Bölünme açılımında AKP-PKK'nın suç ortakları

Bölünme açılımında AKP-PKK'nın suç ortakları

12 Haziran 2011 Genel Seçimi’nden dört gün sonra hükümet-PKK görüşmeleri sorulduğunda Kılıçdaroğlu’nun yanıtı şöyledir: “Memleket için faydalı olacaksa neden karşı çıkalım?”1

13 Eylül 2011 günü internete düşen Oslo tutanakları Türkiye’yi ayağa kaldırmış ama Kılıçdaroğlu’nun ilgisini çekmemişti. “Yasadışı dinlemelerin içeriğiyle çok fazla ilgilenmeyeceğim” diyordu.
Oysa Tayyip Erdoğan o güne kadar defalarca “görüşme yaptı diyenler şerefsizdir” diyerek PKK ile görüşmelerini yalanlamıştı.
Bir ana muhalefet partisi liderinden, suçüstü yakalanan Başbakan’ın üzerine üzerine gitmesi beklenirdi. Ama Kılıçdaroğlu Tayyip Erdoğan’a can simidi uzattı; “PKK’yla MİT’in değil, âkil adamların görüşmesi gerektiğini”2 söyledi. Genel seçimlere sadece 5 gün kalmıştı!
Kısa süre içinde tavır daha netleştirildi. Kılıçdaroğlu, “Oslo’da PKK’yla görüşülmesini desteklediklerini ama bunun halktan gizlenmesini eleştirdiklerini” söyleyecektir.
“CHP Oslo görüşmelerine niçin esastan karşı çıkmıyor” sorusunun bir yanıtı da ABD ve İngiltere’nin sürecin içinde ve başında olduğunun ortaya çıkmasıydı. Görüşmelerde İngiltere hakem devlet, ABD ise gözlemci (düzenleyici) devlet olarak hazır bulunmuştu. 

AKP'DEN KILIÇDAROĞLU'NA ÖVGÜ

Açılım'ın sahibi AKP gelişmelerden çok memnundu. Bülent Arınç, “Ana muhalefet partisi de bu konudaki görüşmelerin olağan olduğunu ifade ettiler” diyordu.
Dönemin Genel Başkan Yardımcısı Nihad Matkap, bir gazetecinin, “PKK’yla müzakereleri destekliyor mu CHP ?” sorusuna şu yanıtı vermişti: “Dikkat ederseniz genel başkanımız bu konuda herhangi bir şey söylemedi. Oslo’daki müzakereleri çıkıp eleştirmedik biz.”3 
Oslo tutanaklarının yayımlanmasından sonra AKP’nin Kürt Açılımı bir kez daha tıkanmıştı. Ama Hakan Fidan aracılığıyla gizli görüşmeler sürdürülüyordu. 
Faruk Loğoğlu’nun başkanlığındaki CHP heyetinin Aralık 2011 ABD ziyareti dönüm noktasıdır.
Heyet Pentagon ve ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilileriyle yapılan görüşmelerden ayrı olarak Henri Barkey’le de basına kapalı toplantılar yaptı. Bu ziyaret ve görüşmeler, ABD’nin Kürt planında rol kapma yarışıyla ilgiliydi.
2012 yılı sonlarına doğru KCK’lıların açlık grevine müdahalesi sağlanarak Öcalan yeniden devreye sokuldu.
Tayyip Erdoğan’ın “İmralı’yla müzakereler sürüyor” açıklamasına ilk destek Kılıçdaroğlu’ndan geldi: “Halka doğruları söyleme yönünde atılmış önemli bir adım. Halka doğruları söylemek her zaman güzel” diyordu. Ama Kılıçdaroğlu’nun bazı uyarıları vardır: “Bu tür ulusal nitelikli konularda bize de önceden bilgi verilirse katkımız olabilirdi.” 4

KILIÇDAROĞLU: AKP'YE YENİ BİR KREDİ AÇIYORUZ

2012 yılı sonunda İmralı’da hükümet-Öcalan arasında “imza altına alınan” protokole de Kılıçdaroğlu hiç gecikmeden desteğini açıkladı; “AKP’ye yeni bir kredi açıyoruz” dedi. “Biz üzerimize düşen her şeyi büyük bir sorumlulukla yapıyoruz” diyen Kılıçdaroğlu “AKP’den umutlarının henüz tükenmediğini” de eklemişti. 5
Genel Başkan Yardımcısı ve parti sözcüsü Haluk Koç, “Barış ve kardeşlik için atılacak adımlara önyargılı değiliz” diyordu.
Öcalan’ın 23 Şubat günü (2013) BDP milletvekilleriyle yaptığı görüşmenin tutanakları basına sızdırılıp açıklandığında da CHP yönetiminin tavrı değişmedi. Hatta Grup Başkan Vekili Akif Hamzaçebi sürecin başarısı için bir dizi öneriler sıraladı: “[İmralı’ya] kimlerin gideceği ve isimlerin kimler tarafından belirlendiği önemli değil. Önemli olan içerik ve mutabakata varılmasıdır.” 6
Hamzaçebi’nin araladığı kapıdan Kılıçdaroğlu girecektir: “Öcalan’ın neler söylediği anlaşıldı. Şimdi Sayın Başbakan’ın bu konuda nasıl bir değerlendirme yapacağını merak ediyorum.” 7
Dahası, Kılıçdaroğlu, “sürece engel olmayacağımızı kamuoyuna duyurmuştuk” hatırlatmasıyla verilen desteğin sürdüğünü söyledi: “Çalışmalar şeffaflık, dürüstlük içinde yürütülsün ve kamuoyu doğru bilgilendirilsin” diyordu.
CHP yönetiminin “Süreç şeffaf olmalı” koşulu zaten, nasıl oluyorsa, bir şekilde gerçekleşmektedir! Öcalan’ın İmralı mesajları da “büyük bir gazetecilik başarısı” olarak medyada yer aldı!

