banner864

Utku Reyhan yazdı: ''Yeşil'' Yol 04 Temmuz 2015, 13:23

Yok, bu yeşil yol StephenKing’in meşhur “Yeşil Yol”u değil. John Coffey babayı iri siyah cüssesi ve sevimli yüzüyle gözyaşları içerisinde elektrikli sandalyeye gönderdiğimiz o yeşil yol değil.

Yine de bir benzerlik kurmak mümkün. Bu yeşil yol da bir çeşit idam yolu. Doğu Karadeniz’in eşsiz orman ve yaylalarını, her türlü doğal ve kültürel varlığını idama götüren bir yol. Belki elektrikli sandalyeye değil. Ama betona, bol yıldızlı otellere, asfalta…

Konumuz, Doğu Karadeniz Bölgesel Kalkınma Planı (DOKAP) kapsamında geliştirilen “Yeşil Yol” projesi. Belirsizliklerle dolu master planıyla bu projenin özeti Samsun, Ordu, Giresun, Gümüşhane, Bayburt, Trabzon, Rize ve Artvin’in yaylalarını birbirine bağlayan 7 metre genişliğinde ve rivayete göre yaklaşık 2500 kilometre uzunluğunda yer yer asfalt, yer yer beton, yer yer kilit parke taşlarından oluşan bir yol inşa etmek.

2500 km inişli çıkışlı yol demek, nereden bakarsanız bakın milyonlarca ağacın kesilmesi, yine milyonlarca ton moloz çıkartılması, yüzlerce dere yatağının doldurulması, onlarca akaryakıt istasyonu, onlarca otel, tonlarca çöp, bilmem ne kadar metre küp egzoz salınımı demek.

Anadolu’nun binlerce yıllık uygarlık tarihindeki tartışmasız en büyük doğa tahribatı amaçlanıyor. İstanbul’un betonlaştırılmasından bile daha acıklı ve daha geri dönülemez bir yıkım…

Yollar Zaten Yeşildi

Doğu Karadeniz’i, özellikle yaylalarını bilenler, oradaki her yolun zaten yeşil olduğunu bilirler. Çocukluğumuzda bir yayladan başka bir yaylaya, yüzlerce binlerce ineğin yıllarca özgürce dolaşarak oluşturduğu yemyeşil ve gerçekten doğal patikalardan giderdik. Muhteşem buzul göllerine şimdilerde “trekking” denen yürüyüşlerle ancak lastik ayakkabılarla giderdik. Hiçbirimizin aklına “şuraya bir yol yapılsa da arabayla dolaşsak” fikrinin geldiğini hatırlamıyorum.
Tek sonucu yeşil olanın yok edilmesi olan bir projeye “yeşil” adının konmasındaki arsızlığa ayrıca dikkat çekmek gerekiyor. Bu marazlı kafa, öldürdüğü kişinin evine herkesten önce taziyeye giden sapık ruhlu adamın kendini “çok zekiyim lan” diye kandırmasına benziyor.

“Turist Gelecek” mi Dediniz?

Yaklaşık bir aydır Rize Çamlıhemşin’in Yukarı Kavrun yaylasında bu çılgınlığa karşı ciddi bir halk hareketi gelişiyor. Bendenizin de bütün bir çocukluğunun geçtiği bu yaylanın sakinleri her türlü doğa yıkımına gerekçe yapılan “turist gelecek, istihdam olacak, çok da güzel olacak, pek de güzel olacak” türünden tekerlemelere karnının tok olduğunu gösteriyor.

Zira zaten turist geliyor. Şimdiye kadar Doğu Karadeniz yaylalarına gelmek isteyip de “Yol yok yahu” diye cayan birisine şahsen rastlamadım. Her yıl on binlerce yerli ve yabancı turist Çamlıhemşin’in hem uluslararası kurumlarca hem de kendi yasalarımızla koruma altına alınan cennet vadi ve yaylalarına bir şekilde geliyorlar.

Tersine böylesine bir “çılgın proje” ancak turist gelmesin isteyen akılsızların eseri olabilirdi. Söyleyin Allah aşkına ey “turist gelsinciler”:

Turist pırıl pırıl akan buz gibi Kaçkar derelerini mi görmek ister, yoksa hafriyat ve çamur akan boklu dereleri mi?

