganlar, balonlar, kurdeleler, yaldızlar, rengârenk ışık oyunları…

Hangi yazarımızdı, 1980’li yıllarda Turgut Özal’la başlayan zamana “cilalı imaj devri” adını vermişti.
Sistem, çok küçük bir azınlığın, mafyanın ve tarikatların avucundadır. Politikacı mankenleşmiştir, kendisine verilen rolü oynamaktadır. Halk ise bir karnaval kalabalığına dönüştürülmelidir. İnsanlar, oyuncaklaştırılacaktır. Sistem, demos’un iktidarı değil, ibişleştirilen kalabalıkların güdülmesidir. İbiş liderler, ibiş bir halk imal etmekle görevlidir.

Kasetlerle güdülen lider mafyaları

Siyaset bilimiyle uğraşanlardan beklenir. 1930’ların o gerçek kurultaylarından vazgeçtik, 1950’lerin, 1960’ların ve hatta 70’lerin parti kurultayları ile “cilalı imaj devrinin” kurultayları karşılaştırılmalıdır. Doktora tezleri için çok güzel bir konudur.

Sisteme “partiler demokrasisi” deniyordu. Hayır artık Mafyokrasidir. Ekonomi mafyalaşınca, siyaset de mafyalaşmıştır. Parti yönetimleri mafyalaştırılmıştır. Milletvekilleri artık partilerce de belirlenmiyor, parti liderleri tarafından atanıyor.
Recep Tayyip Erdoğan, “listeleri tek başıma yapmadım, 15 arkadaş belirledik” demişti. CHP ve MHP de farklı değildir. Yoldan çıkma eğilimi görülürse, kasetler çekmecelerden çıkarılır. Bugün de çıkarılmaktadır.

Meclis, meclis grupları vb hepsi hikâye, işte görüyoruz. Türk kavramı tedavülden kaldırılıyor, AKP’de ses çıkmıyor. Tunceli’yi Dersim yapma girişimi CHP Genel Merkezinden geliyor. CHP milletvekili ve örgütleri hemen gözlerini kapatıyor.

Partileri lider mafyaları güdüyor. Lider mafyalarını ise, büyük mafya, kasetlerle yönetiyor.
İşte parti kurultaylarını belirleyen de, siyasetin ve partilerin mafyalaşmasıdır.
Kurultayların karnavallaşması, bu mafya-tarikat rejiminin gereğidir. Bir avuç adam, büyük kitleleri, ellerine balon vererek yönetir. Amerikan, Alman, Japon seçimlerine ve parti kurultaylarına bakın hepsi böyledir.

Devrimci partilerin kurultayları
İşçi Partisi, sistemin dışındadır; sistemle savaşmaktadır.
Kurultayında tribün olmaz. Erzurum ve Sivas Kongrelerinde tribün var mıydı? Atatürk zamanının CHP’sini inceleyiniz, tribünsüzdü.

1931 yılı Mayıs ayında yapılan 3. Büyük Kongre zabıtlarını, 1935 Mayısındaki 4. Büyük Kurultay “Tutulgasını” (Tutanak), baştan sona inceleyiniz, kurultay nedir, nasıl yapılır görebilirsiniz.
Dünyadaki saygın emekçi partilerinin kurultayları da öyledir. “Şov” yoktur, dolduruş olmaz. Örneğin 1,5 milyar nüfuslu bir ülkeyi yöneten Çin Komünist Partisi Kurultaylarını izlemek isteseniz, izleyemezsiniz, çünkü seyirci yoktur, konuk da yoktur. Yalnız raporlar ve ciddi tartışmalar vardır. Haftalarca sürer.

Coşku ve bilincin işlevleri
Her devrimci iş kuşkusuz coşkuyla yapılır. Ancak bir partinin ve belki de ülkenin geleceğini belirleme işinde, gerçeğe coşarak ulaşamazsınız.

Parti, kuşkusuz geniş halk kitlelerini aydınlatacak ve ateşleyecektir. Ancak Parti, kararlarını alırken araştırmak, bilmek ve tartmak zorundadır.

Bu işler ancak içtenlikle ve ciddiyetle ve elbette elbirliğiyle yapılabilir. İşte bu sevgi ve arkadaşlık ortamında, hiçbir yoldaş diğerine gül yaprağından daha ağır bir söz söylemeyecektir.
Devrimci bir önderlik, Partisini dolduruşa getiremez. Öncelikle halktan ve partiden öğrenir. Bu sayede ayağını sağlam zemine basar. Halk iktidarına uzanan süreci gerçeğe dayanarak belirler.
Kurultaylarda önderlik, coşturarak değil, ikna ederek olur. Bir an için coşan partili, halkı seferber edemez; kavrayan partili halkı seferber edebilir. Coşku gider, bilinç kalıcıdır.

