banner864

Bilge kişiliğiyle Melih Cevdet Anday 28 Kasım 2014, 12:57

1936’da yayınladığı ilk şiiri Ukde’de, “Bir gün ışığa döner yaprak,/ Üzümler kızarır kütükte;/ Elbette diner bu sağanak,/ Kaybolur içimdeki ukde,” diyen Melih Cevdet Anday, ilk şiir kitabı Garip’i (Orhan Veli ve Oktay Rifat’la birlikte) yayımlanmasından (1941) sonra, hep yenilikten, gelişmeden, arayıştan yana oldu.
 1936’da yayınladığı ilk şiiri Ukde’de, “Bir gün ışığa döner yaprak,/ Üzümler kızarır kütükte;/ Elbette diner bu sağanak,/ Kaybolur içimdeki ukde,” diyen Melih Cevdet Anday, ilk şiir kitabı Garip’i (Orhan Veli ve Oktay Rifat’la birlikte) yayımlanmasından (1941) sonra, hep yenilikten, gelişmeden, arayıştan yana oldu.

Toprağın, tarihin, halk kaynağının derinliklerine varma uğraşının ona bilgeliği vermesi, onun hep insandan ve insanın özgürlüğünden yana bir yapının üzerinde yükselmeyi başarabilmesinden geldi. Yaşamın, bilimin, sanatın, felsefenin, politikanın, tarihin, doğanın, kadının sorunlarını dünün ve uygarlıkların yapılanışlarından alarak bugüne ışık olma çabalarıyla Melih Cevdet Anday, “duran çürür” anlayışını; ileriye doğru değişimin gerçekleşmesinde onurlu insan tavrını sergiledi hep.

CUMHURİYETTEN YANA BAĞNAZLIĞA KARŞI
İnsan soyunun yanlış geleneklerine cesurca karşı çıkarak, toplumun çağdaşlaşması ve bireylerin bilinçlenmesi için zorunlu olan aydınlanmanın gerçekleştirilmesinde bilge bir insan tavrını gösterdi. Siyasal baskılara, yasaklara ve kültür sanat alanının insan gerçeğinden uzaklaştırılmasına karşı duran Anday’ın bu tavrı, onu, Cumhuriyet kültürünün temel taşlarından biri yaptı. Hep özgürlükten, demokrasiden, barıştan yana; bağnazlığa ve bağnazlığın köklerine karşı yıkılmaz duvarlar ördü. Dünya ve ülkemiz kültüründe gezi yapma şansı verdi, üzerinde düşünmemizi sağladı.

“Sanatın büyük bir güç olması, ancak özgür bir kafadan doğması ile gerçekleşir. Biz o özgürlüğü sınırladıkça, dizginledikçe sanatın gücü de azalır” diyen Anday’ın yalnızca bir şair, romancı ya da oyun yazarı olarak algılanması, yanlış bir algılama olur. Asıl olarak onun yaşama bakışının doğal sonuçları olan düşün yazılarıyla toplumumuza bir yön çizdiğini ve aydınlık bir geleceğe doğru olan bu yönün yapılanışındaki bilge tavrıyla değerlendirilmesi gerektiğinin doğru olduğudur.
Şiirleri (Rahatı Kaçan Ağaç, Telgrafhane, Yan Yana, Kolları Bağlı Odysseus, Göçebe Denizin Üstünde, Teknenin Ölümü, Sözcükler, Ölümsüzlük Ardında Gılgamış, Tanıdık Dünya, Güneşle, Yağmurun Altında), romanları (Aylaklar, Gizli Emir, İsa’nın Güncesi, Raziye, Meryem Gibi, Yağmurlu Sokak, Birbirimizi Anlayamayız), oyunları (İçerdekiler, Mikado’nun Çöpleri, Dört Oyun, Ölümsüzler ya da Bir Cinayetin Söylencesi), anıları (Akan Zaman Duran Zaman), gezi yazıları (Anadolu’da ve Sosyalist Ülkelerde) ve sayısı 25’i bulan çevirileri de, bu aydınlığa gidişin somut örnekleridir diye düşünürsek algılamamız da netleşir.

DÜŞÜNEN İNSANDAN BİLGELİĞE
Onun, dünü ve bugünüyle insanın aydınlık değerlerini savunarak yeni ve daha güzel bir aydınlık arayışındaki özgür insanın örnek bir bilge sözcüsü olduğu söylenmelidir. Bu sözcülüğünü “Doğu-Batı, Konuşarak, Yeni Tanrılar, Sosyalist Bir Dünya, Dilimiz Üstüne Konuşmalar, Maddecilik ve Ülkücülük, Yasak, Yazıları, Akan Zaman Duran Zaman, Açıklığa Doğru, Sevişmenin Güdüklüğü ve Yüceliği, Gelişen Komedya, Aldanma ki, Yiten Söz, İmge Ormanları, Geleceği Yaşamak, Geçmişin Geleceği” gibi denemelerinde toplayan; hakkında Ayşegül Yüksel’in”Yapısalcılık ve Bir Uygulama”, Alpay Kabacalı’nın “Melih Cevdet Anday”, Vecihi Timuroğlu’nun “Melih Cevdet: Bilge ve Duyarlı” ve Edebiyatçılar Derneği’nin “Melih Cevdet Anday Günleri” adlı kitaplar yazılan Anday, insanın özgürlüğü ve aydınlık bir yaşam arayışının sözcülerinden biri olarak kök saldı toprağımıza.

Telgrafhane şiirine “Uyuyamayacaksın/ Memleketinin hali/ Seni seslerle uyandıracak/ Oturup yazacaksın/ Çünkü sen artık o eski sen değilsin/ Sen simdi ısıiz bir telgrafhane gibisin,/ Durmadan sesler alacak/ Sesler vereceksin/ Uyuyamayacaksın/ Düzelmeden memleketinin hali/ Düzelmeden dünyanın hali /Gözüne uyku girmez ki/ Uyumayacaksın/ Bir sis çanı gibi gecenin içinde/ Ta gün ışıyıncaya kadar/ Vakur metin sade/ Çalacaksın.” diyen Anday’ın (1915-28 Kasım 2002) sanat ve düşün adamlığını selamlamak, ülkemiz insanının geleceğini de selamlamaktır. Aydınlıkçıların 12 Eylül’den sonraki en önemli yayın organı, haftalık haber dergisi 2000’e Doğru’da yazarlık yapan Anday’ın bu yıl ölümünün 9’ncu yılı... Selam aydınlık ve güzel geleceğimize; selam bilgemiz Melih Cevdet Anday’a.

Yorumlar

ŞERİF MERCAN :

üstad i saygiyla selamliyorum. üzümlü asmali şiiri ve telgrafhane şiirlerinden çok etkilendim.

Tüm Yorumlar

Yorum Gönder

Çok Yorumlananlar