Öcalan mı değişti devlet mi?


Mehmet Ali Güller

Mehmet Ali Güller

15 Şubat 2014, 10:12

Kuşkusuz hem Öcalan hem de devlet değişti. Ancak bizim başlıkta bu soruyu sormamızın nedeni, etkisi bakımından hangisinin daha çok değiştiğinin önemli olmasıdır.

Hatta şöyle bile diyebiliriz: Öcalan’ın değişmesinin çok önemi yok, asıl olan devletin pozisyonudur; nereden nereye geldiğidir, Öcalan’la ilişkisinde nasıl konumlandığıdır...

İP’in hedefi Öcalan değil

Bu girişi İşçi Partisi’nin Öcalan’ın 1999 sorgu görüntülerini yayımlamasıyla başlayan tartışmalar nedeniyle yaptık. İzleyebildiğimiz kadarıyla İşçi Partisi’nin hedefi Öcalan değil. Bu görüntüleri Öcalan’ı küçük düşürmek için yayımlamıyorlar.

İşçi Partisi’nin dikkat çektiği konu Kürt meselesinin Erdoğan ve Öcalan gibi iki ABD aracı üzerinden çözülemeyeceği gerçeğidir. Daha doğrusu ikisi üzerinden Türkiye yararına ve birlik temelinde bir çözümün olamayacağını göstermektir. Yoksa ayrılık temelinde bir “Amerikancı çözüm” elbette vardır.
İşte Öcalan’ın sorgu görüntüleri bu bakımdan önem kazanmıştır. O gün Kürt isyanlarını İngiliz emperyalizminin kışkırtması olarak okuyan, Kemalizm’e saygılı,

Cumhuriyet’in Türk ve Kürt halkına getirdiği kazanımları önemseyen, Barzanilerin işbirlikçi rolüne vurgu yapan, Türk tanımı ve Türkçe konusunda daha gerçekçi olan bir Öcalan var.

Öcalan’ın o gün bu görüşlerinde samimi olmadığını iddia edebilirsiniz. Belki de haklısınızdır. Ama önemli olan samimiyeti değil, bu sözleri söylemiş olmasıdır.

Öcalan’daki değişim AKP’nin eseridir

Peki, Öcalan bugün nerededir?

Sadece “Hakan Fidan’a sahip çıkmak lazım” dediği günden bu yana bakarsak: Kürt isyanlarına sahip çıkmaktadır. İngiliz emperyalizminin bu isyanlardaki rolünü artık yok saymaktadır. Kemalizm’e ve Kemalist devlete karşıdır. Ulusal devlet anlayışına düşmandır. Özerkçi, federalci ve en sonunda ayrı devletçidir.

Cumhuriyet’in tasfiye ettiği yapı ve ilişkilere selam göndermektedir. Tarikatlara ve cemaatlere saygılıdır. Şeyh Sait artık bir kahramandır. Fethullah Gülen’e selam gönderebilmektedir. En önemlisi ABD’nin aracı olmaktan memnundur. Yardımcıları ABD’ye gitmekte ve her defasında Washington’dan rol talep etmektedir.

Acaba Öcalan 14 yılda nasıl 180 derece dönüş yapabilmiştir? Bu dönüşümü kişisel özelliklerle açıklamayı doğru bulmuyorum. Zira meselenin esası, bu dönüşümü sağlayan nedenlerdir.

İşte orada ise karşımıza devletin, devleti yönetenlerin büyük değişimi çıkmaktadır.
Kuşkusuz o günkü anlayış da eksikti, yanlışlar içeriyordu, geçmişin hatalı bakışlarını hâlâ taşıyordu ama bugünle kıyasladığımızda, en başta yerliydi. O nedenle

Öcalan’a 1999’daki o görüşleri söyletebiliyordu.
Bugün Öcalan’ın tersini söylemesi, Öcalan’dan çok AKP’nin eseridir.

Salt Öcalan’daki değişim üzerinden bakarak bile 12 yıllık AKP iktidarının Türkiye üzerinde nasıl ağır bir tahribat yarattığını ve yıkımlar getirdiğini görebiliriz.

'Öbür dünyada’ bile ayrılık seçeneği yok


Sorun Erdoğan-Öcalan işbölümüyle süren Açılım’ın Türkiye’nin değil ABD’nin olmasından kaynaklanmaktadır. Böyle olunca haliyle Türkiye’nin çıkarlarına göre değil, ABD’nin bölgesel çıkarlarına göre ilerlemektedir. Birliğe değil, ayrılığa hizmet etmektedir. Türk ve Kürt adım adım ayrışmaktadır.

Nesnel bakıldığında Kürtlerin yararına da değildir. Çünkü ABD raporlarına ve Öcalan’ın açıklamalarına da yansıdığı üzere, Kürtler daha Suriye ve İran’da kullanılacaktır! Bu ise ABD’ye bölgeye sürekli müdahale imkânı sağlayacak ama Kürtlere bitmeyen savaşlar ve yıkımlar getirecektir.
Kaldı ki Erdoğan hükümetinin kimi demokratik hakları tanıması Kürtlere sevgisinden kaynaklanmamaktadır. AK-Havuz işadamlarının “en iyi Kürt ölü Kürt’tür” bakışı, AKP’nin Kürtlere bakışının aslında özetidir. Ve o zihniyetten Kürtler lehine de Türk milleti lehine de bir çözüm çıkmayacaktır.

Önümüzdeki tek çözüm, birlikte yaşama zorunluluğumuzdur. Bu tarihsel ve siyasal bir zorunluluktur.
Doğu Perinçek’in 1991’de Batman mitinginde söylediği şu söz bu gerçeğe işaret etmektedir: “Cehennemde tek bir Kürt kalsa, Türk’ün cennete girmeye hakkı yoktur.”

Bu söz Türk ile Kürt’in değil sadece Türkiye’de, “öbür dünyada” bile ayrılamayacağı gerçeğine bir göndermedir.

Mehmet Ali Güller
ulusalkanal.com.tr

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.