banner864

Soner Yalçın yazdı: Adam gibi adam Mustafa Mutlu 19 Mayıs 2015, 10:44

Sözcü gazetesi yazarı, cesur kalem Soner Yalçın bugünkü köşe yazısında geçtiğimiz cuma günü Ulusal Kanal ekranlarında gazeteci yazar Mustafa Mutlu'nun hazırlayıp sunduğu Kral Çıplak programına yer verdi. Programda çok çarpıcı tespit ve açıklamalar yapan Soner Yalçın, iyi bir gazetecinin niteliklerini sayarak "Gazeteci Mustafa Mutlu'ya kendime inandığım gibi güveniyorum" ifadelerini kullandı. Yalçın, ayrıca "Kral Çıplak" başlıklı yazısının son bölümünde, Bu hafta cuma günü Ulusal Kanal'da yayınlanacak program konuğu Zülfü Livaneli'nin neden Meclis çatısı altında siyaset yapmayacağınının nedenini açıklayacağını duyurdu.

İşte Soner Yalçın'ın Sözcü gazetesinde bugün yer alan "Kral Çıplak" başlıklı yazısının tamamı:

Mus­ta­fa Mut­lu…
Adam gi­bi adam­dır.
Mus­ta­fa Mut­lu…
Ar­tık ör­nek­le­ri­ni pek sık gör­me­di­ği­miz ga­ze­te­ci­dir.
İyi ga­ze­te­ci ol­ma­nın önem­li kıs­ta­sı; yü­rek­li, vic­dan­lı ve ah­lak­lı ol­mak­tır.
İna­dı­na ha­ki­ka­tı yaz­mak­tır, söy­le­mek­tir.
Mus­ta­fa Mut­lu…
Ulu­sal Ka­na­l’­da her cu­ma gü­nü, “K­ral Çıp­la­k” di­yor.
Ko­nu­ğu ol­dum; ve prog­ram baş­la­ma­dan ön­ce ek­ran­dan hal­kın gö­zü­ne ba­ka­rak bir cüm­le et­me­mi is­te­di.
De­dim ki: “Zor, yı­kıl­mak için var­dır…”
İki saa­ti aş­kın ko­nuş­tuk…
Di­ya­net İş­le­ri Baş­ka­nı­’nın Mer­ce­de­s‘­i ia­de et­me­si­ne Cum­hur­baş­ka­nı Er­do­ğa­n’­ın kar­şı çık­ma­sıy­la il­gi­li şu­nu de­dim:
“Er­do­ğan, ‘Mer­ce­de­s’­in fi­ya­tı ne ki­’ di­yor, Mer­ce­de­s’­in fi­ya­tı­nı kü­çüm­sü­yor, ne­re­den ne­re­ye gel­miş­ler…
Öl­çü­yü dai­ma ken­di el­le­rin­de tu­tar­san, ger­çe­ğin ağır­lı­ğı­nı kay­be­der­sin!..
O Mer­ce­de­s’­in fi­ya­tı­nın Tür­ki­ye­’de ne an­la­ma gel­di­ği­ni unut­muş Er­do­ğan. 2002’de, -iyi ha­tır­lar­sı­nız- ‘bu dev­le­tin ne ka­dar çok ma­kam ara­ba­la­rı, loj­man­la­rı var, hep­si­ni sa­ta­ca­ğı­z’ der­ken şim­di ne­ler ya­pı­yor­lar; ne­ler söy­lü­yor­lar. Tür­ki­ye­’de bu­gün mil­yon­lar­ca in­san kaç pa­ray­la ge­çi­ni­yor, pa­ra ka­za­na­ma­yan ne ka­dar çok iş­siz fu­ka­ra­mız var. Unut­muş gö­rü­nü­yor­lar.
Sor­mak du­ru­mun­da­yız; ne­re­den gel­di­niz ve na­sıl bu­nu na­sıl söy­le­ye­bi­li­yor­su­nuz?
Biz na­sıl bu ka­dar çü­rü­dük?
Hz. Mu­ham­me­d’­de bu yok!
Hz. Öme­r’­de bu yok!
Hz. Ali­’de bu yok!
Ger­çek zen­gin­li­ğin mal çok­lu­ğu de­ğil, gö­nül tok­lu­ğu ol­du­ğu­nu bi­len Ana­do­lu eren­le­rin­de bu yok.
Kim­de var? Eme­vi­le­r’­de var…
İs­la­m’­ı yok eden Eme­vi­’nin ik­ti­da­rın­da var bu is­raf/ bu sa­vur­gan­lık…”

