Öcalan'ın değeri ya da değerlendirilmesi


İsmail Hakkı Pekin

İsmail Hakkı Pekin

18 Şubat 2015, 23:51

 İmralı’daki Öcalan, PKK tarafından bir kahraman ve fenomen haline getirilmeye çalışıldı. Hem de öyle böyle değil. Avukat görüşmeleri dahilher türlü vasıta kullanılarak, PKK terör örgütünde, Avrupa’da ve Kürt kökenli vatandaşlarımız arasında bir mit haline getirildi. Kandilin idol haline getirilmiş bir Öcalan’a ihtiyacı vardı. Ama İmralı’da kalması şartıyla.Bu süre zarfında devlet tam tersi bir yöntem uyguladı. Öcalan konusunda, vatandaşların da haklı olarak duyduğu nefret hissini daha artıracak şekilde davrandı. Ne zaman ‘’açılım süreci’’ ile ilgili çalışmalar başladı bu durumda değişti.

‘’Açılım süreci’’ ve öncesindeki çalışmalarla birlikte İktidar da Öcalan konusunda daha farklı hareket etmeye başladı. Öcalan birden çok önemli biri ve Kürtlerin lideri olarak isimlendirilmeye başlanmıştı. Bebek katili ve cani Öcalan yerini Türkiye’de barışı tesis edecek lidere bıraktı. ‘’ Açılım sürecinin’’ yürütülebilmesi için iktidarın buna ihtiyacı vardı. Başlangıçta Kandil de bu süreçte söz konusu politikayı takip etti. Çünkü kendi taleplerinin kabul ettirilmesi için buna ihtiyaç vardı. Ne zamana kadar? Öcalan Kandilin talepleri dışında önerilerde bulununcaya kadar. PKK’nın silah bırakması vb. önerilere kadar.

Kandil, Öcalan’ın devletin kontrolünde olduğunu ileri sürmeye ve etkilendiğini söylemeye başladı. Öcalan’dan gelen çözüm önerileri artık Kandil’in stratejisine uygun değildi. Kandil bölgede meydana gelen gelişmeler ve oluşan yeni ittifaklar nedeniyle daha farklı bir yaklaşımdaydı. Elde ettiğine inandığı güce vehmederek yeni bir stratejiyi devreye sokmuştu. Taleplerini daha da büyüttü ve bir de zaman sınırlaması koydu. İstekleri Federasyona yönelikti. Bölgede oluşan güç dengeleri, yeni ittifaklar ve şu andaki gücünün buna yeterli olduğunu değerlendiriyordu. Onun için Öcalan da buna göre hareket etmeliydi ve sıkışmış durumda olan AKP iktidarına seçimlerden önce şartlarını kabul ettirmek için çalışmalıydı. HDP de buna göre hareket etmeliydi. O da bu şekilde hareket etmeye başladı. Yani Kandil ve HDP aynı frekanstaydı. Peki Öcalan ve iktidar?

Öcalan kendisiyle görüşmelerin başlamasından itibaren hep kendini bu işin merkezine koymuş ve kendisi olmadan PKK ve Kürt sorununun çözülemeyeceği, Türkiye’de barışın tesis edilemeyeceğine inanmıştı. Bu çözümün bir köşesinde, bir ucunda da hep kendisiyle ilgili beklentiler vardı. Neydi bunlar? Kürtlerin ve PKK’nın lideri olarak, Türkiye’ye ve bölgeye barışı getiren bir kahraman olmayı arzuluyor ve tabii bütün bunları yapmak için serbest kalmak istiyordu. Bütün görüşmelerinde- tabii devletle yapılan görüşmelerde- bu isteği görebilirsiniz. Peki mevcut şartlar buna imkan veriyor muydu? Bir de korkusu vardı. PKK ve Kürtler üzerindeki otoritesini ve etkisini kaybetme korkusu. O zaman devlet tarafından dikkate alınmaz ve İmralı’da tek başına bırakılırdı. Onun için oyunu dikkatli oynamalıydı.

AKP iktidarı için seçimlerden önce değil ama seçimlerden sonra böyle bir şey mümkün olabilirdi. Bu seçenek Öcalan için de kabul edilebilirdi. Ama o iktidarın sözünü tutmayacağını düşünerek seçimden önce bunu garanti altına alacak resmi müzakerelerin başlamasını ve çözümün yol haritasının bir mutabakat zaptıyla imza altına alınmasını talep ediyordu. Kandil ise Öcalan’ın serbest kalmasından çok, bu konuyu istismar ederek ortaya çıkan uygun ortamdan istifadenin, taleplerinin kabul ettirilmesine odaklanmıştı. Öcalan’ın serbest bırakılması talebi Kandil için önemli değildi, belki de İmralı’da kalması onların amaçları açısından daha da uygundu. Tabii HDP de Kandil’in yanında yerini almıştı.

Bundan sonrası mı? Gelişmeleri birlikte göreceğiz ve değerlendirmeye devam edeceğiz. Hamleleri ve yitirilen taşları, oyunun ne kadar süreceğini, dışarıdan verilen tiyoları, kimin şah mat diyeceğini yaşayarak öğreneceğiz.


İsmail Hakkı Pekin
ulusalkanal.com.tr


Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.