Paris'teki katliam ve zamanlaması


İsmail Hakkı Pekin

İsmail Hakkı Pekin

10 Ocak 2015, 14:24

Paris’de, Charlie Hebdo isimli ünlü mizah dergisine yapılan terörist saldırının nedeni, niçini, zamanı ve yeri konusunda çok farklı değerlendirmeler yapılabilir. Bakış açınıza göre bu katliamla ilgili siyasal, sosyal vb. değişik söylemler üretebilir ve olayın köklerine gidecek felsefi tartışmalar yapabilir, esas suçluyu farklı yerlerde arayabilirsiniz. Söz konusu katliama, terörist saldırısına daha farklı bir açıdan bakacak ve yorumlamak istiyorum. Bazıları bakış açımı ve yorumlarımı spekülatif ya da komplo teorisi olarak bulabilir. Fakat söz konusu menfur olayı bu yönüyle de incelemek gerektiğini düşünüyorum. Terör saldırısının Fransa’da yaşayan üç Arap asıllı Fransız vatandaşı tarafından yapıldığı ve bu şahısların el kaide bağlantılı olduğu söyleniyor, yazılıp, çiziliyor. Terörist saldırının sebebi olarak da Charlie Hebdo Dergisinin Hz. Muhammed’in karikatürleri yayınladığı, İslami değerlerle ilgili mizah yaptığı konusu belirtiliyor.

Arap Baharı olarak isimlendirilen ayaklanmalar Libya’ da devlet yapısını ortadan kaldırmış, Mısır’da, Tunus’da çok büyük olaylara neden olmakla birlikte devlet duruma hakim olmuş, Suriye’de hala devam eden iç savaşı başlatmış, savaş Irak’a sıçramış ve Yemen’de bitmeyen kanlı saldırılara yol açmıştır. Özellikle Suriye’deki iç savaşta ESAD’a karşı desteklenen ve radikal İslami unsurları da barındıran muhalif unsurlar, zaman içerisinde, Avrupa Ülkeleri’nden gelen radikal İslamcılar ve İslam Ülkelerinden gelen radikallerle büyümüş, hem bölge hem de Avrupa için büyük bir tehdit haline gelmiştir. Bölgeye cihat için gelen bu insanların bir kısmı geldikleri ülkelere dönmüş ve silahlı olmasa da faaliyetlerine devam etmişlerdir. Bu sefer savaşmayı, bir çok şeyi öğrenmiş, tatbik etmiş olarak ve terör eylemleri konusunda büyük bir tecrübe sahibi olarak dönmüşlerdir, geldikleri ülkelere. Zaten Avrupa’daki ülkeler de bunun farkında olarak gereken tedbirleri almışlar ve bu konuda önemli bir işbirliği başlatmışlardı. Suriye iç savaşına ve Irak’ın bir kısmının işgaline IŞİD saflarında ve/veya El Kaide, El Nusra vb. örgütlerin saflarında iştirak eden bu cihadcı/ selefi şahısların önemli bir kısmına istihbarat örgütlerinin kanca attığı da bir vakıadır.

Suriye iç savaşı devam ederken belli bir süre sonra muhalif gruplardan ayrılan IŞİD Suriye’de kontrol ettiği bölgeye dayanarak Musul dahilIrak’da oldukça büyük bir bölgeyi ele geçirdi. Bu işgal sonucu Irak fiilen üçe bölündü, sanki üç federe devletten oluşan bir Federal Devlet’e dönüştü. Bir anda Suriye’nin Kuzeyine dönerek Ayn El Arap( Kobani) bölgesine saldırdı. Bazı bölgeleri ele geçirdi. Bölge PYD’nin özerk kantonlar olarak ilan ettiği üç bölgeden biriydi. Bu saldırı sonucunda bölgeye ABD ve Batı yardımı yapıldı, PKK, PYD( PKK’nın Suriye uzantısı) ve Barzani arasında bir işbirliği oluştu ve bu bölgedeki çarpışmalar bütün dünyaya lanse edildi. Dünya kamu oyundakürt hareketine karşı azımsanmayacak bir sempati yaratıldı. IŞİD Suriye’de de kendisine verilen görevi ya da kendisinden bekleneni yerine getirmiş oluyordu böylece. Üstelik bir de ABD’nin önderlik ettiği bir koalisyon da tesis ediliyordu. Hedef IŞİD’imarjinal hale getirmek ve sonra Esad’a yönelmekti. Her seferinde IŞİD kendisine verilen görevi yerine getirmiş ve her yaptığı hareket bir amaca hizmet etmişti.

