banner863

Obama'nın askeri olmaktan utanmayan solcular


Mehmet Bedri Gültekin

Mehmet Bedri Gültekin

15 Mart 2016, 23:47

12 Mart günü PKK’nın önde gelen isimlerinden Duran Kalkan, düzenlediği basın toplantısında, 10 kadar örgüt olarak “Halkların Birleşik Devrim Hareketi” adı altında bir araya geldiklerini duyurdu.
    Kalkan daha sonra Selahattin Erdem imzasıyla Yeni Özgür Politika gazetesinde yayımladığı yazısında HDP’nin, ÖDP ve Birleşik Haziran Hareketi ile birlikte kurmaya çalıştığı “Barış ve Demokrasi Bloğu” çalışmalarının da aynı kapsamda olduğunu söyledi.
    Burada sözü edilen örgütlerin çoğunluğu tabela örgütü durumunda… PKK’nın bir takım harflerden ibaret olan bu “örgütleri” ard arda sıralamasının nedeni, sadece propaganda amacı taşıyor. 
PKK, 24 Temmuz’dan bu yana TSK’nın operasyonları sonucunda uğradığı bozgunu gizleme çabasında. Üyelerine ve sempatizanlarına, güçlü olduğu ve çok sayıda örgütü etrafında topladığı mesajını vererek moral vermeye çalışıyor.
    Bununla birlikte adı geçen örgütlerin PKK’nın kanatları altına sığınarak verdikleri resmin ortaya koyduğu bir gerçek daha var.

1970’lerdeki sol
    1960’larda Türkiye İşçi Partisi içinde birlik olan Türkiye solu, onyılın sonlarında ve 1970’lerle birlikte parçalanmaya başladı.
    Sovyetler Birliğine dayanarak devrim yapacağını sananlar ile ‘öncülerin eylemleriyle suni dengeyi bozup kitleleri ayaklandıracaklarını ve kısa sürede iktidar olacaklarını’ sanan maceracı gruplar halktan koptular.
    Bütün bu örgütler 1970’li yıllar boyunca hatalı çizgilerini daha da derinleştirdiler. Kendilerinden olmayan diğer sol örgütlere şiddet uyguladılar.  1977-1980 yılları arasında sol içi çatışmalarda yaklaşık 300 devrimci öldürüldü.
Halktan sıradan insanları, kendi görüşlerini savunmadıkları için faşist olarak damgaladılar ve cinayetler işlediler.
Hatalı çizgileri, her türden ajanın bu örgütlerin içinde yuvalanması için elverişli bir zemin yarattı.
Bütün bu olumsuzluklara rağmen 1980 öncesinde gene de bütün bu örgütler hala anti emperyalist idi. Emperyalizm işbirlikçiliği suçlaması, bütün sol örgütler açısından yapılabilecek en ağır hakaretti.

40 yılın sonrası
Aradan 40 yıl geçti. Söz konusu sol örgütlerin büyük çoğunluğu bugün artık yoklar. Benimsedikleri çizgi, hayatın gerçekleri ile çeliştiği için zaman içinde siyasi ömürlerini tamamladılar. 
Hala var olmaya devam edenler ise gerçekte kendi başlarına herhangi bir varlık gösterecek durumda değiller. Ancak PKK’nın kanatları altında yaşayabiliyorlar.
Önemli olan nokta şudur: Kanatları altına sığındıkları örgüt bir numaralı emperyalist olan ABD’nin “sahadaki kara gücü”dür. Hatırlanacağı üzere bizzat Obama, PKK’dan bu şekilde bahsetmişti.
Emperyalizme karşı devrim şiarıyla yola çıkanlar, bugün Irak’ta ve Suriye’de ABD askerleriyle birlikte aynı mevzileri paylaşıyorlar. Obama’nın özel temsilcisini ağırlayıp plaket veriyorlar. ABD’nin ellerine tutuşturduğu silahlarla kendi ülkelerinin insanlarına, kendi vatanlarına saldırıyorlar.
Emperyalizmle işbirliği yapmak, son olarak 14 Mart günü Ankara’da 35 sivil yurttaşın katledilmesi örneğinde görüldüğü üzere gözü dönmüş bir halk düşmanlığı olarak kendini göstermektedir.

Çağımızın ilericilik ölçütü
İşte bu noktada dünyamızın, emperyalizm çağına adım attığı 20 yüzyılın başında yapılan “ilerici-gerici” tanımında kullanılan ölçütü bir kez daha hatırlamak gerekiyor.
Çok değil bundan 30- 40 yıl öncesine kadar bu ülkede, sol devrimci saflardaki herkes bu ölçütü ezbere bilirdi.
    “Bir siyasi hareket emperyalizmle işbirliği yapıyorsa gerici, emperyalizme karşı mücadele ediyorsa ilericidir.”
    Ve bu tanımlamayı anlatmak için, bilinen bir örnek sık sık anılırdı. Lenin, İngiliz emperyalizmine karşı mücadele eden Afganistan Hanı, Emanullah’ı ilerici olarak görüyordu. Öte yandan sosyalist sıfatını kullanmalarına rağmen Birinci Dünya Savaşı’nda kendi emperyalist burjuvalarını destekleyen İkinci Enternasyonal partileri ise gerici idi.
    Günümüzde gericilik, dünyanın en büyük sömürücü ve zalim gücü olan emperyalizme hizmet etmektir. Ve tabi bizim gibi ülkelerde emperyalizmle işbirliğinin bir diğer kaçınılmaz sonucu Ortaçağ’la uzlaşmaktır.
    PKK, emperyalizm ile işbirliğini artık gizlemiyor. Tam tersine taraftarlarına dünyanın en büyük gücü ile işbirliği yaptığı için başarıya ulaşacağını propaganda ediyor. Öte yandan AKP ile yaptığı işbirliğini, bin yıllık “İslam bayrağı” altındaki birliktelik ile açıklaması bölücü partinin Ortaçağ’a bakışını özetliyor.
    Yanlış yolda 40 yıl boyunca yürümenin sonunda, Türkiye’nin maceracı solundan geriye kalan artıklar, PKK’nın kuyruğunda emperyalizm ve Ortaçağ ile buluşmuş durumdadır.
    Geldikleri aşamada onlar da “Obama’nın askeri” olmuşlardır ve emperyalizm adına kendi insanlarını katleden piyonlara dönüşmüşlerdir.


Mehmet Bedri Gültekin
ulusalkanal.com.tr
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
abrek - 9 ay önce
çok yazık ettiler kendilerine.. onlarca-yüzlerce insanı da heder ettiler bu maceracılıklarına.. geldikleri nokta ne şimdi; emperyalizmin kucagında taseronun piyonu olmak.. yazık..