banner864

Küresel işgale karşı yerel tohumun direnişi sürüyor! 29 Ekim 2014, 05:06

Yerel tohumların satışına yasaklama getiren Tohum Kanunu’nun ardından İzmir Torbalı’da başlayan takas etkinlikleri Ege Bölgesi’nin çeşitli illerinde sürüyor.
Yusuf Yavuz

Yerel tohumların satışına yasaklama getiren Tohum Kanunu’nun ardından İzmir Torbalı’da başlayan takas etkinlikleri Ege Bölgesi’nin çeşitli illerinde sürüyor. 27 Ekim’de Fethiye’de gerçekleşen yerel tohum takası şenliğinin ardından yerel tohumları yaşatmak isteyen üretici ve tüketiciler bu kez de 1 Kasım’da Muğla’da bir araya gelecek. Cumhuriyet Kadınları Derneği Muğla Şubesi’nin öncülüğünde çok sayıda sivil toplum örgütü ve meslek odasının işbirliğinde gerçekleştirilen ‘3. Menteşe Yerel Tohum Takas Şenliği’ne, Menteşe Belediyesi’de destek veriyor.


Türkiye kırsalındaki sessiz dönüşümün en çarpıcı örneği tarım sektöründe yaşandı. Öyle ki, yüzlerce yıldır atadan kalma tohumları saklama yoluyla üretimini sürdüren küçük çiftçiler, bugün yalnızca dev şirketler eliyle üretilen ve oldukça pahalı olan sertifikalı tohumları kullanmak zorunda. Bunun nedeni ise 2006 yılında çıkartılan ‘Tohum Yasası. Yasa, köy popülasyonu olarak anılan yerel tohumların ticari olarak satılmasını yasaklamakla kalmıyor, ihlal edilmesi durumunda üreticiye 10 bin lirayı bulan para ve hapis cezası gibi yaptırımlar da getiriyor. Hal böyle olunca da başta tarımsal üretimin oldukça yoğun olduğu Ege Bölgesi olmak üzere ülkenin pek çok bölgesinde üreticiler yerel tohumları takas ederek küresel tohum işgaline karşı direnme mücadelesi veriyor. Bu amaçla düzenlenen şenliklerde bir yandan da biyolojik çeşitliliğin geleceğe aktarılması amaçlanıyor.

YEREL TOHUM SEFERBERLİĞİNİN ADRESİ BU KEZ MUĞLA

Muğla’da bu yıl üçüncüsü gerçekleştirilecek olan ‘Menteşe Yerel Tohum Takas Şenliği’ de bunlardan biri. 1 Kasım Cumartesi günü gerçekleştirilecek olan şenlikte, tohum takası, reçel ve turşu yarışması, halk oyunu gösterileri gibi etkinliklerin yanı sıra yerel ürünlerin satıldığı tezgahlar açılacak. Şenlik kapsamında düzenlenecek panelede ise Ege Üniversitesi Ziraat. Fak. Öğr. Üy. Prof. Dr. Tayfun Özkaya, Yerel Tohum Derneği Genel Başkanı Teoman Açıkbaş ve Böcekbilimci Dr. Füsun Tezcan konuyla ilgili bilgiler aktaracaklar. Muğla Konakaltı İskender Alper Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilecek olan şenlik, saat 10.30’da başlayacak.

YÖREDEKİ KURULUŞLARDAN ŞENLİĞE BÜYÜK DESTEK VAR
Şenlik öncesinde çalışmalar hakında bilgiler veren Cumhuriyet Kadınları Derneği (CKD )Muğla Şube Başkanı Jale Eren, bu yıl üçüncüsünü gerçekleştirdikleri yerel tohum takası etkinliğinin bu yıl 13 kuruluşun katılımıyla yapılacağını söyledi. Merkezi İzmir’de bulunan ülkenin yerel tohumlar konusunda çalışkan ilk derneği olan Yerel Tohum Derneği’nin de sekreterliğini yürüten Jale Eren, CKD’nin başını çektiği tohum seferberliği çalışmasına, Menteşe Belediyesi, Muğla Ticaret Odası, Muğla Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü, Köy-Koop Muğla Birliği, Muğla Kent Konseyi, Kent Konseyi Kadın Meclisi, Ziraat Mühendisleri Odası Muğla Şubesi, Akdeniz Yeşilleri Derneği, Çevre Geliştirme Derneği, Yörük Obaları Derneği, Muğla Sanat Sevenler Derneği ve Muğla Kadın Dayanışma Derneği gibi kuruluşların da destek verdiğini dile getirdi.

ÇİN’DE 20 YILDA 9 BİN ÇEŞİT BUĞDAY KAYBOLDU
Dünya genelindeki tarımsal biyolojik çeşitliliğin yaklaşık yüzde 75’inin yirminci yüzyılda kaybolduğu belirtiliyor. Yerel tohumlar konusunda İzmir’in Torbalı İlçesine bağlı Karaot köyünde yaptığı alan araştırmalarının ardından doktorasını tamamlayan Dr. Zerrin Çelik’in çalışmasına göre Çin’de 1949’da on bin çeşit buğday varken 1970’lere gelindiğinde buğday çeşitlerinin sayısı yalnızca bine düştü. ABD’deki lahana çeşitlerinin yüzde 95’i, mısır çeşitlerinin ise yüzde 9’i kaybolurken, bu oran bezelyede yüzde 94, domateste ise yüzde 81.

