banner864

Myanmar’da Neler Oluyor? 25 Mayıs 2013, 13:11

Doç. Dr. Cüneyt Akalın Myanmar’a mercek tuttu:
Myanmar’dan katliam haberleri geliyor.
İslamcı basın “Budistler müslümanları katlediyor” haberleri yapıyor, korkunç katliam fotoğrafları yayımlıyor.  
Bu haberlere Davutoğlu’ndan R.T. Erdoğan’dan  destek  açıklamaları geliyor. Son Obama-Erdoğan buluşmasında Myanmar’ın da konu edildiği anlaşılıyor.
Sahi, Myanmar’da neler oluyor?

Müslüman-Budist çatışması mı?

Medyada yeralan haberlere göre Myanmar’daki budist topluluklar şimdilerde Arakan bölgesinde yaşayan müslümanlara saldırıyor; iki taraf arasında sık sık ölümlere varan çatışmalar oluyor, karşılıklı evler, ibadethaneler yakılıyor.
Bengaldeş’in  hemen yanıbaşındaki Arakan’da yaşayan müslümanların büyük çoğunluğu Bengaldeş’ten iş bulmak için buraya göçmüş müslümanlar. Katiplik, yazıcılık, ticaret vb. işlerle uğraşan, zamanla Arakan’a yerleşen  bu müslümanlara, Roginya etnik gurupu adı veriliyor.  Myanmar Yönetimi’nin uyrukluk vermediği bu kişiler, yarı- meşru konumda  varlıklarını sürdürüyor.
Bölgeden gelen haber olayların  din-inanç çatışması değil, iki ayrı etnik topluluğun çatışması olduğuna işaret ediyor.

Myanmar’ın geçmişi

Myanmar, eski adıyla Burma, Hindistan’ın komşusu. Eski bir  İngiliz sömürgesi.  İngilizler  18. yüzyılın sonunda Hindistan’ı Doğudan ( Bengal/ Kalküta limanı) başlamak üzere  sömürgeleştirince, “ne olur ne olmaz” diye   komşusu  Burma’yı da  1823’de işgal ettiler.  Rangoon’da (Myanmar’ın eski başkenti) büyük bir garnizon bulundurdular.
Myanmar’ın 50 milyonu aşan nüfusunun büyük bölümü budist. Nüfusun % 5 kadarı müslüman. Müslümanların büyük bölümü  bölünmenin ardından Hindistan’dan  Myanmar’ın Arakan bölgesine göçenlerden oluşuyor.
Mevcut yönetim 1823 İngiliz işgalinden önce Arakan’da yaşadığını kanıtla- yamayan müslümanlara uyrukluk vermeyerek,  etnik çatışmayı körük lü yor.

Hep aynı bölücülük

Myanmar’da gerginlik  Sovyet sisteminin çöküşünün ardından başladı.    Ülkeyi yöneten askeri yönetime karşı çıkan   “Ulusal Demokratik Birliği”  temsilcisi, “şiddet karşıtı”, budist Aung San Suu Kyi önce 1990’da Saharov Ödülü’ne, ardından bir yıl sonra Nobel Barış Ödülüne değer görüldü. Bu olay, özelelikle medyanın Myanmar’da odaklanmasına  vesile oldu.
Tahmin edileeceği gibi, askeri yönöteme karşı şiddetli bir kampanya açıldı.     
ABD “diktatör” “ lükle  suçladığı Myanmar  yönetimi ile  2011’ de ilişki kurdu.   Obama’nın ikinci kez seçildikten sonra Kasım 2012’de Myanmar’ı ziyaret etme- si, uzmanlarca ABD’nin bölgedeki emellerine dikkat çeken bir girişimdi.   İngiliz sömürgeciliğinin 1960’lı yıllarda tasfiyesinden sonra   otoriter yönetimlerce yönetilen Myanmar şiimdilerde  Batılı küresel güçlerce zorla “piyasa” ya açılmak, küresel sisteme entegre edilmek isteniyor.  
Dikkat çekici bir başka husus şu: Çin’e  karşı propaganda da “melekler” olarak sunulan “budistler” “budist toplululukları” şimdilerde “şeytanlar” olarak sunuluyor, karalanıyor, lekeleniyor.
Myanmar’a hakimiyet Batı açısından hem Çin’i  hem Hindistan’ı dengeleme, gerektiğinde rahatsız etme,  hem de Myanmar’ı piyasaya açılmaya zorlama anlamını taşıyor.

Etnik çatışma 

Bögledeki Halkların dostlarından,  Hint ve öteki kaynaklardan gelen bütün bilgiler, Myanmar’da yaşanan çatışmaların bir din-inanç kavgası olmadığı, budist tarım toplulukları ile Myanmar’da tutunmaya çalışan Roginya   müslümanları arasında geçiğini belirtiyor.

Cüneyt Akalın
ulusalkanal.com.tr

Yorum Gönder

Çok Yorumlananlar