SÜRECE NEGATİF DEĞİLİZ, ENGEL OLMAYACAĞIZ 

Ankara’da Alman Sosyal Demokrat Parti Genel Başkanı Sigmar Gabriel’le buluşmasında Kılıçdaroğlu çok daha rahat konuşmakta ve adeta teminat vermektedir: “Biz iktidara destek olacağımız çağrısını yaptık, kredi verdik. Sürece negatif değiliz. Engel olmayacağız, yalnız bilgilendirilmek istiyoruz.” 8
Tayyip Erdoğan’a verilen karşılıksız çekler artık açıktan krediye dönüşmüştür. Kredi AKP’yle birlikte ABD’ye verilmiştir. Zaman zaman duyulan itiraz kabilinden sözler tabandaki tepkileri yatıştırmak amaçlıdır. Eleştiri yapar gibi sunulan açıklamalar bile “sürecin başarılı olması” içindir.
Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu bu gerçeği 2014 Mart’ında şöyle özetledi: “Genel Başkan’ın ve MYK üyelerinin ağzından 14 aydır negatif bir söz çıkmamış, bu bir destektir.” 9
PKK’ya Irak ve Suriye’de verilen “stratejik” rolün bedeli olarak güneydoğunun bırakılması artık açık açık yazılıp konuşulmaktadır; ABD-AKP-PKK üçlüsünün yürüttüğü ve CHP’nin de dâhil edildiği iklimi Ertuğrul Özkök’ten okuyoruz: “İki baskın etnisiteden oluşan devletler yürümüyor...Ailelerde olduğu gibi toplumlarda da ‘dostça ayrılık’ bazen iki tarafa da en büyük yararı sağlayan çözüm olabilir.” 10
Çekilme adı ve görüntüsü altında PKK adım adım bölgeye yerleştirilmektedir. Suriye’de Kürt koridoru için PKK’ya yol verilmiştir. Başta ABD olmak üzere AKP-PKK sözcülerinin bağıra bağıra konuştuğu konular Kılıçdaroğlu ve CHP yönetiminin ilgisini çekmiyordu.
CHP yönetimi milletvekillerinin telefonlarına “konuşmayın” mesajı gönderdi. Grup toplantılarında konu es geçildi. Kılıçdaroğlu böylece, “muhalefet” yöntemlerine bir yenisini daha eklemiş oldu: “Sessiz kalma!” 
“Engel olmayacağız” taahhüdünün gereği yapılmaktadır.
Gazeteci Melih Aşık şöyle yazıyordu: “CHP lideri konuşmayarak ve vekillerini konuşturmayarak bu süreci desteklemektedir.” 11
Tayyip Erdoğan 30 Eylül 2013’de, aylardır dillendirilen paketini açıkladığında da milletvekillerine “konuşmayın” mesajları gönderildi.
Bu sessizliğin ne anlama geldiği Gürsel Tekin’in AKP’nin yayın organı diye bilinen Yeni Şafak’ı ziyaretinde belli olmuştu. Tekin, “biz bu sürecin dışında kalmak istemiyoruz” diyordu.









ulusalkanal.com.tr


DİPNOTLAR
-------------------------------------
1- Amberin Zaman, Habertürk, 17 Haziran 2011.
2- Fatih Altaylı’nın Kılıçdaroğlu’yla yaptığı söyleşi için bkz. Habertürk TV, 7 Haziran 2011.
3- Neşe Düzel’in Nihad Matkap’la yaptığı söyleşi için bkz. Taraf, 20 Şubat 2012.
4- Fikret Bila, Milliyet, 3 Ocak 2013.
5- Aydınlık, 6 Ocak 2013.
6- Aydınlık, 23 Şubat 2013.
7- Fikret Bila, Milliyet, 1 Mart 2013.
8- Milliyet, 1 Mart 2013.
9- Sezgin Tanrıkulu’nun El Cezire’ye yaptığı açıklamadan akt. Aydınlık, 23 Mart 2014.
10- Hürriyet, 23-24 Nisan 2013.
11- Melih Aşık, Milliyet, 27 Mart 2013.
banner863
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.