Merkel'in merdiveni


Oktay Yıldırım

Oktay Yıldırım

23 Ekim 2015, 17:08

Merkel’in gelişini anlatacağım, ama önce bu gelişin öyküsünü anlatmalıyım.

Avrupa sanayileşirken ilerlemiş ülkelerin kendi teknolojik üstünlüklerini korumak için ilk yaptıkları şeylerden biri kalifiye işçilerin yurt dışına çıkışını yasaklamak oldu. Sadece bu değil, başka ülkelerden de kalifiye işçi kaçırıp getiriyorlardı. Başta İngiltere, 18. Yüzyıl başlarında neredeyse bütün Avrupa ülkeleri bu konuda yasalar çıkardılar, gizli servislerine bugün tuhaf sayılabilecek görevler verdiler: “Usta başını kaçırın!”

Teknoloji biraz ilerleyip sanayide insan faktörünün gücü azalmaya başlayınca, bu kez de aynı yasalar makineler için çıkarıldı.

Merit Stratejisi

Yani uluslararası rekabette önde olmak için her türlü çamurluğu yaptılar. Gelişen diğer ülkelerin aynı korumacı politikaları izlemesine ise demokrasi, insan hakları, vb. gerekçelerle karşı çıktılar. Bir ülke belli bir teknolojik düzeye tırmandıktan sonra başka ülkelerin de aynı seviyeye gelmemesi için kendi kullandığı merdiveni itiyordu. Prof. Dr. Cihan Dura müthiş bir formülasyonla buna MERİT, yani Merdiveni İtme stratejsi diyor.

Bunu niye anlattığımı söyleyeceğim, ama önce bir şey daha hatırlatayım.

Barınma Merkezleri Baştan Yapıldı

2014 yılı Eylül ayının son günlerinde Aydınlık, Suriye’li Mülteciler için Van, izmir, Gaziantep ve Kayseri başta toplam yedi ilde mülteci toplanma merkezleri yapıldığını yazdı. Haberi biz yaptık. Kayseri Vali yardımcısı ile röportaj yapıp barınma merkezlerini görüntüledik.

Bu inşaatlar AB fonlarıyla yapılıyordu. Gelecek mültecilerin eğitim sorunları tahsis edilen İmam Hatip okullarında çözülüyor, insani yardım adı altındaki içeriğini bilmediğimiz bütün faaliyetleri de Hilal-Der ve İHH gibi örgütler yapıyordu. O günden beri Türkiye’deki mülteci sayısı 3 milyona ulaştı. Sokaklarda hepsi. Dileniyorlar, kaçak işçi olarak çalışıyorlar, yollarda arabaların camlarını siliyor, tarlalarda mısır ya da pancar topluyorlar. Elindeki cep telefonundan, cephede çekilmiş silahlı fotoğraflarını göstererek El-Nusra cephesinden olduğunu gururla söyleyen bir tarım işçisiyle kendim konuştum. Adam tam bir baş belası yobaz, iç savaştan önce cinayetten hüküm giymiş bir katil. Memleketimizin sokaklarına dağılan Suriyeli mültecilerin ağırlıklı profillerini anlatmaya çalışıyorum.

Durun daha sıra Merkel’e gelmedi…

Karpuz Seçer Gibi

Tarih, 15 Mayıs 2014. Suriye savaşının başlamasından sonra Lübnan’a toplanan mülteci sayısı 1 milyonu aşmıştı ve Avrupa ülkeleri Lübnan’dan kısıtlı sayıda mülteci almaya mecbur kalmıştı. Lübnan Dışişleri Bakanı Cibran Basil ve Alman mevkiidaşı Frank-Walter Steinmeier bir basın toplantısı yapıyordu. Alman Bakan, mülteciler konusunda “Lübnan’a mali yardım yapılması gerektiğini” söyledi. Lübnanlı Bakan ise, “Avrupalı devletlerin mültecileri önce eğitim ve maddi durumlarına sonra da dinlerine göre seçip öyle aldıklarını, Lübnan’daki mültecilere para verilmesinin bunların bir daha ülkelerine dönmemesine neden olacağını, seçme politikasının da bölgenin dinsel ve etnik yapısını değiştirmeyi amaçladığını,” söyledi. (Al Monitör, 19 Mayıs 2015, http://www.al-monitor.com/pulse/tr/originals/2015/05/lebanon-germany-europe-discrimination-syrian-refugees.html)

Şimdi gelelim Merkel’in merdivenine…

TUKAT Stratejisi

Bazı haber kaynaklarına göre Almanya’nın kabul ettiği mülteci sayısı toplam 100 bin civarında. (BBC-Türkçe, 15 Haziran 2015, http://www.bbc.com/turkce/haberler/2015/06/150615_suriye_multeci_avrupa)

Bir ekonomi devi olan Almanya Türkiye’nin sadece 30’da biri kadar mülteci kabul etti. Birçok haber kaynağına göre bunlar da seçildi.

Merkel, bundan birkaç ay önce Dışişleri Bakanının Lübnan’da söylediklerini Davutoğlu’na söyledi, Şengen vizesine olumlu baktığını ekledi ve hemen döndü.

Daha işin başında AB bu mülteci merkezlerini boş yere yaptırmadı. Bugün olan bir şey yok, sadece proje hayata geçiyor. Türkiye’yi Ortadoğu’nun mülteci deposu yapacaklar. Birkaç iyi adamı onlar alacak, bütün uğursuz takımı da bizde kalacak. AKP aldığı sıcak parayla bir süre daha piyasayı döndürecek, vatandaş yaptığı Suriyeliler’in oylarını alırken, ülkemiz bir bataklığa dönüşecek.

Cihan Dura hocamız izin verirse, bunun adını da TUKAT, yani tuğlayı kafasına atma politikası koyalım. Avrupalı ülke tırmanıyor, bizim gibi vasat idare altındaki ülkenin kafasına çatıdaki tuğlaları atarak onu olduğu yere gömüyor…

Oktay Yıldırım
ulusalkanal.com.tr

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.