banner864

Patara'ya villa onayı Türkiye'yi zora soktu! 10 Şubat 2014, 09:30

Antalya'nın dünyaca ünlü antik kenti Patara'da uluslararası krize neden olan villa inşaatları Avrupalı çevre örgütlerini ayağa kaldırırken, bölgedeki kooperatifler inşaat yapabilmek için 20 yıldır beklediklerini dile getirerek kendini savunuyor.
Yusuf Yavuz


 Yüksek Şehir ve Bölge Plancısı Prof. Dr. Mehmet Tunçer ise Patara'nın tarihi ve doğal dokusuyla birlikte bütünüyle korunması gerektiğinin altını çizerek, antik kentin yapılaşma baskısıyla Bodrum ve Side gibi olacağı uyarısında bulundu.

PATARA İÇİN BERN KONVANSİYONUNA ŞİKAYET DOSYASI SUNDULAR

Dünyanın en güzel kumsallarından birine sahip olan Antalya’nın Kaş ilçesindeki Patara antik kenti, uzun süredir yapılaşma tartışmalarıyla gündemde. Tarihi ve doğal dokusuyla üç ayrı koruma statüsü bulunan Patara’da, için hazırlanan ve 2008 yılında onanan koruma amaçlı imar planının, geçmişte durdurulan yazlık amaçlı kooperatiflere düşük yoğunluklu yapı izni vermesi Türkiye’yi uluslararası arenada zora soktu. Uluslararası Akdeniz Deniz Kaplumbağalarını Koruma Birliği (MEDASSET), Patara’daki yapılaşmaya ilişkin hazırladığı şikayet dosyasını Bern Konvansiyonu Daimi Kurulu’na sundu.

MEDASSET: 'BAKANLIK DEĞİŞTİ, TÜRK TEMSİLCİDEN YANIT ALAMADIK'

MEDASSET’in, geçtiğimiz Aralık ayında Mersin Kazanlı sahili ile Muğla Fethiye’deki yapılaşmalarla birlikte Bern Kongresi’ne sunduğu Patara’yla ilgili şikâyet raporunda, Patara sorununun ilk kez 1988’de kongrenin gündemine geldiği belirtilerek, “1996’da takip dosyası açıldı ve 54 no’lu tavsiye uygulandı. Dosya 2001’de kapatıldı fakat MEDASSET 2009 yılına kadar komiteye rapor sunmaya devam etti. Patara dört ayrı uygarlığa ve caretta caretta yavrulama alanına sahip. 2012’de MEDASSET büyük tatil köyü projesi konusunda şikâyette bulundu. Bu proje ile ilgili Çevresel Etki Raporu ve taşıma kapasitesi konusunda bilgi yok. Bu proje kısmen ya da tamamen uygulanırsa kaplumbağalara zarar verecek. 2013’te 27 villa ve yüzme havuzu tamamlandı. 2014’te daha fazlası yapılacak. Bu projenin kapsamı acil olarak değerlendirilmelidir. Türk temsilci, bakanlık değişimi nedeniyle bir cevap alınamadığını belirtti” görüşüne yer verilirken, MEDASSET'in kongreye sunduğu takip dosyası önerisinin de kabul edildiği öğrenildi.

'PATARA'YI KURBAN ETMEYİN' DİYE TÜRK BAKANLARA MEKTUP YAZDI

Başkanlığını Atatürk'le dostluğu ile de tanınan ünlü Yunan siyasetçi Venizelos’un torunu olan Lily Venizelos’un yürüttüğü MEDASSET, Patara için hazırlanan koruma amaçlı imar planının yeni yapılaşmaya izin vermesinin ardından dönemin Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu ile Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay'a birer mektup yazarak Patara'nın villalara kurban edilmemesini talep etmiş, gelişmeler hakkındaki endişelerini sıralamıştı. Venizelos mektubunda, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın, Şubat 2009’da Patara'nın 'Dünya Mirası' listesine kabul edilmesi yönündeki belgeyi UNESCO'ya sunduğunu da anımsatarak, bölgenin yapılaşması projesinin ayrıca Bern Sözleşmesi çerçevesinde, 1988, 1991, 1996 ve 1998 yıllarında alınan Patara ile ilgili tavsiye kararlarını ihlal ettiğinin de altını çizmişti.