Barajı değil barikatı aşmak

“Kral Çıplak” programının ana konusu 7 Haziran seçimleri oldu.
Her daim yazdığımı yineledim: “Kimseye şu partiye oy verin” demem.
Ardından şunu da ekledim:
“Sandık, sandık, sandık… Demokrasinin tek ölçütü olarak sandık gösteriliyor.
O sandık 1946’dan beri var değil mi?
1946’dan beri Türkiye gericileşiyor, yobazlaşıyor; bir kalitesizlik, bir varoşluk hakim oldu bu topraklara…
İktidara gelebilmek için, niteliği değil niceliği iktidar yapabilmek için yapılıyor tüm bunlar.
Sandıktan çıkabilmek için/ iktidar olabilmek için bütün insani değerler yok ediliyor.
Ben bu sandığa inanmıyorum!
Sadece teorik olarak söylemiyorum; Ankara’da 6 yıl parlamentoda muhabirlik yaptım; Meclis’teki genel kurulları- komisyon çalışmalarını takip ettim. Anladım.
Bu ‘cici demokrasi’ oyunu!
Bir sistem var, o sistemin dışına çıkarmıyorlar seni…
Meclis dekor… Bir vitrin var ve vitrine manken seçtiriyorlar.
İnsanları siyasetten soğutmak için yapıyorlar bunu.
Demokrasinin beşiği Avrupa’da sandığa giden insan sayısı sürekli azalıyor. Niye?Biliyorlar ki, Ahmet ile Mehmet’in, Ayşe ile Fatma’nın farkı yok. Parti isimleri farklı olsa da aynı politikaları uyguluyorlar.
Yeni bir siyasete ihtiyacımız var. Köklü bir değişime ihtiyacımız var. Mücadele ruhunu yükseltmeliyiz…
Bırakın tüm mazeretleri…
8 Haziran’da var mısınız? 9 Haziran’da var mısınız? 10 Haziran’da..?
Cumhuriyeti ancak mücadeleyle tekrar kurarız
Bu yobaz iktidar 19 Mayıs Bayramımızı elimizden alıyordu; yüz binlerce yurtsever sokağa çıkınca geri adım attı. Mesele budur:
Bandırma Vapuru’na binen herkesin geride bıraktıkları vardı; makamlarından, işlerinden oldular; idamla yargılandılar, ölüme yürüdüler..
Bugün sen ne yapıyorsun; ‘oy kullanıyorum!’
Peki… Gücün sadece oy vermeye yetiyor ise, o tek oyla; mücadele veren partilere moral ver. ‘Her an yanınızda olamasam da oyumla sizi destekliyorum; yalnız değilsiniz’ mesajını ver!.. Türkiye’nin barajları değil barikatları aşan partiye ihtiyacı var…”