Turist yemyeşil yaylalarda özgürce otlayan ineklerin enfes sütünden üretilen terayağı ve peynirleyapılanmuhlamayı mı yemek ister, yoksa kauçuğa benzeyen tatsız tuzsuz fabrikasyon peynirleri mi? Malum yaylaları asfalta, egzosa boğacaksınız. Zaten can çekişen hayvancılık bütünüyle sona erecek.

Sahi siz o turistlerin on binlerce kilometre yolu 5 yıldızlı iğrenç otellerde konaklamak için mi geldiğini düşünüyorsunuz? O insanların tek derdi; “betonsuz bir yere gideyim, çadırımı kurayım, dere ve yağmur sesine eşlik eden tulum melodisi eşliğinde doğaya karışayım!”

Bunun dışında bir Çamlıhemşin yaylası düşünemiyorum. Ben ve arkadaşlarım oraya gelen yüzlerce turistle çocukluğumuzdan beri görüşüyoruz. En sık duyulan cümle, “Çok doğal, umarım bozulmaz!”

Samsun’dan Hopa’ya kadar Doğu Karadeniz’i traş etmek istiyorlar. Sonra da “turist gelecek” diyorlar! HES’le dereleri öldür, Çaykara’daki meşhur Uzungöl’ün etrafını duvarla çevirip doğal gölü havuza çevir, Trabzon’daki Küçük Ayasofya müzesini cemaatsiz camiye çevir ondan sonra “turizm” de. Ya biz geri zekâlıyız, ya bunlar hayatlarında turist görmemişler.

Yol Bahane, Rant Şahane

Elbette medeniyet tarihi dediğimiz şey biraz insanın doğaya müdahalesidir. Elbette kamuyu yönetenlerin görevi insan refahıdır, halkın hayatının kolaylaştırılmasıdır. Ancak “Yeşil Yol” denilen insan olanın üretemeyeceği bu “proce” bunların hiç birisine denk gelmiyor. Hem yaylacılığı ve hayvancılığı, hem de yayla turizmini öldürüyor.

Hadi bunları geçtik. Kardeşim biz bu ülkenin herhangi bir yerinde motor gürültüsü olmadan oturamayacak mıyız? Kafa dinleyemeyecek miyiz? Kaliteli yaşam nedir? Kişi başına düşen yeşil alan miktarı ülkelerin gelişmişliklerinde evrensel bir ölçü olmuşken, nedir bu şimdi?

Ne olduğu çok açık. Üretmeden, borçla ve inşaatla ayakta kalmaya çalışan çökmekte olan bir ekonomiye ve onun can çekişen ufuksuz müteahhitlerine yepyeni ve bakir bir alan. Yoksa yılın 3-4 ayı açık olacak ve geri kalan sürede 4-5 metre kar altında kalacak bir yolu yapmanın rasyonel bir anlamı olamaz.

Şimdiden pis kokuları alıyoruz, Bodrum’da halka açık koyları kapatan kimi 5 yıldızlı arkadaşların arazi arayışında olduğunu duyduk.

Gelin Bakalım

Hodri meydan! Gelin dozerlerinizle.

Biz,

arılarımızla, alabalıklarımızla,

çimenimizle, çiçeğimizle,

derelerimizle, puğarlarımızla*,

öküzümüzle, ineğimizle,

kızılçamımızla, gürgenimizle,

tulumumuzla, horonumuzla,

vartevorumuzla**, atma türkümüzle,

Gölünoğ’umuzla***, Mezevit’imizle****,

muhlamamızla, mincimizle*****

Kaçkarımızla, Verçenikimizle, dumanlı dağlarımızla,

neyimiz var neyimiz yoksa, ata yadigarı ve toruna miras yaylalarımızı savunacağız. Vatanımızı size çiğnetmeyeceğiz.

Kavrun’dasize verilecek cevap vardır ama burada yazılacak gibi değil. Rahmetli Ramisemica hayatta olsaydı o size “tatlitatli” söylerdi!

*Pınar, kaynak
** Yayla festivali
*** Kavrun yaylasında bir göl ve onun etrafı için kullanılır.
**** Öküz Yatağı; Yayla zamanı bütün öküzler orada toplanır.
***** Çökeleğin yöresel adı.

Utku Reyhan
Posta: [email protected]
Twitter: utku_reyhan

ulusalkanal.com.tr

Yorum Gönder

Çok Yorumlananlar