TÜRK YETKİLİLER: 'ENDİŞEYE GEREK YOK HER ŞEY KONTROL ALTINDA'

Venizelos’un Patara’ya ilişkin endişelerini içeren mektubuna uzun süre sonra yanıt veren Kültür ve Turizm Bakanlığı, “her şey kontrol altında, endişeye gerek yok” mesajını vermişti. Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdür Yardımcısı Nermin Beşbaş imzasıyla MEDASSET Başkanı Venizelos’a gönderilen resmi yazıda, 3. Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak korunan bölgede kontrollü yapılaşmaya izin verildiği vurgulanarak, villaların inşa edildiği alanın ise deniz kaplumbağalarının yuvalama alanı olan kumsala 2,5 kilometre mesafede olduğu kaydedilmişti.

KORUMA AMAÇLI PLAN PATARA'YA NE GETİRİYOR

Yetkililere göre dönemin ÖÇK Kurumu tarafından yeniden düzenlenen ve 31 Ekim 2008’de Antalya Koruma Kurulu tarafından onaylanan Patara Koruma Amaçlı İmar Planı, “köy yerleşimi” ve “kooperatif alanı” olarak iki ayrı bölgeden oluşuyor. Korumayı öngören plana göre, kooperatif alanı olarak ayrılan bölgede doğa ve arkeoloji alanına zarar vermeyecek ‘uyumlu’ ve ‘göze batmayan’ ev, pansiyon ve günübirlik tesislerin yapımına izin verilirken, ilgili komisyonun izni alınmak kaydıyla kamuya açık sosyal tesisler, restoran, büfe ve kafeterya gibi üniteler de yapılabilecek.

PROF. DR. TUNÇER: 'YAPI İZNİ VERİLEN ALAN NEKROPOL OLABİLİR'

Konuyla ilgili sorularımızı yanıtlayan Yüksek Şehir ve Bölge Plancısı Prof. Dr. Mehmet Tunçer, bugün kooperatiflere yapılaşma izni verilen 3. derece arkeolojik sit alanının, nekropol olmasının muhtemel olduğunun altını çizerek, Yani burası aslında 1. derece arkeolojik sit ilan edilmesi gerekli. Kazıldıkça hem Likya hem de sonraki dönemlere ilişkin lahit, mezar vb çıkması olasıdır. Yani denetimin çok iyi yapılması, kazının öncelikle el ile yapılması, herhangi bir buluntuya rastlandığında durdurulması gereklidir” dedi.

'KORUMA KURULU ÜYELERİ İLE GÖRÜŞMEK AĞIR CEZALIK BİR SUÇTUR'

Patara’daki kooperatiflerden birinin 17 Mayıs 2013 tarihli faaliyet raporunda yer verilen, "Antalya Koruma Kurulu'nun, mimari ve diğer projeler konusundaki etkin üyesiyle ön görüşmeler sağlanmış, projelerimizin, kurul yetkilisiyle ön görüşmeler yapıldığı ve mutabakatı alındığı için 3-4 Haziran 2013'de toplanacak olan Antalya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunca görüşme gündemine alınacağına, reddedilmeden Kabul edileceğine ve inşaat ruhsatı verileceğine kuvvetle inanıyoruz" şeklindeki ifadeleri de sert dille eleştiren Tunçer, "Koruma Kurulu üyeleri ile görüşülmesi ağır cezalık bir suçtur. Umarım bu konularda başka iddialar gündeme gelmez" görüşünü savundu.

