banner863

Mevzubahis vatandır, sabırsızlar okumasın


Oktay Yıldırım

Oktay Yıldırım

19 Şubat 2016, 11:35

Türk Ordusu sınırımızda bir PYD koridoru yaratılmaması için Azez yakınlarındaki PYD mevziilerini vurdu. Bu, Türk-Amerikan savaşı demekti. Çünkü ABD defalarca PYD’nin kara gücü olduğunu ve silah desteğinde bulunduğunu açıklamıştı. Öte yandan ABD planlarına karşı Suriye’yi desteklemek için bölgeye gelen Rusya ve Suriye de PYD’ye destek verdiklerini açıkladılar. Durum biraz karışık gibi görünüyor.

Haydi başlayalım…

Bundan yaklaşık 190 yıl öncesiydi.

İngilizler ve Ruslar, Ege ve Akdeniz’deki çıkarları bakımından birbirine karşı düşman konumdaydı ama her ikisi de Yunan bağımsızlığını destekliyordu.

Ne yapacağını şaşırmış bir haldeki Osmanlı Hariciyesi bir yandan ayrılıkçı Yunan ayaklanmalarını bastırmaya çalışırken, diğer yandan kendisine Ruslardan daha yakın gördüğü İngilizleri uyarıyor, Rus güdümünde bir Yunanistan’ın İngiltere’nin Akdeniz’deki etkisini tamamen yok edeceğini söylüyor, bu hareketi bastırmak için yardım istiyordu. İngiliz hariciyesinin bizim saflara verdiği cevap ibretlikti: “Biz bu Yunan ayrılıkçılığının Ruslardan kaynaklandığını ve amacının da Akdeniz’deki İngilizetkisini yok etmek olduğunu biliyoruz. Ama bu hareketi bastırmaya çalışıp düşmanlığını kazanmak yerine, Ruslardan daha çok destekleyip İngiliz güdümüne alacağız. Siz de bizi desteklerseniz, hem İngilizlerle daha iyi dost olursunuz hem de Rusya’nın sizin topraklarınızda daha fazla yayılmasını engellemiş olursunuz…”

Osmanlı devleti umutsuzca Yunan ayrılıkçılığını engellemeye çalıştı. Ama ayaklanmayı çıkaran Rusya, destekleyen İngiltere iken bu olabilir miydi? Hele hele çok ama çok kısa bir süre önce Yeniçeri Ocağı kılıçtan geçirilip, ortada ordu namına bir şey kalmamışken…

Ve…

Binlerce Türkün kanı akıtıldıktan sonra önce özerkliği, sadece beş ay sonra da bağımsızlığı ilan edildi…

Tahta yeni geçmiş olan Sultan II. Mahmut için tarihçiler şöyle diyeceklerdi: “İçeride cellat baltasını şiddetle sallayan, ama dışarıya karşı kılıcını ürkekçe oynatan sultan.”

Sonrası Dünya Savaşına kadar devam eden bir yenilgiler ve aşağılanmalar tarihidir... Anlatmaya bile gerek yok…

Yunanistan’ı kışkırtmak Rusya’nın ne işine yaradı derseniz? Kendisi de yıkıldı.Yunanistan İngiltere’nin kara gücü olarak Türk topraklarını kan deryasına çevirirken, Çarlık Rusya’sının yerine kurulan SSCB, Kurtuluş Savaşı’nda İngiltere ve Yunanistan’a karşı bizim yanımızdaydı.

Yani bölge güçleriyle düşman olmak Rusya’nın, İngiltere’den medet ummak da Osmanlı’nın pek işine yaramamıştı.

