banner864

Vatansız ve köksüz “Solculuk” 22 Aralık 2013, 09:43

Vatan ve milletleri saldırıya uğrarken, korkakların vatanları tarih boyunca samanlık olmuştur. Arkadaşları birer birer katledilirken samanlıklara saklananlar, vatana ve millete karşı savaşın kahramanlarıdır.
Garip değil
Türk milleti gibi tarihin en köklü milletlerinden birinin “Solcu”larının içinde böyle bir akımın olması, insana ilk başta garip geliyor. Ama yadırganacak bir şey yok. Çünkü Türk milleti iki yüzyıldır emperyalizmle göğüs göğse çarpışıyor. 20. yüzyılın başında Ezilen Dünya bu coğrafyada ayağa kalktı. Devrimler, 1900’lü yılların ilk on yılında bu iklimde, Rusya (1905), Türkiye (1908), İran (1907-1909) ve Çin (1911) gibi köklü milletlerle başladı. Emperyalizm çağının zafere ulaşan ilk kurtuluş savaşını bu millet verdi. Ezilen Dünyada ilk cumhuriyetler bu topraklarda kuruldu. O nedenle Türk milleti, iki yüzyıldır emperyalist merkezlerin en şiddetli ideolojik ve kültürel saldırısı ve baskısı altındadır. Bizi Ezilen Dünyanın ön siperi yapan, bizi büyük millet yapan da bu savaştır.

Vatansızlar ve vatanlılar
Bugün küresel mafya vatansızdır. “Uluslararası şirketler” deniyor onlara, küresel sermayenin vatanı yoktur. Vatansız ve köksüz “Solcu”, işte o vatansız sermayenin solcusudur; Lenin’in deyişiyle “emperyalistlerin Solcusu”dur.
Çağımızda vatan; köylünündür, işçinindir, esnafındır, zenaatkârındır, aydınındır, cümle emekçilerindir ve ayağı vatan toprağına basan sermaye sahiplerinindir. Vatanı vatan yapanlar, o toprakları işleyenlerdir, o toprakların üzerinde elleriyle kollarıyla, omuzlarıyla, ayaklarıyla, beyinleriyle üretim yapanlardır, güzellik yaratanlardır. Maden ocakları onların omuzlarına çöker. Düşmanın ilk kurşunu onları bulur. Her felâketi, her musibeti millet adına onlar karşılar.

Vatan, bir toprağa onbinlerce yıldır dökülen alınterinin toplamından başka bir şey değildir. Bugün en millî olan sınıf, işçidir. Milliyetçilik, en sonunda küresellerin özelleştirme saldırısına karşı Yatağan’da, Kemerköy’de, Yeniköy’de göğsünü vatana ve cumhuriyete siper etmektir. Vatanın gerçek sahipleri, şu an açlık grevinde bütün yurttaşlara ayağa kalkın çağrıları yapan o kahramanlardır. “Tekel vatandır, vatan satılmaz” diyen Malatya’nın, Diyarbakır’ın, Bitlis’in, Trabzon’un, İzmir’in, Cevizli’nin tekel işçisidir.
Bugün en yurtsever kitle, “canımı veririm toprağımı suyumu vermem” diyen Manavgat, Elmalı, Giresun, Rize, Tunceli ve Hopa köylüsüdür.
Vatan çarşılardır ve o çarşıların namuslu esnafıdır.

Emekçiye yabancılaşma
İşte o köksüz ve vatansızlar, o işçiye, o köylüye, o çarşı esnafına yabancıdır; kendilerini “öteki” yapmışlardır. Türke yabancılaşma, en sonunda emekçilere yabancılaşmadır ve emekçiyi hor görmektir.