Peki El Kaide bağlantılı teröristlerin Paris’deki mizah dergisine saldırmalarının gerçek amacı neydi? Kimlerin amacına hizmet ediyordu?Daha önce Suriye ve Irak’ı şekillendirmekte kullanılan radikal İslami örgütler Fransa’yı farklı bir şeye mi zorlamak istiyordu? Hedef sadece Fransa mıydı? Yoksa bütün Avrupa mıydı? Fransa Avrupa’nın sembol ülkesiydi, özellikle de ifade özgürlüğü ve laiklik hassasiyeti bakımından. Böylesi bir terör eyleminin güpegündüz, Fransa’da üstelik Paris’de ve bir mizah dergisine yapılmasının bütün Avrupa’da halen yükselişte olan İslam karşıtlığı veya İslamifobiyi menfi olarak etkilemesi ve Avrupa ülkelerinin güvenlik tedbirlerini ön plana alarak yeni yasalar geliştirmesi konusunda bir şüpheniz olmasın.

ABD, IŞİD tehdidine karşı bir koalisyon tesis etti. Ancak koalisyonda çok sayıda ülke olmasına rağmen, bu mücadelede asıl elini taşın altına koyması gereken ülkelerin Avrupa ülkeleri olduğu açık. Çünkü koalisyondaki Arap ülkelerinin çok büyük kısmının kendilerini koruyabilecek güçleri bile yok, bırakın IŞİD’e veya başka bir radikal örgüte karşı savaşmayı. Ortaya konulan (yaratılan demek daha doğru olur) tehdidin büyüklüğü zaten uzun zamandır dile getiriliyor ve Avrupa’nın ağır bir bedel ödeyeceği ifade ediliyordu. Nitekim Paris’deki saldırı radikal İslam konusunda Avrupa ülkelerinin hem kendi ülkelerinde hem de Ortadoğu’da çok önemli tedbirler alacakları ve ellerini taşın altına koyacakları bir neden yaratmıştır. Aynen ABD’nin 11 Eylülü gibi.

Fransa Cumhurbaşkanı Hollande aynen Sayın Cumhurbaşkanı gibi doğrudan ESAD’ın hedef alınmasını istiyordu. Böylece radikal İslami tehdit yaratılmadan Suriye sorununun(!) çözüleceğini düşünüyordu. Fakat ABD’nin konsepti muhalifleri eğiterek- ki bunun için 3 senelik bir süre gerekiyordu- önce IŞİD’i hedef alıyor,ESAD’ıikinci sıraya koyuyordu. Bu arada ABD, ESAD ile ilgili konunun siyasi olarak çözülebileceği görüşüne gelmişti. İngiltere de aynı görüşteydi. Sorunun çözümü konusuna Rusya inisiyatif almış siyasi görüşmeleri çok taraflı ve çok amaçlı olarak yürütmekteydi. İran da çözüm için Rusya ile birlikteydi. Dolayısıyla sorunun denkleme ESAD dahil edilmeden çözülmeyeceğinin mümkün olmadığı anlaşılmıştı. Koalisyon güçlerinin büyük kısmı da bu görüşte uzlaşmıştı.

Rusya, Ortadoğu ve özellikle de Suriye konusundaki çıkarları ile ilgili hassas ve bölgenin kendisi için ne kadar önemli olduğunun farkındaydı ve bu farkındalığını devam ettirmektedir. Fransa’nın geçmişten gelen bölgeye olan ilgisini ve bölgeyi sahiplenme teşebbüsünü dikkatle takip etmektedir. Ukrayna’daki sorun dolayısıyla, parası ödenmiş Mistral sınıfı gemilerin Rusya’ya verilmemesinin de önemli bir çıkar çatışması yarattığı söylenebilir.

Almanya’daki İslam karşıtı Pegida Hareketi %13 civarında oldukça büyük bir grubu kapsamaktadır. Söz konusu hareket İslam karşıtı gösteriler yapmakta ve yabancı düşmanlığını körüklemektedir. Pegida Hareketine karşı Almanya’da büyük bir tepki oluşmuş ve çok büyük kalabalıklarla miting ve gösteriler yapılmıştır. Müslümanlar ve yabancılar lehine Almanya’da oluşan ve bütün Avrupa’ya yayılacak bu ortam birilerini rahatsız etmiş olabilir. Sonuçta iktidarlar tarafından Avrupa’daki ekonomik sorunlarla ilgili olarak toplumun dikkatinin yabancı düşmanlığı ya da İslamifobi ile yönlendirilmesi bir yöntem olarak kullanılmak istenebilir.Hantington’ın medeniyetler çatışması tezine sahip çıkan veya Haçlı zihniyetinde olan bir grubun Avrupa ülkelerini bu istikamette yönlendirme faaliyeti içinde olduğu da söylenebilir.

Önümüzdeki dönemde Avrupa’da alınacak tedbirler, bölgemizde yürütülecek politikalar ve ilişkilerin alacağı boyut bu menfur terör eyleminin gerçek amacını ve arkasında kimin/kimlerin olduğunu ortaya çıkaracaktır ya da anlamamızı kolaylaştıracaktır. Bekleyeceğiz ve birlikte göreceğiz.


İsmail Hakkı Pekin
ulusalkanal.com.tr


Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.