Devrimci demokrasi kültürü
İşçi Partisi, kurultaylarıyla da devrimci demokrasinin unutturulan kültürünü ve terbiyesini canlandırıyor.
O nedenle kurultay kalabalıkların sahne aldığı ortamda değil, seçilen delegelerin huzur içinde çalışabileceği ortamda yapılır.

Delegeler tribünde olmaz. Salon delegenindir.

Salonu amigolar değil, Kurultayın Başkanlık Divanı yönetir.
İşçi Partisi kurultaylarında, masalar ve iskemleler de güvenlik altındır. Hiçbirinin kolu bacağı kırılmaz ve hiçbirinin uçuş yetkisi yoktur.

Delegeler, sıra sıra iskemlelere oturtulmaz, önlerinde masa bulunur. Kurultay raporlarını, dosyalarını, kalemini, defterini masasına koyar ve rahat çalışır.

Delegelerin bütün ihtiyaçları karşılanır. Giriş-çıkış, sıralar arasında dolaşma ve hele uğultu halinde konuşmalar olmaz. Bütün delegeler, kürsüde konuşan arkadaşını dinler, notunu alır.

İşçi Partisi, Kemalist Devrimin tamamlanmasına önderlik edecek partidir; Türkiye’yi lider mafyalarından kurtaracak ve halkın demokrasisini kuracaktır.

Göreceksiniz İşçi Partisi’nin kurultay kültürü bir süre sonra diğer partilerce de taklit edilecektir. Buna mecbur kalacaklardır. “Cilalı imaj devrinin” miadı dolmuştur.
Türkiye, özgürlük kapısına, bağımsızlık ve demokrasi kapısına gelmiştir.
İşçi Partisi, 9. Genel Kurultayı’yla o kapıyı açmıştır.


Yerdeşim Dr. Yener Oruç’un Reşit Galip kitabını okumanızı hararetle öneriyorum. Devrimci önder kimdir, devrimci parti yöneticisi ve üyesi nasıl olur, Türk Devriminin fedailerinin karakteri nasıldır, en güzel örneklerden birini göreceksiniz. Reşit Galip’e hep yanmışımdır. Daha 40’ına varmadan kaybettiğimiz büyük liderdir. Yaşasa Atatürk’ün devrimci çizgisini sürdürecek liderdi. Ulusal Kanal’da 6 Ekim Pazar günü Prof. Dr. Osman Şadi Yenen ile Dr. Yener Oruç’un Reşit Galip söyleşilerini duygulanarak ve coşkuyla izledim. Bizim millet olarak ne büyük devrimci geleneklerimiz olduğunu bir kez daha anladım ve mutluyum. 


Düzeltme ve özür: Dünkü yazıda "Millet, Ortaçağdan, tarikat ve cemaatlerden kurulmuş olan toplumun adıdır" cümlesinin doğrusu "Millet, Ortaçağdan, tarikat ve cemaatlerden kurtulmuş olan toplumun adıdır" olacaktır.  
Etiketler

Yorumlar

TC Genc :

sayind dogu perincek, aydinlatici degerli yazinizi bugun yine heyecan ve severek okuduk. bilgi dagarciginizin yaninda ifade tarziniz da mukemmel. halktan birisi olarak tayyip'in daha kendi uretebilecegi bir yazi veya fikirlerini hic goremedik, adamda kabiliyet yokki, etrafindaki yalakalari yaziyor adamda papagan gibi hani papagana gercekten hakaret oluyor yani demek istiyorum ki adam bombos bir teneke ama ne yazikki turk milletinin basina gelmis basbakan diye geciniyor. benim degil neslim dedelerim dahi boylesine cahil ve cirkin bir basbakan gormedi, artik midemiz bulaniyor bu yaratiktan, aslinda sunu cok iyi biliyoruz, son cirpinislari bunlar elinden geleni ardina koymasin bakalim ama biz halk olarak ona oylesine ders verecegiz ki tarihimiz bile ondan bir daha hic soz etmeyecek. direniyoruz, mucadele ediyoruz ve sizinle daima gurur duyuyuyoruz, sevgi ve saygilarimizla, daima kalbmizdesiniz.

ekrem arslan :

nerede olursan ol yürü üstüne üstüne . gercek önder bilimsel yolgöstericimiz sayin baskan dogu perinceke selam olsun, selam olsun yaradana.

Tüm Yorumlar

Yorum Gönder