banner864

Bu projeyle Marmara foseptik çukuruna dönecek! 27 Eylül 2014, 15:00

Tekirdağ Valiliği’nin eşgüdümünde Ergene Derin Deniz A.Ş tarafından yürütülen atık su arıtma projesiyle ilgili yapılan meslek odaları, STK'lar ve çevre hukukçuları tarafından yapılan incelemede, Marmara Denizi’nin Haliç’in temizlenmesi sırasında uygulanan bir yöntemle kirletileceği ortaya çıktı. Trakya’nın sanayi kaynaklı atıklarını artık kendini yenileme olanağı kalmayan Marmara Denizi’ne deşarj etmeyi amaçlayan projenin sorunu çözmek yerine yeni sorunlara yol açacağı belirtiliyor.

Trakya Bölgesindeki sanayi kaynaklı atıkların Marmara Denizi’ne deşarj edilmesiyle ilgili proje alanında yapılan araştırma ve inceleme gezisine, Türkiye Barolar Birliği (TBB) Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu üyelerinin yanı sıra, TMMOB, Türk Tabipler Birliği (TTB), Ergene ve Trakya Platformu temsilcileri ile çok sayıda sivil toplum örgütü temsilcisi katıldı. Gezi boyunca katılımcılara proje hakkında bilgiler veren TBB Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu Üyesi Av. Bülent Kaçar, konuyla ilgili çekincelerini paylaştı.

MARMARA'YI İKİNCİ HALİÇ VAK'ASI BEKLİYOR


İnceleme gezisinin ardından katılımcılar adına bir basın açıklaması yapan TBB Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu Başkanı Av. Ali Arabacı, Haliç’in temizlenmesi sırasında Marmara Denizi’ne yönelik yapılan uygulamanın benzerinin Ergene üzerinden yapılmak istendiğini belirterek, "Haliç’e gelen bütün atık suların bir kanalla toplanıp Ahırkapı açıklarından Marmara’ya verilmesine benzer bir uygulamanın düşünüldüğü anlaşılmaktadır. Bu yaklaşım sorun çözmek değil sorunu gözden uzaklaştırmak, saklamak ve başka sorunlara yol açmaktır. Bilimsellikle ve ekonomiye katkı ile de bağdaşması olanaksızdır" diye konuştu.

BUGÜNKÜ HALE GELMESİNDE İÇ HUKUK YETERSİZ KALDI


Tekirdağ Valiliği’nin koordinatörlüğünde Tekirdağ Ergene Derin Deniz Deşarj A.Ş tarafından yürütülen ve tam adı "Meriç-Ergene Havzası OSB Müşterek Atıksu Arıtma Tesislerinde Arıtılmış Atıksuların Marmara’ya Deşarjını Sağlayacak Toplama ve Derin Deşarj Sistemi Uygulama Projesi" olan girişime ilişkin bilgiler veren Av. Ali Arabacı, uğradığı aşırı kirlenme sonucu oksijen gücü yetersiz kalan Marmara Denizi’nin bugünkü duruma gelmesinde uluslar arası yükümlülükler ve iç hukukun yetersiz kaldığını söyledi.

