banner864

2B Köylüsünü birde soğuk ve don vurdu 10 Ocak 2015, 16:02

Türkiye'nin kara kışa teslim olduğu bugünlerde Antalyalı üretici don ve soğukla mücadele ediyor. Sebze ve meyve üretiminin bel kemiği Antalya'da çiftçiler dona karşı seralarında nöbet tutuyor.

2B Köylüsünü birde soğuk ve don vurdu paylaşan: ulusalkanal
Çeşitli önlemlerle ürünlerini korumaya çalışan Aksuluları, 2B'nin ardından birde don vurdu. 2 ton mahsulü içinde barındıran sera koruma çalışmalarına rağmen aşırı buzlanmadan dolayı çöktü. 2B Köylüsü tonlarca ürününe mezar olan seranın karşısında şimdi kara kara düşünüyor çünkü, donun vurduğu ürünlerin bedeliyle komisyon borcu ve 2B taksitini ödeyecekti.

2 Ton Mahsulle 2B'yi Ödeyecekti Ama Don Serasını Vurdu
Antalya'nın merkez Aksu ilçesine bağlı Topallı da üreticiler aşırı soğuklara ve dona karşı çeşitli yöntemlerle mücadele veriyor. İşte o mücadeleyi verenlerden biri de Yıldırım ailesi. Şerife Yıldırım'ı Türkiye, 2B'ye karşı toprak mücadelesi yürütürken kelepçelenen köylü kadını olarak tanıdı. Henüz 2 taksitini yatırabildikleri 2B arazisi için yeni umutlarla ektikleri 2 ton biber, kara kış yüzünden heba oldu gitti. Soğuğa ve dona karşı korudukları ürünlerini sabah saatlerinde kontrol etmek için evinin yanı başındaki serasına giden Şerife Yıldırım, tam rahat bir nefes alarak evine dönüyordu ki, serasından dışarıya çıktığı an büyük bir gürültüyle serasının yıkıldığını gördü. Yıldırım yaşadıklarını şöyle anlattı; " Sabaha kadar soba yaktık, ılık su verdik. Sabah kalktım seramın içine girdim, çıktım. 5 dakika olmadan seram çöktü. İçinde olabilirdim. Mahsullerim vardı toplanacaktı ama içinde kaldı hepsi. 2 tona yakın mahsulüm var içinde,toplayamadım. Komisyona borcumu ödeyemedim. 2B taksitim var onu yatıramadım. Bilmiyorum ne yapacağım."

Üreticiler Günlerdir Uyumuyor
Antalyalı üreticilerin günlerdir soğuklara karşı ürünlerini korumak için uyumadığını vurgulayan Yıldırım, Antalya'dan çıkarak yurda yayılan sebze ve meyvedeki fiyat artışına dikkat çekti, yaşadıkları mağduriyetle ilgili yetkililere seslendi. Yıldırım; "İstanbul'da biber 10 lira, 20 lira desinler ama gelsinler birde çiftçinin halini görsünler. Antalya da çiftçiler 4 - 5 gündür uyku uyumuyor. Sabaha kadar soba nöbeti tutuyor. Aracılar yiyor sırtımızdan parayı, biz yemiyoruz. Üreticiyle tüketiciye oluyor olan, ortada onlar geçiniyor. Bize yardım etsinler bu halimizi görsünler. Çiftçiyiz biz, evimizde yiyecek ekmeğimiz yok, suyumuz yok ama birde 2B taksitimiz var. Hiç olmazsa 2B taksitimizi bir, iki yıl ertelesinler. Ödemeyeyim demiyorum. Ödeyeyim taksitimi ama azcık ertelesinler. Şu seramı ayağa kaldırayım başka hiç bir istemem" diye konuştu.

Sera Göçtü, Ürünler Heba Oldu
Şerife Yıldırım'ın eşi Yusuf Yıldırım ise yaşadıklarını şu sözlerle anlattı; "Ben sabah kalktım işe gitmiştim. Hanıma telefon açtım, 'yağmurlamayı kapatma hiç olmazsa buzlar erisin ne olur olmaz' dedim. 10-15 dakika geçmeden bana telefon açtı dedi ki; ' sera göçtü' . Bende koştum geldim artık hiç bir şey yok ama yapacak bir şey de yok. İçinde biberim çoktu, toplanacak ama toplayamadım."