'YAPILAŞMA BASKISIYLA PATARA BODRUM VE SİDE OLACAK'

Patara için hazırlanan planının korumayı değil, çevreye aykırı olarak yapılaşmayı amaçladığını öne süren Tunçer, kumsalından arkeolojik sit alanına kadar Patara’nın bütünüyle koruma alanı olarak belirlenmesi gerektiğinin altını çizerek, “Kaçak yapılaşmalar tasfiye edilmeli kesinlikle yeni hiçbir yapılaşmaya izin verilmemelidir. Aksi takdirde yapılaşmalar giderek artacak ve Patara antik kenti içi ve çevresi arkeolojik alanları tahrip edilmiş yeni bir Side, Halikarnasos (Bodrum), Keramos, Perinthos olacaktır" görüşünü savundu.

KOOPERATİF YETKİLİSİ: '20 YILDIR BEKLİYORUZ, MAĞDUR EDİLDİK'

Tartışmaların odağında olan Patara’da üç ayrı yapı kooperatifi bulunuyor. Konuyla ilgili sorularımızı yanıtlayan Yeni Hitit Yapı Kooperatifi’nin yetkililerinden biri, alanda uygulamayı planladıkları yapılaşmanın doğaya ve tarihi dokuya uygun olacağını belirterek yapı yoğunluğunun da düşük olacağını dile getirdi. Kooperatifi Patara’nın ÖÇK ilan edilmesinden önce kurduklarını söyleyen yetkili, “biz burada 20-30 yıldır bekliyoruz. Bu konuda kooperatifimiz de mağduriyet yaşadı. Daha önce 558 üyemiz vardı. Bu süre içerisinde üye profilimiz değişti, sayıları 122’ye düştü. Üyelerimizin pek çoğu yaşlandı, içlerinde yaşamını yitirenler oldu. Kimisinin hisseleri de çocuklarına devroldu. Alan arkeolojik sit statüsünde olduğu için biz devlete ‘bize başka bir yer göster’ dedik. Ama bu teklifimiz kabul görmezken, yıllarca yapılaşmaya da izin verilmedi. Şimdi 2008’de hazırlanan koruma amaçlı imar planı kapsamında 700 metrekare alana 70 metrekare yapı yoğunluğunda villalar yapmayı planlıyoruz. Geçmişte bu Alana 558 temel atılmıştı. Şimdi bu sayı 122’ye düşecek. Yörenin dokusuna uygun taş evler yapacağız” görüşünü dile getirdi.

Kooperatife ait 100 dönümlük alanda yeni inşaatlar yapmak için hazırlıklar yapıldığını anlatan yetkili, bu konuda il özel idaresi ve koruma kurulunun kararlarını beklediklerini söyledi.

'TÜM ALANDA SONDAJ ÇALIŞMASI YAPILDI'

Kooperatife ait alanın nekropol olabileceği yönündeki görüşleri de sorduğumuz yetkili, Antalya Müzesi uzmanlarınca tüm alanda sondaj çalışması yapıldığını ancak herhangi bir kültür varlığına rastlanmadığını dile getirdi.

3 KOOPERATİF, 300 VİLLA

Patara’da Yeni Hitit dışında Kumko ve Özlenen Deniz adı altında toplam üç ayrı yapı kooperatifi bulunuyor. Özlenen Deniz kooperatifi, Ova beldesi sınırlarında olduğu için geçtiğimiz yıl 27 villanın inşaatını tamamladı. Kumko kooperatifi ise 150 villa yapmaya hazırlanıyor. Böylece köy yerleşimindeki yapılaşma haricinde Patara’da 300’e yakın yeni villa inşa edilmiş olacak.

PATARA HAKKINDA RAPOR SUNULAN SÖZLEŞME NE ANLAMA GELİYOR

1979 yılında Bern’de imzalandığı için kısaca ‘Bern Sözleşmesi’ olarak anılan “Avrupa’nın Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarının Korunması Sözleşmesi”, Türkiye tarafından da 20 Şubat 1984 tarihinde Bakanlar Kurulu Kararı ile onaylanarak yürürlüğe girmişti. Yaban hayatının yaşama ortamlarını muhafaza etmeyi amaçlayan sözleşmeye taraf olan ülkelerden biri olan Türkiye, Patara başta olmak üzere pek çok alandaki ihlallerden dolayı eleştiri konusu oluyor.

ulusalkanal.com.tr


Yorum Gönder