Vatansızlık ve köksüzlük, vatana ve köklere yabancılaşma boyutundan halka yabancılaşma ve düşmanlık boyutlarına kadar uzanmaktadır. Halkın içinde el gibi gezerler. Mahalle veya köy kahvesine götürseniz onları, yabancı bir diyara gelmiş gibi olurlar, köksüzlerin ve vatansızların arasında yaşamaya alışmışlardır, bir an önce “kendi vatanlarına” dönmek isterler. Onların vatanları, küresel çöplükleridir. Köylerinden, ailelerinden, mahallelerinden kopmuş, başkası olmuşlardır. Ve yakalarında “Solcu” rozeti taşırlar. Bayrak tutmasını bilmezler, İstiklâl Marşını mecbur kalınca homurdanarak dinlerler. Bu topraklara ait, bu toprakların insanlarına özgü her şeyle alay etmek, dalga geçmek alâmeti farikalarıdır.

İnsana ve insanlığa yabancılaşma
Türkiye’de bugün Sol hareketin başındaki en büyük belâ, vatansızlıktır, milletsizliktir, Türklüğe yabancılaşmaktır. Bu yabancılaşma, yalnız kendi halkına değil, insana ve insanlığa yabancılaşmadır.

Türkiye’de en sıradan köylü bile ailesini, köklerini merak eder, araştırır. Zaten dedesinden dinlemiştir, kökleri vardır. Her ailenin yazılı olmasa bile sözlü olan, kuşaktan kuşağa aktarılan bir soyağacı vardır. Ailelerin şöhretleri, lakâpları vardır. Falancagillerdendir herkes. Soysuz sopsuz olan yoktur.

Küreselgilin solcusu, soyunu sopunu bilmez, bilse bile utanır, bilmiyorsa araştırmaz, merak etmeyi ayıp sayar, ırkçılık olarak görür. Bu, ideolojik bir illettir.

Oysa köklerini bilmek, kendisini tanımak insanî bir duygudur. Hayvan türlerinin, bitkilerin ve madenlerin köklerini ve soylarını araştıran insan, kendi köklerini araştırmadan yaşayabilir mi, böyle bir olasılık var mı?

Marx, Romalı şair Tacitus’un bir sözünü çok sevmiştir, sevilecek sözdür: “İnsanî olan hiçbir şeye yabancı değilim.”

İdeolojik kılıf

Köksüz ve vatansız “Solcu” insanî olan her şeye yabancıdır. Çünkü köksüzlük ve vatansızlık, insanca olan her şeye yabancılaşmaktır. Bu yabancılaşma, “Milliyetçiliğe karşı savaşmak” türünden ideolojik kılıflara sokulur. Kılıflar, dünya sermayesinin ideolojik merkezlerinde hazırlanmıştır.

Küreselgillerin vatansız ve köksüzleri, her şey olabilirler, bir tek solcu olamazlar. Vatan ve Milliyetçilik düşmanından solcu olmaz. Solculuk, en derin vatanseverlik, en köklü milletseverliktir. Türkiye tarihine bakınız, 19. yüzyılın sonunda Milliyetçilik ve Sosyalistlik iç içedir. Daha doğuşundan başlayarak her Milliyetçi sosyalisttir ve halkçıdır. Her solcu ise Milliyetçidir.
BDP/HDP’li Ertuğrul Kürkçü, Güney Afrika’da efendilerine rapor veriyor, “Bizim görevimiz Milliyetçilikle savaşmaktır” diyor.
Vatansız ve köksüz “solcular”, herkes biliyor, görevlendirilmişlerdir ve maaşlı oldukları vesikalıdır.
Türkle ve Türklükle savaş, küresel efendilerin savaşıdır. Vatanseverliğe ve milliyetçiliğe karşı savaş, Gelişen ve Ezilen Dünya ülkelerinde emperyalistlerin savaşıdır.

Vatansızlar korkak olur
Vatansızlar ve milletsizler, korkak olur. Hainlerin korkak olması gibidir onların korkaklığı. Çünkü onları yüreklendiren kökleri ve kaynakları yoktur. Kilimleri, nakışları yoktur. Perdelerinde ve mendillerinde kanaviçe yoktur. Cesareti besleyen toprakları yoktur.
Vatan ve milletleri saldırıya uğrarken, korkakların vatanları tarih boyunca samanlık olmuştur. Arkadaşları birer birer katledilirken samanlıklara saklananlar, vatana ve millete karşı savaşın kahramanlarıdır.

Doğu Perinçek
Aydınlık/Rota

Yorum Gönder

Çok Yorumlananlar