Öcalan Erdoğan'ı nasıl kurtardı?


Mehmet Ali Güller

Mehmet Ali Güller

26 Ocak 2014, 10:51

 2. Cenevre Konferansı nedeniyle değinemediğimiz bir konuyu işleyeceğiz bu Pazar; Öcalan’ın Erdoğan’ı kurtarmasını!
Gelin önce konuyu anımsayalım.
Birkaç gün önce, Can Dündar’ın “Canlı Gaste” programında, BDP heyetinin Öcalan’la yaptığı son görüşmenin detayları yer aldı. Buna göre Öcalan kendisini ziyarete gelen heyete şunları söylemişti:
“Başbakan seçimlerde beni idam etmekten bahsediyordu ancak ben Gezi olaylarında kendisini kurtardım. Sağduyulu davranmasaydık Başbakan’ı götüreceklerdi. 17 Aralık darbesine de karşı duracağız. Tüm darbelere karşı durduk.” (Aydınlık, 22 Ocak 2014)

Fidan'ın Öcalan'dan özel isteği
Kuşkusuz şaşırmadık. Zira Öcalan’ın Haziran Halk Hareketi’ndeki o özel misyonuna hep dikkat çekmiştik. Daha ilk günden, Öcalan’ın izlediği çizginin Erdoğan’a “can simidi” amacı taşıdığını belirtmiştik.
Kısaca anımsatmak gerekirse…
27 Mayıs’ta Gezi Parkı’nda başlayan çevre eylemi, 31 Mayıs’ta siyasal bir eyleme ve 1 Haziran’da da ayaklanmaya dönüştü.
O gün parti tabanına seslenen BDP Grup Başkan Vekili İdris Baluken, parti olarak eylemlerde yer almayacaklarını ilan etti. Öyle ki, Başbakan Vekili olan Bülent Arınç, kendisine canlı yayında teşekkür etti.
Eylemler kitleselleşip de tüm yurt çapına yayılınca, devreye MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın özel istediğiyle Öcalan girdi. Öcalan Gezi eylemlerinde yer almayan PKK ve BDP’den, “Taksim’i ulusalcılara bırakmamasını” istedi. Bu mesajla birlikte ellerinde Apo posterleri taşıyan 300 kadar PKK’li Taksim’de eylemlere katılmaya başladı.
Diyarbakır’daki eylemlere katılmayan fakat Taksim’de bayrak gösteren PKK’nin amacı ortadaydı. Nitekim o amacın bir parçası olarak Erdoğan sahne aldı ve hemen her kürsünden Taksim’deki Türk bayraklı kitleye seslendi. “Bölücü örgüt bayrağıyla Türk bayrağını nasıl yan yana getirirsiniz” gibi laflarla halkı PKK ile korkutup alandan soğutmaya çalıştı.
Ancak Erdoğan-Öcalan ortaklığındaki bu özel çalışma bir işe yaramadı hatta ters etki yaratıp Kürt kökenli yurttaşlarımızın tepkisini bile çekti…

MİT'in rolü ve Öcalan'ın işlevi
Aslında Öcalan’ın Erdoğan’a kalkan olan çizgisi Kürt çevreleri açısından bir sürpriz taşımıyordu ve zaten sessiz tepkiler de alıyordu…
Çünkü Öcalan’ın 7 Şubat’ı bir darbe diye değerlendirmesi ve BDP heyetine açıkça “Hakan Fidan Bey’i yalnız bırakmamak gerekir” demesi, tarihi MİT-Öcalan ilişkisini yeniden gündeme getirmişti.
Öte yandan Öcalan’ın Hakan Fidan’la “sözlü ve yazılı iletişime geçtikten sonra yeniden bir kanal açıldığını” söylemesi, Erdoğan’a içeriği hâlâ açıklanmayan bir mektup yazmış olması gibi olgular, Kürt çevrelerinde oluşan soru işaretlerini hep büyüttü.
Son olarak Öcalan’ın Paris cinayetini de eldeki MİT-Ömer Güney ilişkisi belgelerine rağmen ısrarla “7 Şubat darbesinin devamı” diye yorumlaması, PKK içinde bile bir güven sorunu yaratmaya başladı.

Çatlama işaretleri var
Bu tablo Erdoğan sıkıştıkça daha da belirginleşecek ve Öcalan’ın Başbakan ve MİT Müsteşarına stepne olması ile AKP ve PKK’nin CIA gözetiminde sürdürdüğü işbirliği daha da netleşecek.
Bakalım Kürt çevreleri, Öcalan’ın bu ilişki biçimine katlanmayı sürdürecek mi?
Kürt haber sitelerinde yavaş yavaş ortaya çıkan rahatsızlıklar, şimdiden bir çatlamaya işaret ediyor.

Mehmet Ali Güller
ulusalkanal.com.tr

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.