Medya mı itibar kaybediyor, yoksa…


Bülent Esinoğlu

Bülent Esinoğlu

05 Şubat 2015, 13:05

 Kamuoyu yoklamalarında, en az itibarlı kurum olarak medya görünüyor.

Bir kurumu güvenilmez yapan nedir?

O kurumun sözleşmesine uyup uymadığıdır.

Medyanın halk ile arasında, adı konulmamış bir sözleşmesi vardır. Bu sözleşmeye göre, Medyanın doğru haber vermesi, yansız davranması, buna karşılık da, halkın o medyayı izlemeye devam etmesidir.

Çağımızda ahlak; kurallara ve sözleşmelere uyum olarak anlaşılmaktadır.

İzleyici veya okuyucu, medyaya medya diye bakar.

Oysa medyanın bir patronu vardır. O patronun içinde bulunduğu çıkar gruplarının çıkarları vardır.

Medya ne kadar çok yalan söyler, yanlı yorum yaparsa, o kadar çok itibar kaybeder. Aslında itibar kaybeden medya değil, arkadaki sermaye grubudur.

Medyanın, sürekli, egemen sermayenin çıkarlarını koruma yönünde yaptığı tek yanlı yayın, halkın haber ve yorum ihtiyacını karşılamaz.

Halk haber ve yorumların içinde kendini arar ama bulamaz. Kaza ve felaket haberlerinin dışındaki haberler ilgi çekmez.

Okuyucu veya izleyici genel olarak medyaya güvenmediği için, başlar kendi düşüncesine yakın bir medya aramaya…

Böylece medya gruplara ayrılır.

İktidarı destekleyen sermaye gruplarının ayrı bir medyası vardır. Uluslararası sermaye grupların, Türkiye içindeki çıkarlarını destekleyen medya vardır.
Amerikan etkisinde televizyon, Alman etkisinde gazete vs.

Bazı televizyon ekranlarına baktığınızda, sanki Amerikan bayrağına bakar gibi olursunuz.

Gerek iktidarı destekleyen medya, gerekse, uluslararası sermayeyi destekleyen medya, etnik ayırımcılığı desteklemesi yetmiyormuş gibi, ayriyeten etnik yayın organları vardır.

Uluslararası medya sermayesine sahip olan ekranlar, Batı değerlerini göklere çıkararak, ortak olduğu sermayenin, ülke içinden çıkarını sağlamaya devam eder.

Öte yandan sözde, Batı yanlısı olan değerlerle mücadele ediyor gibi görünen sermaye de, Batı sermayesi ile ortak olduğundan, onun medyasında da halk yoktur. Kendi çıkarları vardır.

Müslüman gazete, laik gazete, onların da, arkasında belli çıkar gruplarını destekleme olgusu vardır.

Türk sermaye gruplarının (tabi medyasının) genel özelliği üretmiyor olmasıdır. Ülke ulusal pazarlarını yabancılara sunuyor olmasıdır.

Bu yapı, yani Türk burjuvazinin milli olmaması, medyasının da milli olmamasını gerektiriyor.

Küçük ve orta ölçekli sermayenin(milli burjuvazi)sermayesi olmadığından, zaten medyası da yoktur.

Küçük yerli sermaye, ithalatın haksız rekabetinde kalmasından, bir türlü sermaye birikimini tamamlayamaz.

Köşe yazarları da, halkımız nezdinde, ayırıma tabi tutulmuştur. Falan köşe yazarı CIA irtibatlıdır. Filan köşe yazarı, İngilizlerle irtibatlıdır. Vs.
Türk halkını en çok rahatsız eden yayınlarsa, Kürtçülük ve bölücülük propagandasıdır.

Türk medyasına Türk değildir denilirken, belki de bu kast edilmektedir.

Türkiye’nin egemen sermaye çevrelerinin Kürtçülük yapıyor olması, bağlantılı oldukları dış sermaye gruplarından kaynaklanmaktadır.
Yani yapısal bir durumdur.

Medya ithalatçının elinde olunca, fikirler de ithal fikirler oluyor. Yani sadece Batının ürününü pazarlamıyorlar. Fikirlerini de pazarlıyorlar.

AB sevdasını kimler yaratmıştı?

Siyasi ve iktisadi olan her şeyin, iç içe olduğunu anlamazsak, medyaya medya diye bakarız.

Bülent Esinoğlu
[email protected]
ulusalkanal.com.tr
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
AV.YENAL ÜNSELİ - 2 yıl önce
ulusal kanal ve aydinlik gazetelerinin yönetimleri hariç, yazili ve görsel medya işletmeleri oluşturulan havuzda kaçak külliye sakini ve yalakalari ile birlikde boğulacaklardir.