banner864

Onlar son kalbur ustaları 30 Ağustos 2014, 15:22

Isparta’nın Gönen ilçesine bağlı Gölbaşı köyünde yaşayan Ayşe ve Doğan Taşkın, Türkiye’de yaygın olarak yalnızca bu bölgede yetişen kasnak meşesinden elde edilen elek ve kalbur yapımını sürdüren son zanaatkârlar. Yakın zaman öncesine kadar her evin ihtiyacı olan elek, kalbur ve holus gibi aletlerin yapımını yetiştiremediklerini söyleyen aile, teknolojiye yenik düşen binlerce yıllık mesleğe sahip çıkılmasını istiyor.
 Isparta’nın Gönen ilçesine bağlı Gölbaşı köyünde yaşayan Ayşe ve Doğan Taşkın, Türkiye’de yaygın olarak yalnızca bu bölgede yetişen kasnak meşesinden elde edilen elek ve kalbur yapımını sürdüren son zanaatkârlar. Yakın zaman öncesine kadar her evin ihtiyacı olan elek, kalbur ve holus gibi aletlerin yapımını yetiştiremediklerini söyleyen aile, teknolojiye yenik düşen binlerce yıllık mesleğe sahip çıkılmasını istiyor.
 
KIRSAL YAŞAMDA KIŞ HAZIRLIKLARI BAŞLADI
Tarımsal üretimin belirleyici olduğu kırsal alanda yılın bugünlerinde kış hazırlıkları da başladı. Endüstriyel gıdalar giderek yaşamın tümüne hâkim olmaya başlasa da, nohut, fasulye, bulgur ve tarhana gibi yöresel tahıl ürünleri halen kışa hazırlanan gıdaların başında geliyor. Binlerce yıldır tahıl ürünlerinin ayrıştırılmasında kullanılan elek ve kalbur gibi araçlar türkülere konu olmasının yanında, neredeyse her evin en temel ihtiyacı olarak anılıyordu. Ancak bu köklü zanaatın son temsilcileri teknolojiye yenik düşen mesleklerine sahip çıkılmasını istiyor.
 
GELENEKSEL PAZARLARA SON KEZ ÇIKAN KALBUR USTALARI
Isparta’nın Gönen ilçesine bağlı Gölbaşı köyünde yaşayan Ayşe ve Doğan Taşkın, elekçilik olarak anılan mesleğin son temsilcileri. Evlerinde ürettikleri elek, kalbur ve holus gibi eleme araçlarını, Isparta ve Burdur’un ilçe ve köylerinde kurulan geleneksel pazarlarda 5 ila 8 lira arasında değişen fiyatlara satan Taşkın ailesiyle güz aylarında her Pazar günü kurulan Eğirdir’deki 800 yıllık tarihi Pınar Pazarı Panayırı’nda konuştuk.
 
ESKİDEN SIRIMLA YAPILIYORDU, ŞİMDİ TELLE
Pınar Pazarı’nda iki ayrı tezgâh kurduklarını anlatan 45 yaşındaki Ayşe Taşkın, aslen Finike Turunçovalı olduğunu ve Gölbaşı’na gelin olarak geldiğini belirterek, “burada eşimle birlikte elek-kalbur yapıp satıyoruz. Geçmişte deriden elde edilen sırımlarla yapılıyordu kalburlar. Ama şimdi tel kullanılıyor. Sırım kalburlar antika oldu. Böyle giderse elek-kalbur işi de bir süre sonra bitecek. Biz bu işi sağlığımız el verdiğince yapmak istiyoruz” dedi.
 
SACAYAĞINDAN YEL BİLEZİĞİNE YOK OLAN HALK KÜLTÜRÜ
Basının demirci ustası olduğunu anlatan Ayşe Taşkın, “köyleri dolaşır ihtiyaç olan aletleri yapardı. Sacayağı, maşa, hamur kazıyıcı vs. Gümüşten kadın ve erkeklerin kullandığı ‘yel bileziği’ denilen bilezikleri de yapardı. Ben de babama yardım eder, körük çekerdim. Bölgenin pek çok köyünü bu vesileyle gezdim. Babam ölünce bu işi yapan da kalmadı. Elmalı ovasında nohut yoldum, elma topladım, Finike’de portakal topladım. Çocukluğumdan bu yana çalışıyorum. Ancak artık birçok hastalıkla boğuşuyorum. Buna rağmen çalışmak zorundayım” diye konuştu.
 
GÖL UÇTU GİTTİ, SEPET ÖRÜCÜLÜĞÜ BİTTİ
Doğduğundan bu yana bu işle uğraştığını anlatan 51 yaşındaki Doğan Taşkın da babası ve dedesinin de bu işi yaptığını dile getiriyor. Geçmişte Burdur Gölü’nün kıyısında yer alan Gölbaşı köyünde yetişen sorgun ağaçlarının çubuklarında sepet örücülüğü de yapıldığını söyleyen Taşkın, “eskiden çok ağaç vardı, şimdilerde kanallar açıldı, ağaçlar da yok oldu, sepet örücülüğü de. Göl ile köyümüzün arasında bir yol vardı. Göl şimdi uçtu gitti. Göle ulaşmak için en az iki saat yürümek gerekir” dedi.
 
‘ELEKÇİLİK TEKNOLOJİYE YENİLDİ, MESLEĞE SAHİP ÇIKILSIN’
Holus’un nohut ve fasulye, kalburun ise bulgur elemek için kullanıldığını anlatan Taşkın, “elek ise un ve tarhana elemek için kullanılıyor. Bölgede Gölbaşı’ndan başka bu işi yapan köy yok. Elek, kalbur ve holus adı verilen eleme aletleri yapmayı halen sürdürüyoruz. Ürettiğimiz elekleri Isparta ve Burdur’un köylerinde, pazarlarda satıyoruz. İşler biraz kötü. Sabahtan beri sadece bir tane holus satabildim. Geçmişte elek yapmaya yetişemiyorduk. Çok talep vardı. Patozlar ve çıkınca üretim araçları değişti, elekçilik teknolojiye yenik düştü. Oysa bu eleme aletlerinin en az iki üç tanesi her eve mutlaka ihtiyaçtı. Kimi zaman mevsimlik tarım işçiliği yapıyoruz. Gücümüzün yettiği kadar çalışıyoruz. Bu işin devam etmesi için mesleğe sahip çıkılmasını istiyoruz” diye konuştu.
 
ISPARTA’DAKİ KASNAK MEŞESİ ORMANI KORUMA ALTINDA
Doğan ailesi elek yapımı için gerekli malzemeleri Isparta’daki dükkânlardan temin ettiklerini söylüyor. Elek ve kalbur gibi aletlerin yapımında da kullanılan kasnağın yanı sıra fıçı ve çamaşır teknesi gibi araçların yapımında kullanılan ‘kasnak meşesi’, dünyada nadir olarak bulunan türler arasında anılıyor. Türkiye’de en yaşlı ve en geniş yayılış gösterdiği saha olarak bilinen Isparta’nın Eğirdir ilçesine bağlı Yukarı Gökdere köyü yakınlarındaki kasnak meşesi ormanı, ‘Tabiatı Koruma Alanı’ olarak koruma altında. Kasnak meşesi ve elekçilik mesleği, dengeli ve kontrollü kullanımla doğal varlıkların binlerce yıldır gündelik yaşamı ne denli kolaylaştırdığının güzel bir örneğini oluşturuyor.

Yusuf Yavuz

ulusalkanal.com.tr

Yorum Gönder