banner864

Uçurumdan önceki son çıkış Vatan Partisi 19 Şubat 2015, 10:58

Memur Kemal’in danışmanı Şükrü Karaca; Suriye konusunda, sertlik yanlısı Esat’a esaslı bir karşılık verilmesi için Erdoğan’ın takip edilmesini önermiş!.. Kılıçdaroğlu da zaten aynı yoldadır… Emperyalizmin Ortadoğu’daki çıkarlarını korumak için görevlendirilmiş olduğu kanıtlandı. Danışmanı Şükrü Karaca, Kemalizmin can düşmanı Mümtazer Türköne’nin önerisi ile 1996 yılında DYP’nin genel başkan yardımcılığına getirilmişti. Şimdi Y-CHP’nin akıl hocaları arasındadır. 2007′de AKP’den Tokat milletvekili aday adayı iken, “Tayyip Bey’in liderlik sezgilerine güveniyorum” diyerek, RTE’ye hayranlığını ilan etmişti. O günden bugüne fikrinde bir değişiklik olmadı. Görüşlerini memur Kemal’e de benimsetebildiğine göre, başarılı sayılır!..

***

Basına yansıdığına göre, Can Dündar’ı da Y-CHP’nin danışmanları arasına katılıyorlarmış. “Mustafa” adlı belgeseli ile Atatürk’ü itibarsızlaştırmak ve Kemalizm’i gözden düşürmek yarışında başa güreşiyordu. İkinci Cumhuriyetçi olduğunu da saklamıyor hazret. Yuvarlanan tencere misali Y-CHP’ye ne de yakıştı!..

***

Başbakan Erdoğan’ın siyasi başdanışmanı AKP Ankara milletvekili Yalçın Akdoğan, “Esat’ın temsil ettiği Nusayri ailelerinin, dindar halka baskı ve şiddeti mazur göstermesinin İran İslam Devrimi ilkeleri ile çeliştiğini” söylemiş… AKP hükümetlerinin ABD’nin Ortadoğu’daki politikalarına taşeronluk yapması ve sonuçta milyonlarca Müslüman’ın katledilmesine katılması, sanki İslami değerlerle bağdaşıyordu!.. İnsanda biraz utanmak olur!..

***

Cumhuriyet’ten Utku Çakırözer Beşar Esat’la röportaj yaptı. Dünya çapında bir gazetecilik başarısı sayılır. Sorulan bir soruya Esat’ın verdiği şu yanıtın altını çizdim: “Suriye’nin geleceğine Suriye halkı karar verir. Dışarıdan empoze edilen hiç bir şeyi kabul etmeyiz. Her şeyi kendi iç dinamiklerimizle belirleriz. Ben kişisel olarak koltuğu düşünmüş olsaydım Amerikan telkin ve talimatlarını yerine getirirdim. Petro-dolarların peşinden koşardım. Kendi ilkelerim ve ulusal tutumumdan vazgeçerdim. Ama daha önemlisi ülkeme füze kalkanı kurulmasına izin verirdim.” Anlaşılan füze kalkanı önce Suriye’ye kurulmak istenmiş. Esat bu dayatmayı kabul etmeyince, görevi bizimkilere vermişler!.. Arkasından Suriye yönetimini yıpratmak üzere kampanya başlatılmış… RTE’nin derdi Suriye’ye “demokrasi” götürmekmiş. Ne kadar da inandırıcı!.. Ayı ile yatağa girmenin bedeli her zaman ağır oluyor. Birkaç ay önce, can ciğer kuzu sarması olup, kardeşçe görüntüler verilen bir dostla, bir gecede adamı düşman haline getirirler!.. Emperyalizme göbeğinden bağımlılık böyle bir şeydir işte!..