Bundan 42 yıl öncesiydi…

Yunanistan, yıllardır silahlandırdığı Kıbrıslı Rumlar vasıtasıyla adada bir Türk soykırımı yapıyordu. Artık kaçınılmaz olarak müdahale edilmesi gerektiği zaman, baş müttefikimiz Amerika ve İngiltere Türkiye’nin Kıbrıs’a müdahale etmemesi gerektiğini ilan etti. Hatta 6. Filo’yu Kıbrıs açıklarına doğru yola çıkardı. Ruslar ise Türkiye’nin 20 Temmuzda adaya ilk müdahalesine tepki göstermemişlerdi, çünkü Makarios’un geri geleceğini umuyorlardı.Makarios’un kontrolünde iki milletli ama tek parça bir adanın, NATO’nun kontrolüne girmeyeceğini düşünüyorlardı.

Demek ki, tarihten alınandersler her zaman doğru anlaşılmıyordu...

Çünkü Makarios, EOKA darbesinden sonra Rus değil de bir İngiliz uçağı ile adadan ayrılmıştı. Daha önemlisi Cenevre Konferansında Makarios’un adı bile geçmemişti. Ruslar’ın hayal kırıklığı onları Yunanistan’a daha da yaklaştırdı. Tarihi bir yanılgıydı bu!

Türkiye ise yine İngiltere’ye “garantör devlet olarak Kıbrıs’a birlikte müdahale etmemizi en azından Türk kuvvetlerinin İngiliz üslerini kullanmasını”istemişti. Ve İngiltere, tek başımıza bir şey yapamayacağımızı, uluslararası tepkiden çekineceğimizi düşünerek red cevabı verdi.

Ama artık Türkiye’nin bambaşka bir devlet aklı vardı. Kıbrıs’a ikinci kez müdahale edildi. Ada fiilen Türkler ve Rumlar arasında bölündü, KKTC ilan edildi ve Doğu Akdeniz’deki Türk varlığı garanti altına alındı. Yunanistan ise NATO’nun askeri kanadından çekildi.

Bu durum Rusya’nın tutumunubüsbütün değiştirecek, Rusya’yı Yunanistan’a daha da yaklaştıracaktı.Bir hami gibi, BM Güvenlik konseyinden Türk Kuvvetlerinin derhal çekilmelerini talep edecekti. Ruslara göre Türk kuvvetleri işgalciydi ve garantörlük hakları da kabul edilemezdi. BM Genel Kurulu Rus önerisini dikkate alarak yabancı kuvvetlerin, yani Türklerin adadan çekilmesini istedi, Güvenlik Konseyi de bunu destekledi. Bütün dünya Türkiye’nin karşısına dikilmişti. Sonuç KKTC’nin ilanı ve gelişen Türk savunma sanayii oldu.

Peki, Rusya bu ikinci girişimiyle, daha önce yaptığı gibi Yunanistan’ı kendi tarafına çekebilmiş miydi?Türk çıkarma birliklerine yapılan ilk bilinçli karşı koyma Sovyetlerin verdiği tanklarla yapılmıştı. Yani silah bile vermişlerdi. Ama bunun bir faydasını görmüşler miydi? Mesela bu desteğinden dolayı Yunanistan, Kıbrıs ya da Ege’deki Yunan adalarından birinde imtiyaz ya da bir üs mü verdi?

Elbette Hayır.

Ruslar tekrar çırak çıkmışlardı.

Bundan 14 yıl öncesiydi…

AKP adında bir parti, Amerika ile birlikte ne kadar gerici ve bölücü güç varsa hepsinin desteğiyle iktidara geldi.

Elde ne varsa sattılar, bütün komşularla düşman oldular. BOP eşbaşkanlığı görevini üstlendiler. Yeniden Osmanlıyı diriltme hayalleri kurdular. Açılım yaptılar ve Türk Milletini etnik parçalara böldüler. Türkiye’yi çok kötü bir noktaya sürüklediler.

Ama…

Artık o noktaya sürüklenmiş bulunuyoruz. Önemli olan bundan sonra ne yapılacağıdır.

