Mutluluk liginde sonunculuk


Yılmaz Yunak

Yılmaz Yunak

09 Haziran 2014, 11:17

Sydney’de ikamet eden Turan Bey dostumuzun kulakları çınlasın.

Ekonomik İşbirliği Ve Kalkınma Örgütü’nün hazırladığı mutluluk ligi sıralamasında Avustralya birinci olurken, Türkiye 36 ülke arasında sonuncu sırada yer almış.

Neden?

Oysa Türkiye, Allah’ın lütfuna ziyadesiyle mazhar olmuş bir coğrafyada.

Dört mevsimi yaşayan, üç tarafı denizlerle çevrili ve bu konuda her ne kadar sorumsuzca davransak da yemyeşil, her türlü tarıma müsait bir ülke.

Üstelik Müslüman…

Tarihinde Mustafa Kemal Atatürk gibi bir önder yatıyor.

Tarihin en mukaddes savaşıyla, emperyalizme karşı müthiş bir halk savaşıyla kurulmuş bir ülke.

Laik üstelik.

Her ne kadar son zamanlarda müthiş darbeler alsa da, hâlâ laik.

Peki, sorun ne?

Sorun, yoksul oluşunda yatıyor.

Her gün yeni yeni araştırmalar yayınlanıyor; ortak noktaları ülkemizin yoksulluğu.

Milyonlarca kişi yoksulluk sınırının altında yaşıyor ve milyonlarca kişi resmen aç.

Müthiş bir işsizler ordusuna sahibiz

Korkunç bir şey…

Kendinizi bu işsizler ordusunun yerine koyun.

Akşam eve eli boş gidiyorsunuz; çocuklarınız resmen aç, ama daha ötesi, kendilerini itilmiş ve kakılmış hissediyorlar.

Bu işte bir terslik yok mu?

Yukarıda, Türkiye’nin bir İslam ülkesi olduğundan söz ettik.

Neden yaptık bunu?

Kuran’ı açıp inceleyin lütfen; cevabını orada bulacaksınız.

Kuran, kendi ifadesine göre, insanlar zahmet çeksinler diye değil, mutlu olsunlar diye indi.

Peygamberimize (O’na selam olsun) vahyedilen Kitap, insanların mutluluğunu vazediyor.

Herkesin tüm mal ve nimetlerden eşit ölçüde yararlandığı bir ülke düşünün.

Kimse yoksul diye itilip kakılmıyor, kimse aşağılanmıyor, kimse işsizlik cinnetiyle boğuşmuyor.

Böyle bir ülkede insanlar mutlu olmaz mı?

Evet, bu işte bir terslik var…

Diğer taraftan, mutluluk sıralamasında sonuncu olan bir ülkedeki vatandaşlar, son on iki yıldır kendilerini mutsuzluğa iten bir partiye teveccüh gösteriyorlar.

Bu son on iki yıl, Özel döneminde başlayan ve bu iktidar döneminde gemi azıya alan neoliberal politikaların ülkemizi mahvettiği yıllar.

Kamucu ekonominin terk edildiği, liberalizmin gücü gücüne yetene ilkesinin yürürlükte olduğu yıllar.

Peki, nasıl oluyor da bu insanlar böyle davranabiliyorlar?

Bu teze her ne kadar karşı çıkılabilir de olsa, Türkiye mütedeyyin bir ülke.

Halk, dinine bağlı bir halk.

Sorun işte bu!

Çelişki gibi geliyor, değil mi?

Kuran’ın her türlü ikramına rağmen, dinine bağlı bir halk neden mutsuz olsun?

Çünkü bu halka, yoksulluğun bir kader olduğu belletilmiş.

Ne diyordu o kahrolası ilmihal:

“Herkes zengin olsaydı, zenginlerin dünya işlerini kim görürdü!”

Dinine bağlılık bu ülke insanını mutsuz ediyor; çünkü sanırım farkında değiller ama bağlı oldukları bu din İslam değil, bir başka din, uydurulmuş bir din!

Furkan Suresi’nin 30. ayetinin söylediği gibi, Kuran terk edilmiş; insanlar ekonomik durumlarına göre kastlara bölünmüş; bir kesim mal ve nimetleri alçakça istiflerken, büyük kitleler yoksulluğun pençesinde kıvranır hale gelmiş.

Peki, bu Müslüman kitle bunu göremiyor mu?

Hayır!

Görse zaten sorunun çözümünü de görecek.

Neden göremiyor peki?

Çünkü Yaşar Nuri Öztürk’ün vicdanımıza kazandırdığı gibi, bu kitle Allah ile aldatılıyor.

Dinciler tarafından beyinleri iğdiş edilen kitle, maruz kalınan bu mutsuzluğun bir kader olduğunu ve Allah’ın Türk Milleti’ni böyle imtihan ettiğini sanıyor.

Oysa hiç de böyle değil.

Allah Türk Milletini yoksullukla imtihan etmiyor.

Bu imtihanı(!) yapan hâkim sınıflar ve din tüccarları; 700.000 liralık saatler, 10.000 dolarlık ayakkabılar, yatak odalarından çıkan para sayma makineleri ve bunun gibi daha pek çok şey bunun kanıtı; kendileri yedikçe yiyor, sıra fakir kitleye geldiğinde “yoksullukla imtihan”…

Peki, sorun ne zaman biter?

Bu din tüccarlarının maskesi düşürüldüğünde.

Bu fakirin iddiası; Allah ile aldatılma son bulduğunda, mal ve nimetlerin tüm halka adaletli dağıtıldığı ve laik bir ülkede insanların mutlu olacağı yönünde; ve bu potansiyel Türk Milletinde mevcut.

Bu fakir her türlü olumsuz koşula rağmen Türk Milleti’ne güveniyor.

Bu büyük Millet bu badireyi de atlatacak güçtedir.

Ve atlatacaktır inşallah.

Göreceksiniz; çok da uzun olmayan bir gelecekte bu tablo değişecek, Türkiye mutluluk liginde üst basamaklarda yer alacaktır; bu büyük Milletin kanında bu haslet vardır.

Bu zulüm sürgit devam etmeyecektir; adaletin galebe çalacağı günler yakındır inşallah.

Devrimci dalga gün geçtikçe büyümekte, Türkiye’nin kaderine hâkim olma noktasına gelmektedir; bunu, bir örnek olarak TGB’nin her geçen gün
kitleselleşmesinde ve laik ulusalcı kitlenin her geçen gün dalga dalga yayılmasında görebilirsiniz.

Devrimcilerin Türkiye’nin kaderine hâkimi olacağı günler yakındır.

Zulüm bitmek üzeredir.
Allah’a emanet olun…

Yılmaz Yunak

ulusalkanal.com.tr
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
sydneyden turan - 3 yıl önce
selamini aldim aleykum selam allaha emanet ol.