banner863

Mursi korkusu Mübarek'e yarar


Mehmet Ali Güller

Mehmet Ali Güller

28 Aralık 2013, 15:53

 Yolsuzluk operasyonu üzerinden yaşanan iktidar mücadelesi oldukça karışık bir süreç… Hele de tarafları Türkiye’nin milli cephesi ve iç çarpışma yaşayan Gladyo cephesi diye sınıflandıramadıysanız, durum iyice karışacaktır.
Çünkü o zaman geriye sadece kavga eden Tayyip Erdoğan ile Fethullah Gülen kalır! Yakınlık durumuna göre de birinin arkasına Amerika’yı takar ve siyasi yöneliminize uygun olarak ikisinden birini hedef alırsınız. Hatta bu durumu Mısır’la karşılaştırırsak, iş, Mursi gelir endişesiyle Mübarek’i desteklemeye kadar varır!
Nitekim basında yavaş yavaş bu görüşler belirmeye başladı. Asıl tehlikenin Cemaat olduğuna dikkat çekip, AKP’yi tahkim edecek bir çizginin izlenmesi gerektiğini savunan yazılarla karşılaşıyoruz.

Ana hedef İran değil!
Olayı “Fethullah Gülen’in arkasında ABD var, Erdoğan’a operasyon yapıyorlar” diye koyduğunuz anda kaçınılmaz olarak yanlış sonuçlar çıkarırsınız.
Nesnel tablo şöyledir: ABD’nin etkili olan kanadıyla AKP bir tarafta, ABD’nin daha az etkili kanadı, İsrail ve Gülen Cemaati ise diğer taraftadır.
Yani ABD devlet aygıtı da bölünmüştür, Türkiye’deki Gladyo da…
Üstelik bu kez ABD, mutlak belirleyen de değildir!
Bu tabloyu görmediğiniz anda sanki tüm olan biten İran içinmiş gibi bir algı oluşur. Operasyonun ana hedefi İran sanılır.
Emperyalizm, sırf İran’ı cezalandırabilmek için Türkiye’deki iktidar yapısını darmadağın edecek kadar akılsız değildir. Hedef Türkiye’dir, İran değil!
Üstelik Halk Bankası üzerinden yapılan İran alışverişi ABD’nin uzun yıllardır bilgisi ve hatta teşviki dâhilindedir. Washington yanlış ellerde olacak bir paranın böylece kontrol edilebileceğini düşünmüştür hep. Dahası Washington 24 Kasım’da İran’la anlaşmış ve Tahran’a yönelik ambargoyu gevşetme kararı almıştır. Hatta şu anda da Tahran ile Afganistan konusunu müzakere etmektedir.

Erdoğan'ı tahkim etme sorunu
Erdoğan’ın siyasi başdanışmanı Yalçın Akdoğan’ın “Orduya kumpası Cemaat kurdu” sözleri, daha önce bu köşede belirttiğimiz gibi çaresizlik içindeki AKP’nin aynı zamanda TSK’ye ittifak çağrısıdır. Ama tuzaktır!
Nitekim gerçeği gizleyemeyenler, üstelik bu siyasi çağrıya rağmen, “Ergenekon’u yıktığımız gibi Cemaati de yıkacağız” demektedir. Hatta Ergenekon ile Cemaatin ABD’nin iki ayrı kolu olduğunu iddia etmektedirler.
Ergenekon tertiplerinde Cemaatin daha sorumlu olduğunu belirterek bu çağrıya kulak vermek, görülmeye başladığı gibi Erdoğan’ı tahkim edecek bir duruşu getirir.
Bu duruş AKP karşıtı çevrelerde hâkim olmaya başlarsa 2007’deki hata yapılır. AKP’nin yıkıldığına inanılır, ABD’nin CHP-MHP koalisyonu kurduğu varsayılarak AKP’ye değil, bu sanal koalisyona vurulur!
Sonuç? Erdoğan, Cemaatin savcısına özel yetkili mahkeme kurarak İşçi Partisi’ne ve TSK’ye çok ağır bir operasyon yapmıştır!

Hele bir Erdoğan yıkılsın!
Aynı hata tekrarlanmamalıdır. Zira Erdoğan bu sefer de yıkılmazsa, Ergenekon tertiplerini aratacak operasyonlara imza atacaktır!
O nedenle Mursi gelir endişesi taşımadan Mübarek’e yüklenmeye devam edilmelidir.
Önce Erdoğan yıkılmalıdır! Yerini kimin dolduracağı yarının sorunudur. Kuşkusuz bugünden yarının sorunu için hazırlık yapılmalıdır ama yerini daha kötüsü doldurabilir diyerek Erdoğan’a asla yardım eli uzatılmamalıdır.
Mübarek yıkıldığında en örgütlü yapı İhvan olduğu için bir yıllığına iktidarı devrim cephesinin elinden çalabilmiştir ama Türkiye bu konuda daha avantajlıdır.
Milli bir güç birliği ile bu süreç, “ara rejimsiz” atlatılır. Haziran ruhuna ve Aslanlı Yol programına güveniyoruz.

Mehmet Ali Güller
ulusalkanal.com.tr

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.