Bundan Birkaç Ay Önce

Suriye politikasında başından beri yapılan yanlışlar, en yakın müttefikimiz olması gereken komşumuzla bizi düşman etti. Emevi camisinde namaz kılma hayalleri yerine komşularla el ele verip herkesin kendi sınırlarındaki terörü temizlemesini sağlayamadığımız için Suriye ülkesinin bölünmesi yerine PYD’ye Türkiye sınırlarında bir Kürt otonom bölgesi verilmesine razı oldu. Daha sonra oyuna dahil olan Rusya ile bir şansımız olabilirdi ama bu şansı kullanmak yerine uçağını düşürdük. Bu Rusya için büyük hayal kırıklığıydı ve PYD otonom bölgesi konusundaki uzlaşmaya dahil oldu.
ABD’nin Kürt otonom bölgesi üzerinden sürdüreceği bölge hakimiyetine, Rusya da Suriye üzerinden ortak olmaya çalışacak.Tarih, tuhaf bir şekilde tekrar ediyor.

SınırımızdaABD, Rusya, Suriye mutabakatıyla otonom bir Kürt bölgesi yaratılıyor. Hızla yayılacak, bir habis tümör. Eğer bu olursa Türkiye asla barış içinde kalamaz. Suriye sınırımızdaki son durum budur.

Ama bazen büyük devletler de tarihten ders almayabiliyor. Mevcut durum, sadece Türkiye için değil, Rusya ve Suriye için de çok tehlikelidir.

Bugün

PYD, PKK demektir. Kandil’deki teröristlerin büyük bir kısmı şu anda Suriye’de bulunmaktadır. Tesadüf değil, uzun soluklu plandır. Az sayıda terörist, yıllardır yığınak yapılan Cizre ve Sur’a indi. Bir terörist, şehirden devşirilen ve kısa süre eğitilen birkaç kişilik bir grubu idare ederek üç dört katı bir kuvvetle eylem yapmaya başladı. Yabancı paralı askerlerin desteği yüzünden uzun sürdü ama temizlendiler.

Önümüz yaz ve artık sayıları daha da az.

Ankara’daki saldırı bu koşullarda yönelecekleri eylem modelidir.

Bir başka çok önemli konu ise halka 3 milyon olarak söylenen ama en az 5 milyon civarında olduğu herkesçe bilinen Suriyeli mülteciler konusudur. Bunların kimler olduklarını hiç kimse bilmiyor ve Ankara’daki saldırgan onlardan biriydi. Yani sınırımızdaki kanserli tümöre ek olarak içimizde dolaşan ve parayı veren her örgüt için eylem yapmaya hazır canlı bombalar var.

Ege’de durum iki bakımdan çetrefilli… İlki gözlerimizin önünde 16’sı büyük, toplam 156 irili ufaklı ada ve kayalık Yunanistan tarafından işgal edilmiş ve askeri güç konuşlandırılmıştır. Topraklarımız ve kara sularımız fiilen işgal altındadır.

İkincisi, mültecilerin Türkiye’den Avrupa’ya geçmesini engellemek için NATO’ya verilen devriye gezme ve olaylara müdahale hakkının daha şimdiden nasıl bir soruna yol açacağını belli etmiş olmasıdır. Söz konusu NATO kuvvetinin Ege Denizi’ndeki karakol bölgelerine daha şimdiden Aristo, Platon gibi isimler vermesi, Türk adaları üzerindeki Yunan işgalinin, NATO tarafından tanınacağı endişesini doğurmuştur. NATO’nun ve aslında NATO demek olan ABD’nin PYD’ye karşı Türk ordusu tarafından yürütülen topçu atışları konusundaki tehditleri, bu atışlara cevap niteliğinde olan Ankara’daki bombalı saldırı gibi etkenler bu olasılığı oldukça mümkün kılmaktadır.

Ve bu NATO kuvvetinin başında bir Alman Tuğgeneralinin olmasıyla ilk Yunan kralının bir Alman olması, belki de tarihin dikkatimizi çekmek için kullandığı tuhaf bir ironiden biraz daha fazlasıdır.