Tek İstekleri Seralarını Kaldırarak Borçlarını Ödemek
Yusuf Yıldırım da kendilerinin ürettiği ürünlerin başka illere gittiğinde yaşadığı fiyat farkına dikkat çekerek, yetkililere seslendi. Yıldırım; "Eğer İstanbul'da 10-12 lira diyorlarsa bibere acaba aradaki bu farkı kim arayıp bulacak. Devlete soruyorum bunu. Birde eğer Devlet bize imkanı varsa yardım etsin, En azından seramı kaldırayım" diye konuştu. Yaşadıkları mağduriyetle birlikte komisyon borcu ve 2B taksiti nasıl ödenecek sorusu aklına düşen Yıldırım, üreticinin neler yaşadığını yetkililerin görmesini istedi. Yıldırım; "Komisyon borcu bitmedi. 2B zaten başlı başına dert oldu başımıza. Daha 2 taksitini ödeyebildik iyi, kötü. Bundan sonra affet de geldi, yapacak bir şey yok. Çıkarsak çıkarız, çıkamazsak bu şekilde kalacak. Gelsinler görsünler bu çiftçinin nasıl kazandığını, nasıl bu şekilde buz olduğunu görsünler ki, ondan sonra karar versinler. Tabi kendini de bilen kişi varsa, yoksa diyecek hiç bir şey yok" ifadelerini kullandı.

Vatanın Gerçek Sahipleri Kuru Ekmeğe Talim Ediyor
Aksu Belediyesi'nin eski Başkanı İsa Yıldırım'da Yıldırım ailesinin yanındaydı. Eski Başkan Yıldırım'a üreticilerin yaşadıkları mağduriyet ile ilgili görüşlerini sorduk. Yıldırım, vatanın sahte sahiplerinin zevki sefa içinde yaşadığını fakat vatanın gerçek sahipleri olan köylülerin kuru ekmeğe talim ettiğini belirterek 'yeni Türkiye' söylemini eleştirdi. Yıldırım şunları söyledi; "Mecliste kavgalar, bölüşülemeyen paralar, yolsuzluklar, hırsızlıklar, köşeyi dönmeler, altınlar, pahalı saatler... Bakıyorsunuz Türkiye ne kadar zengin bir milletmiş, diyorsunuz. O kadar çok paraları var ki, taşınamıyor. Yeni Türkiye diyorlar bunun adına da. Yeni Türkiye'yi görmek istiyorlarsa gelsinler görsünler, köylüye baksınlar. Türkiye yeni mi? Eksi mi? Gelsinler, şu köylünün haline baksınlar ama bakıyorsunuz vatanın sahte sahipleri zevki sefa içerisinde yalanlar, dolanlar içerisinde vatanın sefasını sürüyorlar. Vatanın gerçek sahipleri bakıyorsunuz bir kuru ekmek, yine de şükür eden bir köylü. Köylü gibi kutsal bir insan tanımıyorum."

Hem İktidarı Hem de Muhalefeti Eleştirdi, "Köylüye Sahip Çıkan Yok" Dedi
Türkiye'de hem iktidarda hem de muhalefette boşluk ve halka karşı soğukluk olduğunu belirten Yıldırım, hükümete ve muhalefete seslendi, gelip yeni Türkiye'deki köylünün yaşam savaşını görmelerini istedi. Yıldırım; "Benim isteğim, gelsinler köylüye sadaka versinler değil, köylünün kömürünü, erzakını karşılasınlar değil, gelsinler köylünün derdini dinlesinler. Gelsinler köylünün yeni Türkiye'deki yaşam savaşını gözleriyle görsünler. Sadece devleti yönetenlere seslenmiyorum. Muhalefet parti liderlerine de, milletvekillerine de sesleniyorum. Tamam köylüye devlet sahip çıkmıyorsa muhalefet parti liderleri gelin, Allah aşkına umut verin. Maddi destek veremezseniz de köylümüze umut verin. Türkiye'de hem iktidarda hem muhalefet de bir boşluk, bir soğukluk var halka karşı. Bu ülke Suriyeliyi beslemiş, elektrik kaçıranları beslemiş ama hırsızın, Suriyelinin yükünü taşıyan köylüye hiç sahip çıkan yok. Devleti yönetenlerden istediğim, bu ülkenin gerçek sahibinin sesini duysunlar. Ama insan üzülüyor, şu biber mesela, biber seramız nasıl yetişiyor? Domates nasıl yetişir? Analarımız, bacılarımız, yengelerimiz o nasırlı elleriyle bunları büyütünceye kadar ne emek harcadılar, bunu sadece kendileri bilir. Yukarıdakiler bilmezler. İnşallah gelir bu devleti yönetenler de köylümüzün sesini dinlerler" ifadelerini kullandı.

Öte yandan soğuk havanın kent yaşamını da olumsuz etkilediği Antalya'nın diğer ilçelerinde de soğuk ve dona karşı mücadele sürüyor. Geçtiğimiz günlerde Kaç İlçesi Ova Mahallesi'nde 55 yaşındaki Ramazan Zorlu isimli yurttaş, sabaha kadar serada soba yakarak ürünlerini korumaya çalışırken, domateslerinin büyük bir bölümünün dondan dolayı zarar gördüğünü anlayınca sinir krizi geçirmiş, bunalıma girerek intihar etmişti.

Haber: Devrim Dönmez Koçak
Kamera: Merve Demirağ
Etiketler

Yorum Gönder

Çok Yorumlananlar