banner864

İlhan Selçuk sağ olsaydı, Cumhuriyet'te böyle yazılar çıkabilir miydi? 29 Nisan 2012, 16:18

Aydınlık yazarı Hikmet Çiçek, "Ergenekon çuvalının sivil-asker ayrımı yapılmadan bütün yurtseverler için dikildiğini anlamıyor" dediği Hikmet Çetinkaya'nın İlhan Selçuk'tan sonraki dönüşümünü gözler önüne serdi.
Himet Çiçek'in "Hikmet Ağabey nereye" başlıklı o yazısı:

CUMHURİYET’TE AYDINLIK "CADI AVI"NA DESTEK

"Baştan önemsemiştim Ergenekon davasını... İzmit-Sapanca-Gebze üçgenindeki faili meçhul cinayetlerin aydınlanacağını, emekli generale bunların sorulacağını, derin devletin ortaya çıkarılacağını düşünmüştüm. Yanılmışım!"

"Birinci Ergenekon davasında bu konularda tek soru yöneltilmedi o emekli paşaya..."

Yazarımız 22 Mart 2012 günlü yazısında böyle diyor. "Çetelerden, darbelerden" hesap sorulacağını bekliyormuş. Fakat Balbay, Tuncay, Soner gibi gazetecilerin "Ergenekon çuvalına" doldurulup hapse tıkılmasından hüsrana uğramış.

Yazarımız bir başka yazısında aynı fikri şöyle dile getiriyor:

"Bu ülkede elbette darbecilerden, darbeseverlerden hesap sorulacak, onlar yargılanacak..."

"Bakıyoruz, kurunun yanında yaş da yanıyor, çok önemli davalar sulandırılıyor."

Gene ayrı terane.

Şu "kutsal meslek" gazeteciler dışında yargılananların tümü "darbeciler, katiller, mafya babaları, JİTEM'ciler"den oluşuyor.

"CADI AVI"NA DESTEK

13 Nisan 2012 günlü yazısında yazarımız bu kez "28 Şubat yargılanmalı" diyor!

"Kim ne derse desin 28 Şubat ABD ve AB destekli postmodern bir darbedir... Burada amaç Necmettin Erbakan’ın partisini tarihin çöplüğüne atıp, ‘Ilımlı İslam’ çizgisinde bir siyasi partiye zemin hazırlamak."

Yani şimdi Çevik Bir ve arkadaşları, AKP iktidarının yolunu açtıkları için mi cezaevindeler?

İsmail Hakkı Karadayı, AKP'ye "zemin hazırladığı" için mi hedefte? Bu satırları yazarken 28 Şubat'a karşı 3. operasyonun yapıldığı, mavuzzaf ve emekli bazı subayların gözaltına alındığını duyurdu TV'ler. Suçları "ABD ve AB desteğinde AKP'yi iktidara taşımak" mı? Bu nasıl bir mantık yürütmedir?

Devam edelim.

Yazarımız bir başka yazısında Ergenekon, Balyoz, İnternet Andıcı, Kafes vb. gibi davalarda yargılanan askerleri "gerçeği görme ve düşünmeye" davet ediyor:

"Biz demokrasiyi nasıl algıladık, kantarın topuzunu nerede kaçırdık ve yanlış yaptık?" (...)

"Tutuklu askerler içinde 'darbelere, faşist cuntalara' karşı çıkan, demokrasiyi ve özgürlükleri özümseyen subayların da olduğunu elbet biliyorum."

"Bu yüzden de kurunun yanında yaşın da yandığını, bu davaların içinden çıkılmaz bir hal aldığını görüyorum."

BİZİM KUŞAĞIN 'HİKMET AĞABEY'İ

Bu kadar yeter.

Bu yazar ne "yandaş" denilen medyanın tetikçi bir kalemidir, ne de "merkez" denilen medyanın liberal demokrat bir yazarıdır.

Cumhuriyet'in en kıdemli yazarlarından Hikmet Çetinkaya'dır.

Bizim kuşağın sevdiği yazarlardandır Çetinkaya. Birçok solcu genç onun kapısını çalmış, derdini anlatmış, köşesinde yazmasını istemiştir.

Türkiye, MHP'nin "komando kampları"ndan Hikmet ağabeyin unutulmaz yazı dizisinden haberdar olmuştur. Cemaat-tarikat-siyaset ilişkilerini ele alan, özellikle Fethullah cemaatini incelediği çok sayıda yazısı ve kitabı vardır.

Ancak sadece mart ve nisan aylarından yaptığımız şu alıntılarda bambaşka bir Çetinkaya çıkıyor karşımıza.

Ergenekon, Balyoz ve benzeri davalarda yargılanan askerleri "darbeci, darbesever" ilan ediliyor, yargılanmalarına, Silivri mahkemelerinde yaşanan hukuk rezaletlerine itiraz etmiyor.

İtirazı, bu kişilerin yanında gazetecilerin de yargılanması.

Yıllardır tekrar edilen "kuru-yaş", "elma-armut" nakaratları. İtirazı, herkesin "aynı çuvala" konması.

Çetinkaya o "çuvalın" sivil, asker ayrımı yapılmadan bütün yurtseverler için dikildiğini anlamıyor.

İLHAN SELÇUK 'KURU' MU 'YAŞ' MI?

Çetinkaya, "darbesever" diye bir suç icat ediyor, yargılanan askerleri şimdiden "darbeci" ilan ediyor. O "darbecileri" özeleştiri yapmaya davet ediyor.

Oysa Cumhuriyet'in diğer yazarları Çetinkaya'dan çok farklı. Oktay Akbal, kuru-yaş demeden "Bizler onların yanındayız. Biz onlarız" diyor. Orhan Bursalı, Ataol Behramoğlu, Ali Sirmen, Ümit Zileli ve birçok yazar bu davaların büyük bir tertip olduğunu daha başından görmüş durumdalar.

Acaba İlhan Selçuk, yanması gereken "kuru"lar arasında mıydı?

Mustafa Balbay ne? "Elma" mı yoksa "armut" mu? Ya da Erol Manisalı?

İnsan düşünmeden edemiyor.

İlhan Selçuk sağ olsaydı, Cumhuriyet'te böyle yazılar çıkabilir miydi?

Hikmet Çiçek
Silivri 1 nolu Cezaevi

ulusalkanal.com.tr


Yorum Gönder

Çok Yorumlananlar