***

Diyanet’in fetvasıyla AKP hükümetinin İslam’a aykırı olacak şekilde kürtaj yasasını çıkarttığı sonunda ortaya çıktı. Irak’ta bir buçuk milyondan fazla, Libya’da yüz binlerce ve Suriye’de on binlerce Müslüman’ın kanının akıtılmasını “cinayet” olarak nitelendiremeyen Diyanet, kürtaj için “cinayettir” diyebilmiş!.. Hükümeti desteklemek için bu açıklamayı yapan Diyanet, hükümetin karar değiştirmesi karşısında şimdi susuyor. Bu demektir ki, bizim Diyanet, “cinayet”in kısmen serbest bırakılmasını İslam’a uygun bulmuş!.. Dini siyasetin pisliğine bulaştırmanın sonucunda olacağı buydu!..

***

Duruşmaya türbanı ile giren bir kadını uyaran Fatih yargıcı Ayla Hanım, Deniz Feneri soruşturmasını yürüten üç savcı gibi sanık sandalyesine oturtulmuş… Yargıtay’da yargılanıp aklanan yargıcın, Cumhuriyet Başsavcılığı peşini bırakacak gibi değil. Başsavcılığın beraat kararına itirazını görüşecek olan Yargıtay Ceza Genel Kurulu, bakalım bağımsız ve tarafsız karar verebilecek mi?.. Yargıda Cemaat’in etkisi olduğunu söyleyemeyen Kılıçdaroğlu, delege hesapları ile meşgul olduğu için bu tür haberleri her halde duymuyor!..

***

Fatih, Ümraniye, Bahçelievler ve Eyüp belediyelerinin de aralarında bulunduğu AKP’li pek çok belediye’nin aile danışmanlığı görevini yürüten Seda Üresin, eşine ikinci eş olarak arkadaşını önerdiğini söyleyip, çok eşliliği savunuyormuş!.. Yabancı basının ilgisini çeken bu haber, laik devlet düzeninden, şer’i devlet düzenine geçiş aşamasında olduğumuzu gösteriyor. Laikliğin tehlikede olmadığını söyleyen ABD’nin memuru Kemal Bey’e duyurulur!..

***

Kimine göre, Kılıçdaroğlu hayal dünyasında geziniyor, kimine göre ise, kendisine verilmiş olan, halkı uyutma görevini yapıyor. Oldukça da başarılı sayılır. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin “ulusalcı” subayları ile Türk aydınlarını “Silivri Hukuku” içerisinde boğan hükümetin haksızlıklarına temelde karşı çıkmayıp; her seferinde eleştiri cümlelerinin önüne “Biz yargılanmasınlar demiyoruz..” cümlesini ekleyerek yapılanları meşrulaştırmıştı… TSK’yı devre dışı bırakmak için, tutuklu CHP milletvekillerini bile karşıdevrimin başarısı için feda etmişler. Yazık. Y-CHP de AKP gibi bu büyük projenin içerisinde rol almış!.. CHP’nin geçmişi ile hesaplaşmak, İnönü üzerinden Atatürk’ü vurmak hep aynı amaca hizmet etmek içindi. Sebahattin Ali’yi CHP öldürmüş, Nazım Hikmet’i CHP sürdürmüş, Dersim’deki soykırımını CHP yapmış, Kılıçdaroğlu AKP ile mücadele ederken; 1940′ların CHP’si ile mücadele ediyormuş gibi hissediyormuş vb gibi ihanet kokan sözleri, ağızlarından yanlışlıkla kaçırmış değiller!..

***

Memur Kemal, okyanus ötesinden kendisine verilen görevlerin çoğunu yerine getirmiş. Bayağı da deşifre olmuş. Şimdi onun bıraktığı yerden, intihalci Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer devam ediyor. İnönü’yü ders kitaplarından çıkartmayı kafaya koymuş. Bundan böyle Türk gençliği, Birinci İnönü ve İkinci İnönü savaşlarını olmamış kabul edecekler. İkinci Dünya Savaşı’na Türkiye girmiş mi girmemiş mi, bu soru da yanıtsız kalacak. Lozan’ı milletçe unutacağız… Sevr’e göre belirlenmiş sınırlar ile yetineceğiz. Garp Cephesi Kumandanı İnönü ders kitaplarımızda yoksa, onun can yoldaşı, mücadele arkadaşı ve lideri Mustafa Kemal de yok sayılır. CHP’de CHP’liler yok ediliyor ama Kemal Kılıçdaroğlu ve arkadaşları hep var olacakmış!?.. Dersim Milletvekili Hüseyin Aygün de yanında olacak tabi. Ona Türk halkının ihtiyacı var. Fetullah Gülen’i baş tacı yapan PM üyeleri ile birlikte anılarımızda yaşayacaklar!..

