banner864

Provokasyon içinde provokasyon 15 Ocak 2015, 12:54

7 Ocak 2015…

7 Ocak’ta Charlie Hebdo dergisine yapılan saldırının şifreleri gün geçtikçe zuhur ediyor. Olayın akabinde bulanık olan gerçekler her geçen gün daha da aydınlanıyor.

Yapılan saldırının; Fransız devletinin en gerici, en şoven ve ABD kontrgerillasıyla en ilişkili kesimleriyle bağlantılı olduğu açıktı.

Olan belliydi. Tipik bir kontrgerilla eylemiydi. Peki, olan belli ise olacak olan ve amaçlanan neydi?

Bütün dünya bu olayı konuşurken, gerek ülkemizde gerekse Avrupa’da yaşananlara ek olarak bir olaylar silsilesi örülüyor.

Katliamın nedenlerine geçmeden, katliamın faillerini ifşa edelim.

Charlie’yi Kim Vurdu?

Paris’te katledilen yurttaşlar için milyonlarca kişi sokağa döküldü. Yürüyüşün başında Avrupa’nın devlet başkanları vardı. Siyah gözlükleriyle…

Libya ve Suriye başta olmak üzere Ortadoğu’da yaşanan iç savaşların müsebbibi zevat, yürüyüşün başını tutmuştu.

O yürüyüşte Charlie bir kez daha öldü…

ABD-AB emperyalistlerinin silah verip eğittikleri “İslamcı” eli kanlı teröristler, demokrasi için emperyalistler adına devirmemişler miydi Libya’da Kaddafi’yi?

Suriye’de Esad’ı devirmek için yüz binlerce insana kıymamışlar mıydı?

Emperyalist-Kapitalist rejimin mafya babası ve terör ihracatçısı devlet başkanları vurdu Charlie’yi!

Charlie’yi vurarak, Avrupa’da yaşanan ekonomik kriz nedeniyle yükselen faşizmi, yabancı düşmanlığını ve softalığı da körükleyerek, milyonlarca müslümanın da alnına silah dayadılar.

Siz yoksa Charlie’yi El Kaide mi öldürdü sanıyorsunuz?

Charlie Hebdo Katliamının “Global” Amacı

Emperyalist Batı bloğu(ABD-AB) Charlie Hebdo saldırısı üzerinden, Batı’da uzun süredir mevcut bulunan “islamofobi”yi doruğa çıkardı. Ortadoğu’daki gerici-eli kanlı terör örgütlerinin temel besleyicisi ve destekçisi Batı emperyalist bloğu, şimdi de “laik” soslu” İslam düşmanlığıyla bölgemize saldırmak için “güçlü” zeminler hazırlama arayışı içindedir. Amerikan kumandalı kontrgerilla Avrupa’yı Ortadoğu’ya sürüyor.

Anlaşılan yarattıkları IŞİD heyulası yetmedi, keza Ortadoğu’daki gerici-eli kanlı aletleri istenilen kadar muvaffak olamadı ki Batı yeni bir politik iklim peydahlama uğraşına girişti.

Charlie Hebdo Katliamının Türkiye Yansımaları

Türkiye’deki mevcut hükümet, Batı’nın bölgesel hamlelerinde kilit bir görev icra ediyor. İkinci Körfez savaşından, Libya’ya yapılan NATO saldırısına ve Suriye’deki iç savaş tezgahına varıncaya dek, AKP iktidarı bölgede Batı’nın eli ayağı oldu. Şimdilerde aralarında bazı “sorunlar” yaşasalar da Batı ve AKP stratejik ortaktır. Daha açık ifade edecek olursak AKP’nin varlığı, emperyalizmin bölgemizdeki varlığına bağlıdır. Onun için saldırıyı yapan teröristlerin Türkiye’den geçmesinin şaşılacak bir durum değildir.
Bunu sağır sultan dahi biliyor.

Laisizm Mücadelesi

Ülkemizde laisizm ve aydınlanma mücadelesi, emperyalizme karşı verilen milli kurtuluş savaşımızın bir devamıdır. Türkiye’de laisizm, milli devrimimizin mihenk taşıdır ve tacıdır.