TAKAS ŞENLİKLERİNİN FİTİLİNİ ATEŞLEYEN DOKTORA TEZİ
Yerel Tohumların korunmasına yönelik bilincin artmasına ve tohum takası şenliklerinin doğumuna öncülük eden Dr. Zerrin Çelik’in Haziran 2013‘te yayımlanan “Tarımsal Biyoçeşitliliğin Korunmasında Yerel Tohum Bankaları’nın Rolü Üzerine Bir Araştırma: Karaot Köyü Tohum Derneği ve Yöresi Örneği” başlıklı doktora çalışması, konuyla ilgili kapsamlı bilgiler içeriyor. Çalışmasında, dünyanın birçok ülkesinde ve Türkiye’de tarımda çalışan nüfusta gittikçe azalan bir eğilim bulunduğuna işaret eden Çelik, konuyla ilgili özetle şu bilgileri veriyor:

‘20 YILDA KIRSAL NÜFUS YÜZDE 50 AZALDI, ÜRETİM ŞEKLİ DEĞİŞTİ’

“1990 yılı ile 2010 yılının karşılaştırmasında görüldüğü gibi birçok ülkede son 20 yıl içerisinde tarımsal nüfus neredeyse yüzde 50. oranında azalarak büyük bir değişim gerçekleşmiştir. Birçok ülkede olduğu gibi ülkemizde de yerel tohumları koruyan ve yerel tohumlarla üretime devam edenlerin büyük bir kısmı orta yaşın üzerindeki üreticilerdir. Tarımda çalışanlarda yaşanan azalma ve genç nüfusun tarımsal faaliyetlerden uzaklaşması yerel tohumlar ve onların kültürünün aktarılmasındaki devamlılığı tehlikeye atmaktadır. Yerel tohumlarla ilgili bilgi ve birikime sahip olup yerel tohumlarla üretime devam etmeye çalışan bu yaşlı çiftçilerin, aile işgücünde yaşadıkları sıkıntılar, sağlıkla ilgili sorunlar gibi nedenlerle bazılarının üretimden vazgeçtiği, bazılarının da üretim şeklini daha kolay olduğu için hazır fidelerle yapılan üretime çevirme eğiliminde oldukları görülmektedir.

‘TARIM POLİTİKALARI TİCARİ TOHUMLARIN KULLANILMASINA YÖNELİK’
Dünyada olduğu gibi ülkemizde de tarım politikalarının kimyasal gübre ve pestisitlerin kullanımı ile yüksek verimlere ulaşılabilen ticari tohumların kullanılmasına ve geliştirilmesine yönelik olması dolayısıyla kamu yayım ve araştırma kurumları da genellikle verimliliğe odaklanmakta, bu çalışma tarzı modernizasyon ve gelişme olarak algılanmaktadır. Bu durum çiftçilerin yerel tohumlarını ve geleneksel bilgilerini korumaları, geliştirmeleri konusunda yıkıcı etkilere neden olmaktadır. Örneğin sertifika zorunluluğu olması ve köy popülasyonu gibi yerel tohumlukların yasal olarak ‘çeşit’ tanımına girmediği için tohumluk veya fide olarak köylülerce satışı Tohumculuk Kanununca mümkün olmayan yerel tohumlara çiftçilerin ulaşımı kolay olamamaktadır. Söz konusu durum bu amaçla kurulmuş olan STK’ların tohum üretseler bile sertifikasını almadıktan sonra yasal olarak tohum satmalarını engelleyici bir unsurdur. Genetik çeşitliliğin kaybının önüne geçilmesi için politika yapıcıların, gerekli düzenlemeleri çiftçi ve doğanın lehine olacak şekilde yapmalarının uygun olacağı düşünülmektedir.

‘ENDÜSTRİYEL TARIM YEREL TOHUMLARI GERİLETTİ’
Endüstriyel tarım uygulamalarının egemenliği, şirket tohumlarını destekleyen bir tarım politikası ve yayımı, tohumla ilgili mevzuattaki değişiklikler, pazarlama sistemlerinin yerel üretim ve tüketim yerine uzak bölgelerden gıdaların sağlanmasına yönelik gelişmesi ve bu bağlamda özellikle zincir süper marketlerin artan egemenliği, tarım kimyasalları ile şirket tohumlarının birlikteliğinin daha düşük maliyetli üretime başlangıçta imkân vermesi, tüketicilerin ve çiftçilerin bu ürünler ile ilgili asimetrik bilgileri yerel tohuların korunma ve üretilmelerini gerileten etmenler olarak belirlenmiştir.

‘YEREL TOHUMLARIN KORUNMASI İÇİN BİLİMSEL ARAŞTIRMA GEREKLİ’
Yerel tohumların korunarak gelecek kuşaklara iletilmesi acil bir konudur. Çiftçilerin bu amaçla ilk aşamada kendi tüketimleri için yerel tohumları korumalarına önem vermelerinin sağlanması ve bunun için de gerekli yayım çalışmalarının yapılması yararlıdır. Yerel tohumların korunması, ürün çeşitliliğinin arttırılması, çiftçilerin bilgi ve karar verme gücü ile haklar ve sorumluluklar bakımından yerel tohum ağları ve topluluk temelli tohum bankalarının uygulanabilirliklerinin boyutlarını saptamak için bilimsel araştırmalar azdır. Özellikle ülkemizde bu konuda herhangi bir çalışmaya rastlanmamıştır. Yerel tohumların kullanımı ve bu tohumların özelliklerini geliştirecek, çeşitliliği sağlamak amacıyla bu süreci teşvik edecek politikaların tasarımı ve biyoçeşitliliğin korunması, küçük çiftçilerin güçlendirilmesi amaçlarını benimsemiş örgüt ve kişi davranış biçimleri ve kapasiteleri hakkındaki bilgilerimizi arttıracak daha fazla bilimsel araştırmaya ihtiyacımız olduğu da kuşkusuzdur.”

Etiketler

Yorum Gönder

Çok Yorumlananlar