banner863

Ölümün ağzında karanlık ve umutsuz bekleyiş


Fikret Akfırat

Fikret Akfırat

16 Mayıs 2014, 14:33

 Madencinin annesi kapıda bekliyor. Ama oğlunun cenazesini bir umut görme ihtimali bulunan, önceki gün işçi yakınlarının beklediği yer olan maden girişinin hemen dışında değil, Abdullah Gül geleceği için alınan olağanüstü güvenlik önlemleri için oluşturulan barikatların ardında. Biz gazeteciler de oradayız. Çünkü bizim de ancak barikatların ardından “Sayın Cumhurbaşkanı”nı izleme hakkımız var. Anne, uzun bir yokuşun ardından inilen maden girişlerinin bulunduğu yere gelebilen birkaç madenci yakınından biri. Çünkü madenci yakınları da, Cumhurbaşkanı korumalarından birinin bize güvenlik önlemlerinin nedeni hakkında yaptığı izahata göre, “Cumhurbaşkanımızın güvenliğini tehlikeye atabilecek kötü niyetli bazı kişiler”den olma ihtimali nedeniyle Gül’ün geçeceği güzergâha yaklaştırılmıyordu.
Telefonda konuşuyor bir yakınıyla:
- Bilgi veren yok! Bekliyoruz bir ümit.
-Cumhurbaşkanı gelecek de bunları canlandıracak mı?
- Cumhurbaşkanı gelecek diye çalışma kesildi, sabah ezanında çalışma kesildi. İşimiz Allah’a kaldı.
-Hep ihmal, başından beri ihmal!
-Yavrum siz evdeki çocuklara bakın. Biz, içerideki son madenci çıkana kadar buradayız.
Çünkü içerideki herkes onun oğlu. Tek tek oğlunun arkadaşlarından söz ediyor:
-İsmail, zayıf ama dayanıklı. (Belli ki kurtulmuş)
-Ahmet, aşağıdan canlı çıkmış...

Suriye’de bu kadar kontrol yoktu
Ara sıra maden girişinde hareketlenme oluyor. Biz gazeteciler de hareketleniyoruz. Birileri gidip geliyor. Acaba yeni çıkacak kişiler mi var diye gözlerimizi dikiyoruz. Ama kısa süre içinde anlıyoruz ki, “Sayın Cumhurbaşkanı” için ortam düzenleniyor. Hareketliliğin nedeni bu.
Zaten sabaha karşı ilçe merkezine gidip iki saat dinlendikten sonra dönerken karşılaştığımız manzara daha en başından bunların habercisi. Önce arabayla arka arkaya kontrol noktalarından geçiyoruz, ardından yürüyerek.
Geçen yıl sıcak savaş ortamında önce Beyrut’a havayolu ve ardından Şam’a karayoluyla, ikincisinde Yayladağı üzerinden karayolu üzerinden gittiğimiz Suriye’de bu kadar kontrol noktası yoktu.

Öfke ve isyan
Madenci yakınlarında içten içe biriken öfke Abdullah Gül’ün gelip maden girişinin etrafında attığı turdan sonra patlamaya dönüşüyor. Alanda bulunan madenciler ayrı ayrı isyan ediyor:
- Sayın Cumhurbaşkanı, cenazelerimizi istiyoruz. Yeter artık!
- Cumhurbaşkanı dön de arkana bak! Cenazelerimizi bekliyoruz. Cumhurbaşkanı, polis, asker değil kurtarma çalışması istiyoruz.
- Bunların hepsi, gösteriş için geliyor. Dün Başbakan geldi, “Şu ülkede bu kadar, bu ülkede bu kadar işçi ölmüş” diye rakamlar veriyor, “bu kazalar oluyor, işin doğasında var” diyor. Bir Başbakanın söyleyeceği laf mı bu?
- Cenazemizi alamıyoruz. Bize bilgi verilmiyor.
-Cumhurbaşkanı, Başbakan, polis, ziyaretçi değil kurtarma ekibi istiyoruz.
-Yeni Türkiyeniz bu mu?

Kaos, eşgüdümsüzlük, karmaşa
Maden ocağına ilk ulaştığımız önceki gün akşam saatlerinden itibaren şahit olduğumuz en önemli nokta, durumla ilgili tam bir bilinmezliğin söz konusu oluşu. Kimse nasıl bir çalışma yürütüldüğünü, nerede ne yapıldığını, kimin ne yaptığını bilmiyor. İçerideki kurtarma çalışmalarına katılan çeşitli bölgelerden gelmiş kurtarma ekipleri dahil. Ortada ne bir şirket yetkilisi, ne de ailelere ve basına bilgi veren herhangi bir yetkili var. O nedenle tam olarak ne kadar doğru olduğu bilinmeyen, fakat bir süre sonra bir kısmı doğrulanan söylentiler konuşuluyor. “Ocaklar kapatılıyor. Cesetler de içeride oraya gömülecek” diyenden tutun da, “Yangın devam ediyor, o nedenle girilemiyor”a kadar uzuyor iddialar.
Maden işçilerine şirket kesin olarak yasaklamış medyaya konuşmayı. Tehdit kuvvetli: Tazminatınızı bile alamadan bir günde kapının önünde bulursunuz kendinizi. Yakınlarınız da konuşmayacak, görüntülerden saptarız!
Ama artık bir madenci dayanamıyor ve önce yanındakilere, daha sonra da televizyonlara konuşuyor:
-Özel sektör para demek, canın kıymeti yok! Denetim yapıldığı da yalan.

Sonuç
Bütün bunlar, son 12 yılda Türkiye Cumhuriyeti devletinin nasıl adım adım çökertildiğinin örnek bir olay üzerinden kısa özeti. Kurdukları yeni rejimde canın kıymeti yok! Çalışma koşulları, neredeyse 19. yüzyıldaki kapitalizmin başlangıç dönemine döndürülmüş. Özelleştirme ve taşeronlaştırmasıyla, devlet koruması altında karına kar katan mafya ekonomisi düzeninin şirketleri. Ve sonuç 400’ün üzerinde can kaybı ve yakınları için dövünen anneler ve madenci yakınları, yüreği içerideki madenciyle birlikte cayır cayır yanan Türkiye...


Fikret Akfırat
ulusalkanal.com.tr

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.