Bütün bu kuşatılmışlığın arasında Kıbrıs ve Doğu Akdeniz’de ise durum biraz daha karışık... Münhasır ekonomik bölgeler kılıfıyla aslında Kıbrıs kara suları İsrail ve Güney Kıbrıs Rum kesimi tarafından paylaşıldı. Bu yetmiyormuş gibi Lazkiye’de de bir Rus askeri üssü var ve S-400 füzeleri özellikle bir Türk uçağı vurabilmek için bekliyor. İlişkiler kopmuş bir kere…

Ve Yarın

Yarınlar için nefsi müdafaadan başka yapılacak şey kalmamıştır. Türkiye için nefsi müdafaa PKK ve PYD’yi örgütlendiği her yerde vurmaktır. Ne pahasına olursa olsun güneyimizde bir Kürt otonom bölgesine engel olmaktır.

Bunun için bütün Amerikan üsleri derhal kapatılmalıdır. Oluşturulmaya çalışılan Kürt koridorunu kesen güvenli bölge için hızla adım atılmalıdır. Evet, zor olacaktır, dünyadan çok ses yükselecektir, ama bu sesler kısa süre sonra uzlaşma arayışlarına dönüşecektir.

Bunlar yapılırken Amerika ile değil, komşularımızla bozulan ilişkilerimizi yeniden kurmak için uğraşılmalıdır. Dünün dersleri hatırlatılmalıdır. Başka bir büyük hata yapılarak Suudilerin kuyruğunda, bir mezhep ordusunun parçası olmak Türkiye’yi mahveder.

Son tahlilde, barışı sadece onu koruyabilecek olan devletler sağlayabilir. Balasagunlu Yusuf, bundan bin yıl önce yazmıştı, “kılıç teprer iken yağı tepremez.”

Eğer yarın bu ülkenin Suriye’den beter olmasını istemiyorsak, başka çare yoktur.

Mevzuubahis artık vatandır…

Oktay Yıldırım
ulusalkanal.com.tr


Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
TC Atatürkçü Gulsen - 10 ay önce
Size katilmakla birlikte bir tespitde ben yapmak istiyorum akpnin gorevi bop projesini yerine getirmekti ve bunu yaparkende komşu ulkeleri etkisizlestirmek ulkede soz sahibi olmanin verdiği avantajlarla vatanı bolgede tek başına birakmak ve bunun icin komsularla arayi acmakti bop projesinin dogrultusunda tabiki ohalde bu hatali ve yanlış politika olmuyor bilerek ve isteyerek devlete ihanet ediliyor yani yanlislik ve hata yok akp aldigi gorevi yerine getirmis oldu hata yada yanliş politika dersek akpyi bain değil beceriksiz olarak gormemiz gerekiyor oysa yapilan ihanet ve bunlarda vatanhainidir yanlişmiyim?
Avatar
Sami CAN - 10 ay önce
ABD üsleri Özal zamanında kapatılması gerekiyordu ki Kuzey Irak ta 36. paralel çizilip kukla devletler kurulmasın. O günlerin hataları bu günleri getirdi...
Avatar
bayram demir - 10 ay önce
Aynen katılıyorum
Avatar
Hayri Şıvgın - 10 ay önce
teşekkür ediyorum öncelikle çok memnun oldum Oktay bey anladığım kadarıyla son aşamaya yani sathı midafaaya gelmişiz bir müttefik isek bize düşmanlık yapamaması gerekir bu sorun acil çözümeli iki son aşama için ankara ve vekiller nasıl hareket edecek merak ediyorm. hakkımızda hayırlı kararlarını bekliyorum ümidimi yitirmedim ama çok da ümitli değilim selam saygılar
Avatar
Erkal DOĞAN - 10 ay önce
BOP un tüm açıklığıyla strajisi ortaya konmuş.Bilgi ve fikir sahibi olmak isteyenlere.