banner864

RTE'nin yumuşak karnı 12 Haziran 2014, 15:49

Bayrağın indirilmesi
Bildiğiniz üzere PKK’nin, Diyarbakır’ın Lice ilçesinde yolu trafiğe kapatması sonrası tırmanan olaylar, bir grup PKK’linin, Diyarbakır'da 2. Hava Kuvvet Komutanlığı'nın arka kapısının olduğu bölgedeki duvardan atlayarak kışla içinde direkteki Türk Bayrağı'nı indirmesiyle devam etti.

Olaylar tam da AKP’nin ‘Açılım’dan sorumlu başbakan yardımcısı Beşir Atalay’ın ‘Açılımın ikinci evresindeyiz.’ dediği ve ‘TC’nin güneydoğudaki yanlışlarıyla biz mücadele ettik.’açıklamalarını yaptığı zamana denk geldi.

RTE sanki bu açıklamaları yapan kendi yardımcısı değilmiş ve açılımın sorumlusu kendisi değilmiş gibi davranarak, kendi ‘seçmeninden’ tepki toplamamak için şimdiler de ‘millici’ oldu. Partisinin grup toplantısında bayrağı indirenlere esip gürledi. RTE’ye cevabımızı Diyarbakır’da çocukları dağa götürülen anaların önderlik ettiği haklı eylemden, bir babanın ağzından verelim: ‘ Barış sürecinden sonra dağa çıkış daha da çoğaldı.’

Her yer Lice her yer direniş(!)
Direniş sözcüğü, Haziran Ayaklanmasında hepimizin dilinde, yüreğinde ve sıkılı yumruklarındaydı. Haziran/ Gezi Ayaklanmasının sembolleri Türk bayrağı ve Mustafa Kemal’di. PKK ‘Her yer Lice her yer direniş’ şiarını; dikta heveslisi, halk ve vatan düşmanı AKP iktidarına karşı geliştirilen ‘Her yer Taksim her yer direniş’ şiarına benzeştirilerek meşruiyet kazanmaya çalışmaktadır. Ancak bu zokayı geçen Haziran’da Türk bayrakları ve Mustafa Kemal posterleriyle ayağa kalkan vatansever halkımız yutmadı. Bu zokayı sadece Türkiye düşmanlığını solculuk sanan, akılsız-vatansız ‘solcular’ yuttu. Direniş sözcüğü, kendi başına veya her durumda doğru bir durumu ifade etmez. Lice’deki ‘direniş’ Türkiye’nin birliğine karşı direniştir. Lice ‘direnişinin’ Mustafa Kemal’in devrimci cumhuriyetine karşı ayaklanan İngiliz emperyalizminin işbirlikçisi Şeyh Said Ayaklanmasından hiçbir farkı yoktur. Lice’deki durum, Haziran/ Gezi Ayaklanmasıyla siyasal-ideolojik açıdan karşı karşıyadır. Hatırlayın geçen sene, ayaklanmanın ilk günlerinde Öcalan: ‘ Hükümeti Gezi’de yıkılmaktan ben kurtardım.’ dememiş miydi?

AKP ve PKK tarihsel ortaklığı
AKP ve PKK, geçen yüzyılın başında kurduğumuz cumhuriyete ve milli devlete karşı tarihsel olarak ortaktır. Varlık nedenleri, cumhuriyetin ve milli devletin varlık nedeniyle taban tabana zıttır. Mustafa Kemal düşmanlığı, Şeyh Said severliği, TSK düşmanlığı ve Amerikan severliği başlıca ortak noktaları. Elbette aralarında çelişkiler var. Her ikisi de farklı boşlukları dolduruyor. Anlatmak istediğimiz, ABD veİsrail’in BOP projesinin uygulanması durumunda çıkarları ortaktır. Cumhuriyet’in ve milli devletin yıkılmasında çıkarları ortaktır. Kısacası AKP-PKK kader ortağıdır, Diyarbakır’da Mustafa Kemal heykelleri yıkılırken ‘kazanımları ve başarıları’ ortaktı. Yenilgileri de ortak olacak!

Değişen durumlar ve koşullar

Bildiğiniz gibi ‘açılım’ın gerçek sahibi ABD’dir. AKP ve PKK ise bu Amerikan senaryosunun figüranlarıdır. Son dönemde yaşanan uluslararası ve bölgesel; siyasal, askeri ve ekonomik değişiklikler ABD planlarının önemli ölçüde bozulmasına yol açtı. Esad öncülüğündeki Suriye’nin, emperyalist saldırganların kışkırtmalarını ve yıkıcı tertiplerini püskürtmesi büyük bir başarıdır. Bölgemizdeki Amerikan planlarının bozguna uğramasında birinci etmen Suriye direnişidir. Suriye’nin bölünmesi üzerine kurulan Kürt koridoru planı ve İran’a saldırma planları çöpe gitmiştir. Bölgemizde başta ABD emperyalizmi olmak üzere, emperyalist blok güç kaybederken; Suriye, İran, Lübnan, Mısır ve Irak gibi ülkeler ise milli birliklerini ve bağımsızlıklarını sağlamlaştıran adımlar atıyor.

Sonuç
Yukarıda belirttiğimiz genel tablo ile Lice’de yaşananları birlikte okumanızı salık veririz. Bölgemizde uzun bir dönemdir etkili olan, emperyalizme bağımlı etnik milliyetçilik ve dinsel/mezhepsel gericilik ideolojik iklimi son bulma evresine girmiştir. Bu iklim tasfiye olurken yükselen değer millicilik veya vatanseverliktir. 10 Haziran günü CHP lideri Kılıçdaroğlu partisinin grup toplantısında yaptığı, millici vurguların yoğun olduğu konuşma da yeni dönemin bir kanıtıdır. Kılıçdaroğlu’nu Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı savunuculuğundan bugün ki sürece getiren yaşanan nesnel durumdur.
PKK önderliği çatırdıyor. Her kafadan bir ses çıkıyor. PKK’nin farklı ağızlardan yaptığı ayaklanma çağrılarına bölge halkı yanıt vermedi. Kürt analarının çocukları için yaptığı haklı eylem büyüdü. Bu durum, yeni bir döneme girdiğimizin başka bir kanıtıdır.

Son tahlilde; önümüzde cumhurbaşkanlığı seçimi var. RTE yine milliyetçilik pozları vermeye başladı. PKK ile danışıklı bir dövüşe girdi. RTE'nin gayrı milli olduğunu ifşa etmek ve yıllardır PKK ile iktidar ortağı olduğunu halka kavratmak cumhurbaşkanlığı seçimi için belirleyici önemdedir. RTE’nin milli olmadığı, ithal olduğu gerçeği cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ana teması olarak işlenmelidir. Millici kimliğiyle ön planda olan güçlü bir adayla RTE’nin karşısına çıkılırsa seçimleri kaybetmesi kaçınılmazdır. RTE’nin, bugün siyaseten yumuşak karnı, ABD-İsrail eksenli açılımda PKK ile ortak oluşunun kendine oy veren tabanın keşfetmesidir. Durum budur…

Kerem Yıldırım

ulusalkanal.com.tr

Yorum Gönder

Çok Yorumlananlar