banner864

Türkiye dere tepe katlediliyor, Bakanlık ‘AB’ye uyumlu hale geldik’ diyor! 31 Ekim 2013, 10:47

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Müsteşarına çevre ve ekoloji avukatlarından yalanlama…
Yusuf Yavuz

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Emin Birpınar’ın, son on yılda çıkartılan 50’ye yakın yönetmelikle Türkiye’nin çevre mevzuatında AB ile uyumlu hale geldiği yönündeki açıklamasına Çevre ve Ekoloji Hareketi Avukatları’ndan karşı açıklamayla yalanlama geldi. AB çevre müktesebatının 300 civarında yönerge ve yönetmelikten oluştuğuna dikkat çekilen ÇEHAV açıklamasında Türkiye’nin söz konusu mevzuatın önemli bir kısmını halen iç hukukuna aktarmadığına işaret edildi.


BAKANLIK MÜSTEŞARI AB’YE UYUMLU HALE GELDİK DEDİ AMA
Avrupa Birliği’nin 2013 Türkiye İlerleme Raporu’nda, Türkiye’nin çevre ve iklim değişikliği konusundaki ilerleme durumlarına dair tespitlere yer verildi. Konuyla ilgili rapor, Türkiye’nin çevre faslında sınıfta kaldığı eleştirilere neden olurken, eleştirilere basın aracılığıyla yanıt veren Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Müsteşar Yardımcılarından Prof. Dr. Mehmet Emin Birpınar, son 10 yılda 50’ye yakın yönetmelik çıkartıldığını ve çevre konusunda mevzuatın AB ile uyumlu hale geldiğini açıkladı.

ÇEVRE VE EKOLOJİ AVUKATLARINDAN MÜSTEŞARA YALANLAMA
Ancak Birpınar’ın eleştirilere yanıt niteliğindeki açıklamalarına Çevre ve Ekoloji Hareketi Avukatları (ÇEHAV)’dan yalanlama ve eleştiri geldi. Birpınar’ın değerlendirmelerinde ciddi bilgi eksikliği olduğuna dikkat çeken ÇEHAV’dan yapılan açıklamada, “Öncelikle bu bilgi doğru değildir. Avrupa Birliği çevre müktesebatı, 300 civarında yönerge ve yönetmelikten oluşan bir çevre mevzuatı içermektedir. Türkiye söz konusu mevzuatın önemli bir kısmını halen iç hukukuna aktarmadı. Çevre mevzuatının en önemli unsurları olan Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) süreçlerinden bile yatırımları muaf tutan yasal düzenlemeler yapması bir yana, geniş ölçekli etkilerin değerlendirilmesini bütüncül bir düzeyde değerlendiren ‘Stratejik ÇED Yönetmeliği’ni dahi iç hukukuna dâhil etmedi. Çevre müktesebatının en önemli uluslararası sözleşmelerinden olan ve Çevresel Konularda Bilgiye Erişim, Çevresel Karar Verme Sürecine Halkın Katılımı ve Yargıya Başvuru (Aarhus) Sözleşmesini de imzaya açıldığı 2001 yılından bu yana halen imzalamadı. Türkiye, bir paket gibi düşünecek olursak AB Çevre Mevzuatı’nın içinden bir kısım kitapçığı alıp, bu kitapçıklarda yer alan mevzuatın sınır değer limitlerini de çevre aleyhine yükselterek, iç hukukuna aldı. Bir kısım mevzuatı iç hukukuna hem de ayıplı olarak alarak AB’nin Çevre mevzuatı ile uyum sağladığının iddia edilmesi anlaşılacağı üzere hiçbir şekilde doğru değil” görüşü savunuldu.

‘MÜSTEŞAR İPTAL EDİLEN ÇED KARARLARINI OKUSUN’
Müsteşar Yardımcısı Birpınar’ın, raporun; “Nasıl olsa AB’ye sizi almayacağız, çevre konusunda da biraz bahane bulalım” demek istediğini ifade ederek ÇED Yönetmeliği’nin 20 yıldır başarı ile Türkiye’de uygulandığını söylemesine tepki gösterilen ÇEHAV açıklamasında, “AB’nin Türkiye’yi birliğe kabul edip etmemesi siyasal bir meseledir, buna cevap vermeyeceğiz ama Türkiye’de ÇED Yönetmeliği’nin 20 yıldır başarı ile uygulandığına dair iddialar yine doğru değildir. Bin bir güçlükle yargıya intikal ettirilenler üzerinden ifade etmek isteriz ki ÇED raporlarına karşı açılan onlarca davada mahkemelerin iptal ettiği onlarca ÇED raporu ortadadır. Sayın Müsteşar Yardımcısın mahkemelerce iptal edilen ÇED kararlarının gerekçelerini okumasını tavsiye ediyoruz. ‘Formatsal inceleme’, ‘eksik inceleme’, ‘kümülatif etkiye yer verilmemesi’ gibi sayfalar dolusu gerekçe ile iptal edilen onca ÇED kararı varken, Müsteşar Yardımcısı’nın iddia ettiği gibi başarılı ÇED süreçlerinden bahsetmek gerçekle bağdaşmıyor” denildi.

