banner864

Yatağan+Hasdal’ın nöbetçi yıldızları 22 Ocak 2014, 16:09

Türk Ordusuna karşı tarihin en hain kumpası kurulmuştur, TSK esir alınmıştır. Mustafa Kemal subayı, ülkenin çöken direğini omuzlamaktadır.
 Yaşadığımız süreci hiçbir kucaklaşma bu kadar iyi anlatamazdı:
Yatağan yürüyor.
Hasdal ve Maltepe direniyor.
Yollar, ayakları birleştiriyor.
Özlemler, kolları birleştiriyor.

Mustafa Kemal’in işçileri ve askerleri
Mustafa Kemal’in işçileri ve askerleri aynı cephede birleşti. Kollar Yatağan’dan Hasdal’a, Hasdal’ın demir parmaklıklı pencerelerinden Yatağan’a uzanıyor. Tarih, onları bir kez daha buluşturuyor.
Cumhuriyet ekonomisi çökertilmiştir. Özelleştirmeye karşı direnen maden işçisi ve enerji işçisi, göçen madenin direğini omuzluyor.
Türk Ordusuna karşı tarihin en hain kumpası kurulmuştur, TSK esir alınmıştır. Mustafa Kemal subayı, ülkenin çöken direğini omuzlamaktadır.

Maden direği rütbe oldu bizlere

Çöken maden direğinin altında işçi ile asker omuz omuzadır şimdi. Tek rütbe, çöken madenin direğidir artık.
Maden ne zaman çökse, işçi, köylü, esnaf, millî tüccar ve sanayici göçen direğin altında birbirlerini bulur, kucaklarlar. Cephedeki kucaklaşma başka kucaklaşmalara benzemez, bambaşkadır.
Krizin yasasıdır bu. Kriz, emperyalizm çağında Türkiye gibi mazlum ülkelerde milleti birleştirir.
Ne zaman milletin birleşmesi yakıcı gündem olsa, milleti bölen fesat da deliğinden çıkar. Yılanlar, çıyanlar, fareler, akrepler, cümle sürüngenler fırlarlar karanlık yuvalarından.
Milletin göğsü, hem düşman ateşine karşı tek siperdir, hem de iç cephedeki fesada karşı birleşmektedir. Her kurtuluş savaşı, aynı zamanda iç savaştır.

Gökteki yıldızlarımızdan başka
kaybedecek bir şeyimiz yok

Yatağan, Kemerköy, Yeniköy, Zonguldak işçilerinin, Heslere direnen köylünün, Liseli kahraman Talebelerin (TLB) ve Türkiye gençliğinin kaybedecek zincirlerinden başka bir şeyleri yok.
Milas’tan Ankara’ya yürüyen işçinin varı yoğu, Anadolu bozkırının göklerindeki o yıldızlardır. Her yerden görünür ve herkesindir.

Subayımızın eskiden omuzlarında yıldızları vardı. Göçen madende o yıldızlarını ve NATO sırmalarını da kaybetti. Şimdi onların da yalnız gökteki yıldızları var.

Hasdal, Maltepe, Sincan, Mamak ve Şirinyer’in demir parmaklıklarından lacivert göğe bakan Hallacı Mansurlar da artık, Aşık Veysel’in kör gözüyle gördüğü sarı yıldızını, mavi yıldızını görüyorlar. O Çoban Yıldızı, bakar gözle görülmez, gönül gözüyle görülür çünkü. Tarihin büyük ve tek mirasıdır ve alınlara yazılmıştır.
Kamunun yıldızıdır o yıldız. Ödemiş Bademler Pirinççi köyündeki Mustafa Ovacık kızı Sevinç de görür o yıldızı. Toros Dağları eteğinde Darboğaz’da Hüseyin Gökalp kızı Börte de görür. İnşaat işçisi Hasan Alkan kızı Yaren de görür o yıldızı. Bora Gözen kızı Aylin de. Cizre’de Mele Resul’un kızları ve oğulları, hepsi görür o kamu yıldızını.

Binlerce yıldır nöbet tutan yıldızımız
Maden ne zaman çökse, Ergenekon demircileri, Kavalar, Derviş Yunuslar ak gömlekleri ve çıplak ayaklarıyla ve kızıl taclarıyla yine meydana çıkarlar. Devrimin fedaileri, halkın önüne düşerler. Göğe bakarak yürürler.
O yıldız yerindedir her zaman. Halk karanlıkta kaybolmasın diye göğün o nöbet makamındadır. Geçmişte bir ulu önder, o nöbetçiyi, göğe dikmiştir ve görevini şaşırdığı görülmemiştir. Bir ulu denizci, o deniz fenerini kayalıklara dikmiştir, binlerce yıldır yanar söner orda (Böylece havacılarımızla birlikte bahriyelilerimizin de gönlünü hoş etmiş oluyoruz).
Çoban yıldızı, bizim binlerce yıllık yıldızımızdır.
Demir Kazık diyordu atalar.
O Demir Kazık göğe kazığını çakmıştır. Evrenin nöbetçisidir. Orada Hıdır Hokka ve Zeynep Işık misali göğe çadırını kurmuş ve binlerce yıldır nöbet beklemektedir. Zor günde bizim onu arayacağımızı bilir.
Görev, Çoban Yıldızınındır. Köprü kumanda ondadır artık.

HASDAL’DAN BAHTİYAR SUBAY SESLENİYOR:
“BEN ZATEN HAPİSTEYİM SEN DÜŞÜN!”



Dz. Kur. Alb. Mehmet Aygün de, Hasdal’da nöbet yerinde Türk subayının feryadını ve görev sorumluluğunu yazmış. Şiiri şöyle bitiyor: “Ben zaten hapisteyim, sen düşün”
Ve şiir şöyle başlıyor:
“Dışarıda hava soğuk,
Hasdal’a ilk kar da düştü,
Ama yüreğimde yağmurlar yağıyor…
Her yer bembeyaz…
Günahsız, ihanetsiz, yalansız, bembeyaz…
Hava buz, hava soğuk;
Ama içim sımsıcak, vatan nöbetindeyim…

“Balyoz Üçlemesi”
Dz. Kur. Alb. Mehmet Aygün’ün üç ahşap eserden oluşan “Balyoz Üçlemesi” var: Bize balyoz, size balyoz-dijital balyoz ve TSK’ya balyoz. Onları gelecek rotalarda size sunacağız

Doğu Perinçek
Aydınlık/Rota

Yorum Gönder

Çok Yorumlananlar