Ancak Charlie Hebdo saldırısı sonrasında, basının bazı kesimleri laisizm mücadelesi ile İslam düşmanlığını birbirine şuurlu bir şekilde denkleştirilmeye çalışıyor. Şu haberi dikkatle okuyalım lütfen:

“… Cumhuriyet'in, Charlie Hebdo dergisinin karikatürlerini basacağı iddiası üzerine, polis gazetenin basıldığı matbaaya gelerek dağıtımı engellemeye çalıştı.Matbaadaki dağıtım kamyonlarını bir süre engelleyen polis, bir saatlik gecikmenin ardından savcılıktan gelen telefon üzerine kamyonların matbaadan çıkışına izin verdi.” (soL haber portalı-11.01.2015)



Cumhuriyet’in Tavrı

Cumhuriyet gazetesinin, Charlie Hebdo dergisinin karikatürlerini basacağını duyduğum vakit, kurduğum ilk cümle, “Türkiye’de laiklik toplumdan tecrit edilip, siyaset dışı bırakılacak” oldu. Zira yapılan işin başka izahı yok. Türkiye’de laiklik ağır saldırılara maruz kalırken sessiz kalan ve sessiz kalması yetmezmiş gibi yazar kadrosundan laik isimleri tasfiye edip, yerlerine tarikatlarla barışık ikinci cumhuriyetçi kadroları alan bir gazete, ne olmuştu da bugün aydınlanmacı-laik olmuştu?

Rennan Pekünlü hoca laikliği savunduğu için cezaevine girdiğinde sesi soluğu çıkmayanlar, şimdi ne oldu da laikliğin hararetliği savunucusu oldular?

Düzeltelim, savunulan ve “angaje” olunan laiklik değildir!

Kontrgerillanın “islamofobi”si laikliği savunmak değildir!

Bilakis, Hitler’in Yahudi düşmanlığından hiçbir farkı yoktur! Batı’nın İslam düşmanlığı örtüsü altında emperyalist müdahalelerine meşruiyet arayışına “laiklik” maskesiyle çanak tutanlar; ülkemizde inşa edilmeye çalışılan “Yeni Türkiye” dedikleri, laikliğin yasak olduğu- Rennan Pekünlü, Mehmet Emin- gerici rejimin gizli destekçisidirler.

Cumhuriyet gazetesinin aldığı bu tutum, ülkemizdeki gericiliğin laikliğe saldırma hamlelerinde muazzam meşruiyet zemini hazırlıyor. Gericiler, “Bakın, laikler ecnebilerle bir olup peygamberimize saldırıyor” çığırtkanlığı yapacaktır. Akit denilen meczup zevatın gazetesi, bu saldırılarına Mustafa Kemal’i hedef alarak başladı.



Bir Taşla İki Kuş


Son tahlilde; kontrgerilla bir taşla iki kuş vurmayı planlıyor:

Birinci hedefi, Avrupa'nın savaş karşıtı ve laik-ilerici kesimlerinde dahi etki yaratabilecek yabancı düşmanlığını körüklemektir; ardından ise emperyalistlerin bölgemize düzenleyecekleri emperyalist müdahaleyi, Avrupa halklarının meşru görmelerini sağlamaktır. İkinci hedef ise Türkiye'deki laik kesimleri hedef alacak kaotik bir ortam yaratarak, laikleri politik arenanın dışına süpürmektir.

Örneğin; yarından sonraki günlerde Cumhuriyet gazetesi bombalanırsa hiç şaşırmayın! Zira içinden geçtiğimiz süreç buna benzer provokatif eylemlerin emarelerini taşıyor.

Charlie Hebdo saldırısı başından sonuna kadar her türlü provokasyona açık bir politik iklim doğurdu…

Büyük provokasyon hazırlıkları var. Kontrgerilla merkezlerinde muhtelif çetrefilli senaryolar yazılıyor ve tatbike hazırlanıyor.

Biz bu filmi daha önce çok gördük.

Ülkemizin laik, ilerici, devrimci ve aydınlanmış kesimlerini uyarıyoruz.

Uyanık olalım!

Kerem Yıldırım
ulusalkanal.com.tr
Etiketler

Yorum Gönder

Çok Yorumlananlar