‘BİRPINAR ÜSLUBUNU GÖZDEN GEÇİRMELİ’
Akkuyu Nükleer Santrali’nin ÇED’den muaf olması nedeniyle AB İlerleme Raporu’nda yer verilen eleştirilere karşın, Birpınar’ın ÇED sürecinin yürütüldüğünden bahsettiğinin altı çizilen açıklamada, “söz konusu proje için ÇED’den muafiyet çıkarıldığına dair AB İlerleme Raporu’ndaki bilginin nereden alındığını da sorgulayarak ‘esef ve üzüntü verici olduğunu’ söyleyen Müsteşar Yardımcısı, gazeteci, yazar ve ‘istemezükçü sivil toplumu’ suçlamaktadır. Öncelikle ifade etmek isteriz ki Sayın Müsteşar Yardımcısı bürokrattır. Akademisyen geçmişi vardır. Bilim adamıdır. Ama siyasetçi değildir. Sayın Müsteşar Yardımcısı’nın üslubunu gözden geçirmesi gerekmektedir. Bu üslup görev yaptığı makama uygun bir dil değildir” ifadelerine yer verildi.

ÇED YÖNETMELİĞİNDE DEFALARCA DEĞİŞİKLİK YAPILDI
Akkuyu Nükleer Santrali’nin Ilısu Barajı, 3. Köprü ve 3. Havaalanı gibi pek çok projeyle birlikte ÇED sürecinden muaf tutulması için ÇED Yönetmeliği’nin geçici 3. maddesinde defalarca değişiklik yapıldığı anımsatılan ÇEHAV açıklamasında, söz konusu değişikliklerin her defasında Danıştay tarafından iptal edildiği kaydedilerek, “ancak çevreden sorumlu bakanlık bu sorumluluğunu nasıl değerlendirmekte ise muafiyete dair getirmek istediği yönetmelik değişikliği her seferinde Danıştay tarafından iptal edilmesine rağmen, iptal gerekçelerini görmezden gelmiş ve en sonunda Sosyal Güvenlik Kanunu’na dair değişikliği içeren torba yasaya ilave ettikleri bir madde ile ÇED süreçlerinden muafiyete dönük arzusunu bu sefer kanunlaştırarak sağlamıştır” denildi.

DEĞİŞİKLİKLER TAMAMEN ÇEVRE ALEYHİNE
Çevreyi korumakla görevli bir bakanlığın çevreye zarar verecek projeleri ÇED süreçlerinden kaçırmak için ısrarla yönetmelik değiştirmesinin, yargı kararları ile bu arzusunu sağlayamayacağı ortaya çıkınca yasa değişikliği yapılmasının tesadüf olmadığı ileri sürülen açıklamada, ayrıca şu görüşlere yer verildi: “tüm bu gelişmeler Türkiye’nin çevre konusundaki niyetinin ne olduğunu apaçık ortaya koymuştur. Kaldı ki öncesinde Mera Kanunu’nda, Tabiat Varlıkları Koruma Kanunu’nda, Toprak Koruma Kanunu’nda, Orman Kanunu’nda, Turizm Teşvik Kanunu’nda, Yenilenebilir Enerji Kanunu’nda, Elektrik Piyasası’na dair Kanun ve yönetmeliklerde yapılan pek çok değişiklikler de tamamen ‘Çevre’nin aleyhine olarak yapılmıştır.

‘ ÇED SÜRECİNDE HALKA BİLGİ VERİLMİYOR, HALKTAN BİLGİ ALINIYOR’
Sayın Müsteşar Yardımcısı, Akkuyu Nükleer Santrali ÇED sürecine ilişkin o bölgede yaşayan vatandaşlarla ‘halkın katılımı toplantısı’ yapıldığını da ifade etmiştir. Öncelikle halka bilgi verme toplantısına otobüslerle çevreden seçilmiş insanların taşındığı kamuoyunun bilgisindedir. Gerçek bir halka bilgi verme toplantısı yapılmamıştır. Kaldı ki sürecin en başında daha ÇED başvuru dosyasının Bakanlığa yeni ulaştığı, yani ÇED yapıcıların bile çevresel sorunlara henüz her hangi bir yanıtının olmadığı bir süreçte ‘halka bilgi verme’ toplantısı düzenlemek ÇED sistematiğinin en büyük eksiklerinden biridir. Halka verilecek bir bilginin olmadığı bir süreçte yapılan ‘halka bilgi verme toplantıları’ uygulamada ‘halktan bilgi alma toplantıları’ olarak algılanır olmuştur. Çünkü pratikte halka bilgi verme değil, halktan bilgi alınmaktadır.

BAKANLIK RAKAMLARI MÜSTEŞARI YALANLIYOR
Sayın Müsteşar Yardımcısı ‘4 bin ÇED raporunun reddedildiği’ni iddia etmektedir ki bu iddianın yanıtı Bakanlığa ait http://www.csb.gov.tr/db/ced/webicerik/webicerik557.pdf adresinde mevcuttur. Bu adreste bulunan ‘İlk ÇED Yönetmeliği’nin yayınlandığı 1993 yılından 2012 yılı sonuna kadar verilen ÇED Kararları’nı gösteren çizelge aşağıda sunulmuştur. Sayın Müsteşar Yardımcısı’nın da ifade ettiği gibi ‘çevre konuları hepimizin sorumlulukla yaklaşması gereken, ilgilenmemiz gereken konulardır’. Bu nedenle ‘bilgi hatalarının’ tarafımızdan düzeltilmesi kaçınılmaz olmuştur.”

ulusalkanal.com.tr
Etiketler

Yorum Gönder

Çok Yorumlananlar