Bu kadarla Kemal Efendinin istediği yerine geldi mi elbette bilinmez!.. CHP’nin ikinci Genel Başkanı, İsmet Paşa’nın koltuğunda oturup, onu öldürme eylemine iştirak etmek nasıl bir duygu, çok merak ederim. İnsanda biraz utanma olur, haya olur, ar olur!.. Başka bir şey demiyorum…

***

Y-CHP, karşıdevrimi gerçekleştiren cephenin en önemli aktörü olan Cemaat’i ciddi bir şekilde hiç bir zaman eleştirmemiştir… Bu noktada Y-CHP, üzerinin örtünmesini sağlayarak, gerçeği gizleme görevini yerine getiriyor!.. Bugün için geldiğimiz noktada, özel görevli mahkemelerin kaldırılması ile ilgili olarak, anayasa hukukçusu Prof. Süheyl Batum bakın ne diyor:” Kaldırıldı demek cehalet değilse kötü niyettir. Halk ve bazı gazeteciler bu konuda kandırıldı. Başbakan ‘kaldıracağım’ dedi, Cemaat izin vermedi, kaldırılamadı”dedi… Cemaat MİT’in Başkanını yargılamaya kalkışınca, Başbakan:” O zaman gelip beni de alsınlar” demedi mi? Başbakan Cemaat’ten korunmak için özel yasa çıkartıyor! Bütün bu olup bitenlere rağmen, ABD’nin Türkiye’deki memuru Kemal, hangi kanıtları arıyor? 12 Eylül’de “hayır” dediği antidemokratik anayasa değişikliklerine şimdi hangi gerekçe ile “evet” dememizi istiyor? Lamı cimi yok, karşıdevrim tamamlanmıştır ve buna en büyük katkıyı Y-CHP vermiştir. Y-CHP en büyük ihanetini, M.Kemal Atatürk’e, CHP’ye ve Atatürkçü düşünceye karşı yaparak, bu yolu kendi elleri ile açmıştır!..

Hal böyle olunca ve başımızda Erdoğan bulununca, insanın sorası geliyor. AKP iktidarda iken, Y-CHP’ye ne hacet?..

Tuhaf ama gerçek!..

Şimdi uçurumdan önceki son çıkışa geldik…

İşbirlikçi ve karşıdevrimci Kemal Kılıçtaroğlu ve suç ortaklarının bir tür “atama” ile belirledikleri kurultay delegelerinin, sürpriz bir kararla parti yönetimini, patronlarından geri almalarını bekliyoruz!.. Uçurumdan sonraki son çıkış burasıdır!..

Bence imkansız da değildir!..

Yeni mücadele stratejimizi ondan sonra belirleyeceğiz…

Büyük olasılıkla Cumhuriyeti yeniden kurmak için Anadolu yollarına koyulacağız!..

“Brutuslar”ı bekleyelim hele!..

Ona göre, yolumuzu belirleriz!..

Av. Cemil Can

Etiketler

Yorumlar

doğrucudavut :

sayın cemil can'ın ''uçurumdan önceki son çıkış'' diye tabir ettiği yol artık bir çıkmaz yol halini almıştır.gerçekte uçurumdan önceki son çıkış yolu, vatan yoludur.vatan partisi aldığı birleşme kararı ile bu yol için tek aday olduğunu göstermiştir.

Tüm Yorumlar

Yorum Gönder

Çok Yorumlananlar