Hurafe satıcılığı

İki ga­ze­te­ci tv prog­ra­mın­da yan ya­na ge­lin­ce ko­nu is­ter is­te­mez med­ya­ya da gel­di.
Mus­ta­fa Mut­lu­’ya ken­di­me inan­dı­ğım gi­bi gü­ve­ni­yo­rum; bu ne­den­le de­dim ki:
“Biz kim­se­nin hiz­me­ti­ne gir­me­yiz; bir par­ti­nin de hiz­me­ti­ne gir­me­yiz. Hiç­bir za­man da gir­me­dik… Biz dü­şün­sel ba­ğım­sız­lı­ğı­mı­zı her ko­şul­da ko­ru­duk, ko­ru­ruz…”
Bu­nu söy­le­me­min ne­de­ni şuy­du…
Mus­ta­fa Mut­lu­’nun; ki­mi es­ki ga­ze­te­ci ye­ni mil­let­ve­ki­li aday­la­rının tv ek­ran­la­rın­da spe­kü­la­tif ko­nuş­ma yap­ma­sı­nı na­sıl de­ğer­len­dir­di­ği­mi sor­ma­sıy­dı…
“Mil­let­ve­ki­li aday­lı­ğı­nı ko­yan kim­se ar­tık ga­ze­te­ci de­ğil­dir. Hak­lı ola­rak aday­lı­ğı­nı koy­du­ğu par­ti­si­nin pro­pa­gan­da­sı­nı ya­pa­cak­tır. Bu­nu ya­par­ken ta­bi­i ki ya­lan ko­nuş­ma­ma­sı sa­de­ce ga­ze­te­ci­li­ğe de­ğil in­sa­na has bir özel­lik­tir. Fa­kat…
Bi­li­yo­ruz ki, kir­li­lik bu­la­şı­cı­dır…
AKP yan­daş­la­rın­da­ki bu gay­ri-in­sa­ni özel­lik ‘bi­zim ma­hal­le­’ye bu­laş­tı; ya­lan ko­nuş­mak, abart­mak, gün­de­me ge­le­bil­mek için 50 tak­la at­mak…
Bu has­ta­lık vi­rüs gi­bi ya­yı­lı­yor; kim­se­nin ak­lı­na gel­me­ye­cek bir ya­la­nı söy­le­mek! Çün­kü alı­cı­sı var; ‘a­man ne gü­zel ko­nuş­tu­’ de­ni­yor!.. Ya­la­na inan­mak is­te­yen bir ke­sim var; ken­di­le­ri­ni kan­dır­ma­yı se­vi­yor­lar! Hu­ra­fe­nin hep bir alı­cı­sı var­dır.
Bun­dan kur­tul­mak la­zım. Ba­kı­nız…
Biz; bir te­miz ah­la­kın, bir soy­lu te­miz­li­ğin mü­ca­de­le­si­ni ya­pı­yo­ruz; yok­sa ‘biz AK­P’­den da­ha faz­la ya­lan­cı ola­ca­ğı­z’ di­ye mü­ca­de­le et­mi­yo­ruz!
Biz: İn­sa­nı yü­celt­mek is­ti­yo­ruz. İn­sa­nı ço­ğalt­mak is­ti­yo­ruz.
Kit­le­le­rin ho­şu­na gi­de­cek ko­nuş­ma­la­rı yap­mak dö­nem­sel ola­rak si­ze ba­şa­rı ge­ti­re­bi­lir. Ama unu­tul­ma­ma­lı­dır ki, son­suz olan ha­ki­kat­ler­dir; ba­şa­rı dö­nem­sel­dir ya­ni ölüm­cül­dür.
Ya­lan üze­rin­de po­li­ti­ka yap­mak/sa­nal gün­dem­ler ya­rat­mak; Tür­ki­ye­’nin ga­ze­te­ci­le­ri­ne, mil­let­ve­ki­li aday­la­rı­na ya­kış­mı­yor.Tür­ki­ye ay­dı­nı böy­le de­ğil­di…
Çü­rü­me tüm hı­zıy­la her­ke­se si­ra­yet edi­yor…”
Not: Mus­ta­fa Mut­lu­’nun Ulu­sal Ka­na­l’da­ki prog­ra­mı­nın bu cu­ma ko­nu­ğu Zül­fü Li­va­ne­li…
Bu bü­yük sa­nat­çı sa­nı­yo­rum; TBMM ça­tı­sı al­tın­da ne­den si­ya­set ya­pa­ma­dı­ğı­nı da
an­la­ta­cak­tır…

 

Yorum Gönder