GÖÇ RANTI PLANA AYKIRI DÜZENLEMELER GETİRDİ


Marmara Denizinin artık kendini yenileyemediğini ve uğradığı aşırı kirlenme karşısında oksijen gücünün yetersiz kaldığına dikkati çeken Arabacı, şu anda gündemde olan proje ile Marmara Denizine yapılacak derin deşarjda arıtma ve ayrıştırma yapılıp yapılmayacağının açık ve net olmadığı için yeni sanayi alanları yaratacağı kuşkusunun oluştuğun altını çizerek, şunları söyledi: "Yürürlükte olan Ergene Acil Eylem Planı çerçevesinde bugüne kadar etkin bir faaliyetin görülmediği, cezalarla bu sorunun çözülemeyeceği anlaşılmıştır. Yeni yapılan 8 adet Islah Organize Sanayi Bölgesine rağmen kirliliğin aynı şekilde devam etmesi oldukça düşündürücüdür. Bu bulgulardan hareketle Ergene havzasındaki su kaynaklarının kirlilikten korunmasına yönelik olarak bütünsel bir çalışma yürütülmesi mutlak bir gereksinimdir. Ne var ki, kirlilik ortaya çıktıktan sonra bertaraf yöntemlerini tartışmak yerine akılcı olan kirliliğin kaynağında engellenmesidir. Trakya’da Bölge bazlı planlama çalışmaları sorunu çözmemiştir. Ancak Trakya’daki sorunun temel kaynağı olan İstanbul’dan sanayinin göçü, değişik kesimler için doğrudan bir rant kaynağıdır. Hem neo-liberal politikaların etkisinde kalan, hem de bu göçün getireceği rantın peşinde olan kesimler tarafından plana aykırı ve münferit düzenlemelerin yapılması bugün yaşanan sorunların temelini oluşturmaktadır."

'RAPORDA DEŞARJ LİMİTLERİNE UYULACAĞI TAAHHÜDÜ YOK'


Açıklamasında, deşarz projesi için bütünsel bir ÇED Raporu hazırlanması gerekirken, proje kapsamındaki yer alan OSB’lerin arıtmalar için ayrı ayrı ÇED raporu hazırladığını vurgulayan Av. Ali Arabacı, "Bu ÇED Raporlarına bakıldığında, atık suyun derin deniz deşarjı ile alıcı ortama verileceğinden bahisle müşterek tesislerde arıtılacak atıksuların Marmara Denizi’ne dejarz edileceği projeye atıfta bulunulduğu görülmektedir. Deşarj parametreleri konusunda ise Su Kirliliği Kontrol Yönetmeliğinin derin deniz deşarjı ile ilgili hükümlerine ve deşarj limitlerine uyulacağına ilişkin taahhütlerin yer almadığı tespit edilmiştir. Yine aynı raporlarda Su Kirliliği Kontrol Yönetmeliğinin bir gereği olan Tehlikeli Maddelerin Su ve Çevresinde Neden Olduğu Kirliliğin Kontrolü Yönetmeliğinde belirtilen sınır değerlerin sağlaması konusundan bahsedilmemiştir" dedi.

ERGENE'DEN AKAN ZEHİR TOPLUM SAĞLIĞINI TEHDİT EDİYOR


Yürürlükte olan çevre mevzuatı hükümlerine göre Tekirdağ bölgesinde Marmara Denizi hedefli olarak 'Derin Deniz Deşarjı' yapma olanağı bulunmadığının da altını çizen Arabacı, açıklamasında ayrıca şunları dile getirdi: "Bir dönem Trakya tarımsal sulamasının simgesi olan Ergene bu gün ülkemizdeki nehir kirliliğinin sembolü olmuştur. Üniversiteler, Meslek odaları, sivil toplum örgütleri ve gönüllü kuruluşlar yoğun çaba göstermiş, kestirimde bulunmuş ve geleceğe yönelik kaygılarını yazılı, sözel ve görsel olarak sunmuştur. Ancak bugünkü noktaya gelinmesini önleyememiştir. Bilimi, biliminsanlarını, meslek kuruluşlarını dinlemeyen sorunu görmezden gelen, tersine uyaranları cezalandırma girişimlerinde bulunmayı seçen kamu yöneticileri etik, vicdani ve ahlaki açıdan büyük bir sorumluluğun altına girmektedir. Bugün Ergene’den akan zehire neden olanlar ve bunu önlemeyen, düzeltmeyenler toplum sağlığına en büyük tehdidi oluşturmaktadır."

Yusuf Yavuz
ulusalkanal.com.tr

Etiketler

Yorum Gönder

Çok Yorumlananlar