“Olsun ama benden uzakta…!”


Mehmet Bedri Gültekin

Mehmet Bedri Gültekin

25 Aralık 2015, 14:48

Iğdır. yakın geçmişe kadar etnik olarak Azeri nüfusun çoğunlukta olduğu ama son 20 yıl içinde nüfus bileşiminin Kürt yurttaşlar lehine değiştiği bir kent.
Karşı oyların esas olarak üç parti içinde bölünmesinin sonucu olarak iki seçimdir belediye başkanlığını HDP alıyor. Haziran seçimlerinde de iki milletvekilliğini HDP aldı. Kasım’da Azeri oyları AKP adayında toplandığı için milletvekili dağılımı 1 – 1 oldu.
7 Haziran seçimlerinden sonra Iğdır, PKK’nın şiddet eylemlerini başlattığı illerin başında geldi. Terör örgütü, Karakollara saldırılar düzenledi, Kağızman ve Doğu Beyazıt yollarını sık sık kesti, kimlik kontrolü yaptı, TIR yaktı. Yakılan tırların iskeletleri hala yol kenarında duruyor.
Aynı dönemde Nahcivan sınır kapısında göreve giden 14 polis memurunun şehit edildiği saldırı hatırlardadır.

Kürt milliyetçiliğinin güçlenmesi
İşte böyle bir ilde,Kürt yurttaşların gelişmeleri nasıl değerlendirdiğini öğrenmek istedik.
Iğdır’da Türkler ve Kürtler yüzyıllardır içiçedir. Barış içinde yaşamışlardır. PKK’nın sonuç olarak barış içinde bir arada yaşamayı hedef alan eylemlerinin Kürt yurttaşlar tarafından nasıl karşılandığı önemlidir.
Yaptığı iş gereği HDP’lilerle de her zaman yakın ilişkisi olmuş bir esnaf arkadaş, bu Parti’de aktif görevi olan bir kişinin kendisine, “Kürdistan iyi olur ama bizden uzakta olsun” dediğini aktarıyor.
Emperyalist Neo liberalizmin Türk milletini, etnik ve dinsel-mezhepsel aidiyetlerine göre ayırma faaliyeti, AKP’nin “açılım” politikası ve PKK’nın etkinlikleri sonucu Kürt milliyetçiliğinin son yıllar içinde önemli bir yurttaş kitlesini etkilediği bir gerçektir.
Bu etki, 7 Haziran seçimlerinde yüzde 10 civarında bir seçmen kitlesinin desteğine kadar vardı. Dünyanın 17. büyük ekonomisinde yüzde 13 oy oranı ve 80 milletvekili ile büyük bir siyasi ağırlık elde etmek, 100 civarında belediyede iktidar olmak, arkada kalan “Açılım” döneminde AKP ile fiili koalisyon ortaklığı; bütün bu olguların sonucu olarak, önemli bir yurttaş kitlesinin ideolojik olarak da Kürt milliyetçiliğinin etki sahası içine girmesi son derece normaldir.

Sığınılacak “Vatan” neresi?
Ama PKK’nın şiddet eylemlerine başvurması ve kimi yerlerde “özerk” yönetimler ilan ettiğini açıklaması ile birlikte, Kürt yurttaşların önüne Türkiye’den kopmak, ya da Kürt illerinde Suriye manzaralarının yaşanması; somut bir seçenek olarak konmuş oldu.
İşte o noktada Iğdırlı HDP’linin söylediği gerçek ortaya çıktı. “Kürdistan olsun ama benim dışımda olsun!”
Hiç şüphe yok ki aynı soru Şırnak ve Hakkari’deki yurttaşa sorulsa, alınacak cevap farklı olmayacaktır. Bu gerçek de kanıtlıdır.
PKK’nın kazdığı hendekler ve kurduğu barikatlar ile hayatı cehenneme dönen Silopili, Cizreli, Nusaybinli, Diyarbakır Surlu yurttaş, Kuzey Irak’a veya PKK’nın “Rojava”sına gitmiyor. Türkiye’nin Batısına göçüyor.
Başka bir deyişle sığınılacak “Vatan” olarak PKK ve Barzani’nin denetimindeki “Kürdistan”ı değil, Türkiye’nin güvenlik içindeki diğer bölgelerini görüyor.

İşte Türkiye’nin ve Kürt yurttaşlarımızın içinde bulunduğu gerçeklik budur.
PKK’nın en güçlü olduğu yerlerde giriştiği kalkışmalara halktan destek görmemesinin açıklaması da buradadır.

Bölücülük ve Millet gerçeği
PKK’nın şiddete dayalı bölücülük girişimi; “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir” gerçeğine çarpmıştır.
Aynı toprak parçası üzerinde yaşayan, aynı dili konuşan, aynı ortak ekonomiye sahip olan insanlar, dara düştüklerinde “Ortak Vatan”ın başka köşelerinde sığınılacak bir kucağınvar olduğunu düşündüklerini davranışlarıyla gösteriyorlarsa; tasada ve sevinçte birlik olan bir toplum gerçekliği var demektir.
Saydığımız özellikleri taşıyan insan topluluğuna “Millet” denir.
PKK’nın silahlı kalkışması, Cumhuriyet Devrimi ile birlikte varlığı perçinlenmiş olan “Türk Milleti” gerçekliğine çarpmıştır.

Mehmet Bedri Gültekin
ulusalkanal.com.tr

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.