banner864

Doğu Perinçek: 28 Şubatçılar cumhuriyetçi ama devrimci değil 19 Nisan 2012, 14:58

28 şubat bir intikam operasyonu mu? İşçi Partisi Lideri  Doğu Perinçek, bu soruya yanıt verdi. Perinçek, "28 Şubat'a saldırı, Cumhuriyet Devrimi'ne saldırı kapsamındadır; bir karşıdevrim uygulamasıdır" dedi. İşte Perinçek'in değerlendirmeleri:
Kabile toplumunda intikam için kan dökülürdü.
Kabile, intikamla yaşardı.
Kuşkusuz şu anda 28 Şubat’tan intikam alan uygarlık öncesi zekâlar var.
Ama BOP Eşbaşkanı’na ve Sözleşmeli Personel’e bakmayın, onları 28 Şubat’ın üzerine süren Büyük Güce bakın.
 
Anlaşılmayan olaylara ilkel tanılar
Büyük kuvvetler, büyük devletler, “intikam” olsun diye eylem yapmaz; planları, hesapları vardır.
28 Şubat’a karşı tutuklamalara “intikam” tanısı koyanlar, olayı anlamamış olanlardır. Anlaşılmayan olaylara ilkel tanılar konması olağandır.
28 Şubat’a saldırı, Cumhuriyet Devrimi’ne saldırı kapsamındadır; bir karşıdevrim uygulamasıdır.
28 Şubat Cumhuriyet Devrimcisiydi; 18 maddelik program, İşçi Partisi’nin bir yıl önce ilan ettiği “Cumhuriyet Devrimi Kanunları Uygulansın” programıdır. 8 yıllık eğitimi getirdi.
Bugün 28 Şubat’a saldırı ile 8 yıllık eğitimin kaldırılması operasyonlarının birlikte yapılması anlamlıdır.
 
Cumhuriyetin son direnmeleri
28 Şubat 1997, Cumhuriyet Devrimi’nin sondan bir önceki direnmesiydi. 10 yıl sonra 2007’de o dünya ölçeğinde büyük Cumhuriyet Miting ve Yürüyüşleri geldi.
28 Şubat, yalnız askerlerin direnişi değildir. Bir kitle hareketi vardı. “Aydınlık İçin Işık Söndürme” eylemleri, Susurlukçu Çiller-Erbakan hükümetini devirdi ve AKP iktidarını 5 yıl geciktirdi.
 
“AKP” zaten hükümetteydi
28 Şubat AKP’yi getirmedi; bu çok büyük bir yanılgıdır. AKP, o zaman zaten hükümetteydi.
AKP, Çiller’in ve Turgut Özal’ın devamıdır. Erbakan’ın Yugoslavya’yı parçalamada ABD’ye yaptığı büyük hizmeti başkası yapamazdı. ABD’ye o zaman Bosna’da Erbakan gibi İslamcılar lazımdı. ABD’ye hizmet ile aile kasalarının doldurulması süreçleri orada başladı. Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül’ü o süreçlerde Erbakan yetiştirdi.
 
28 Şubat’ın cılızlığı
28 Şubat, cılız kaldı. Cumhuriyeti savunuyordu; ama devrimci değildi. İktidar formülü yoktu. Cumhuriyeti sistem içinde savunmaya kalktı. Artık Atatürkçüler Atatürkçü değildi. Çünkü devrimci değillerdi. Ancak devrimci olarak halkla birleşebilir ve Cumhuriyeti yeniden örgütleyebilirlerdi. Oysa sistem içindeki kafaları ancak yıkımı muhafazaya çalışıyordu. 1927 yılında kalmışlardı. Kırık plak gibi dönüyordu zihinleri. Hâlâ Cumhuriyeti “muhafaza ve müdafaa” edeceklerdi. Oysa Cumhuriyet, artık muhafaza edilemezdi, yeniden kurulabilirdi.
 
2007’de İkinci 28 Şubat
Aynı kafa 2007 Cumhuriyet Hareketini de yenilgiye sürükledi. 10 milyonlarca Cumhuriyetçinin enerjisini götürdü sisteme teslim etti.
28 Şubatçılarla 27 Nisancılar, Cumhuriyet cephesindeydiler ama devrimci değildiler; Atatürk’e benzemiyorlardı. Cumhuriyetin artık ancak bir devrimle kurulacağını anlamamışlardı ve bugün teslimiyetçi oldular. Yaptıkları işin doğrularını bile savunamıyorlar. “Batı destekli irticayı tasfiye bir Cumhuriyet görevidir.” bile diyemiyorlar. “İrticanın arkasında dün İngiliz emperyalizmi vardı, bugün ABD emperyalizmi var. Biz Türkiye’nin bağımsızlığını savunduk.” da diyemiyorlar.
 
Kibir yorulur
Onur dik durur

Onlardan beklenen bütün bunlardan ders çıkarmaları ve artık dik durmalarıdır. Düşmanın önünden sağa sola kaçışmamalarıdır. Onurlarını korumalarıdır. Cumhuriyet mevzisinde cephe tutarlarsa, onurlarını da korumuş olacaklardır.
5 yıldır, kibirli durarak onurun korunamayacağını ispatlamışlardır.
Kibir, onur değildir; yorulur ve teslim olur. Kibiri bırakırlarsa savaş mevzisine girerler, yoksa rezil olacaklardır.
 
AKP cephesinde kalarak fikir de üretilmez, onur da
Bugün onurlu kalabilmenin birinci şartı, AKP cephesinden kurtulmaktır; ABD ve AKP’nin tam karşı cephesinde, bağımsızlık ve Cumhuriyet cephesinde mücadeleye girmektir.
AKP cephesinde yer alarak, fikir de üretilemiyor; onur da üretilemiyor.
CHP yönetiminin hali bu açıdan ibretliktir. “28 Şubat’ın üzerine yürüyün, 27 Nisan’ın üzerine yürüyün” talebiyle ABD ve AKP’nin Cumhuriyet Devrimini tepeleme eylemlerine sürekli dâvette bulunmuşlardır. AKP 28 Şubat’ın üzerine yürüyünce, şaşkınlıktan ilk akıllarına gelen sözcüğü kullanmış, “intikam” demişlerdir.
 
Sen devrim yapamazsan
Sana karşıdevrim yaparlar

Olay, intikamın çok ötesinde, yıkılan Cumhuriyetin ezilmesidir.
Her devrim ve her karşıdevrim, karşı cephenin bütün direnme odaklarını ezerek ilerleyebilir.
Sen devrim yapamazsan, sana karşıdevrim yaparlar.
Olay, intikam değil, yarın nasıl yaşayacağımızı, nasıl bir toplum olacağımızı belirleyen Haçlı İrticanın son operasyonudur.


ulusalkanal.com.tr

Yorum Gönder