banner1199

banner1202

banner1197

banner1203

27.11.2012, 18:02

Patriotlar vatansever mi?

Milli Savunma Bakanımız İsmet Yılmaz, yaptığı açıklamada (24 Kasım), “Patriot füzelerinin nerede konuşlandırılacağı, kaç tane geleceği ve komutasının kimde olacağına ilişkin kararı önümüzdeki hafta NATO Konseyi verecektir" diyor.

Füzelerin nereye konuşlanacağı kilit meseledir. Çünkü konuş yerlerinden hareketle, perde arkasındaki niyetin ne olduğu kolayca anlaşılabilir.

Patriot füzeleri uçaklara ve balistik füzelere karşı geliştirilmiş bir hava savunma sistemidir. Savunmaya yönelik tasarlanmış olması ilk bakışta sadece savunma amaçlı kullanılacağı izlenimini vermektedir. Ancak gerçek bu değildir. Sizin neyi savunduğunuz, saldırı hakkındaki planlarınız hakkında karşı tarafa bilgi verir. Şimdi bu değerlendirme ışığında, füzelerin konuş yerlerinin ne anlama geleceğini yorumlamaya çalışalım.

FÜZELERİN SURİYE SINIRINA KONUŞLANDIRILMASI

Gelecek Patriotların menzili hakkında çok değişik bilgiler var. Ama biz, bu füzeler hakkında yeterli genel bilgisi olan biri olarak, etkili menzilin düz hesap 50 km olarak kabul edebiliriz. Türkiye-Suriye sınırının kuş uçumu 590 km olduğunu düşünürsek, ülkemize intikal ettirilecek 3-5 bataryanın sınıra bir baraj örerek, topraklarımızı Suriye’den atılacak füzelere karşı koruması mümkün değildir.

O halde füzeler sınıra yakın yerleştirilirlerse bu ne anlama gelecektir? Yakın dönemde Suriye uçaklarının sınırdaki bazı kasabaları bombaladıklarını televizyonlardan izledik. Esat’ın elindeki hava kuvveti, teröristlerle mücadelede ona çok büyük bir avantaj sağlamaktadır. Esat’ın hava gücünü durdurmanın iki yolu vardır. Birincisi, vurarak yok etmek. Rusya ve Çin BM’den bu yönde bir karar çıkmasını engellediği için bu seçenek şimdilik mümkün değildir. İkinci seçenek, sınıra yakın yerleştireceğiniz hava savunma sistemleriyle Suriye uçaklarını sınıra yaklaştırmayarak güvenli bir bölge oluşturmaktır. Sınırın en yakın noktasına yerleştirecek Patriot Sistemi, Haleb’i de içine alan, 50 km’lik bir uçuşa yasak bölge oluşturabilir. Türkiye, NATO’ya yaptığı başvuruda, füzelerin uçuşa yasak bölge (no-fly zone) veya taarruzi maksatla (offensive operation) kullanılmayacağını söylemiştir. Her ne kadar söylem bu olsa da, Türkiye’ye tahsis edilecek füze miktarının sınıra baraj kurmaya yetmeyeceği gerçeği bizleri düşünmeye sevk etmektedir.

Diğer taraftan, füzelerin sınıra yakın yerleştirilmesi seçeneğinde, konuş yerleri, bizlere kimlerin koruma altına alınmak istendiği hakkında da bilgiler verecektir. PKK’nın Suriye kolu PYD, Kamışlı-Kızıltepe-Ceylanpınar hattında faaldir. Bu bölgeye yakın bir konuş, PYD’yi koruma altına alarak, Akdeniz’e uzatılması düşünülen Kürt koridorunun bir işareti olacaktır. Reyhanlı-Kilis ekseninde yapılacak bir konuş ise, Halep bölgesinin Suriye’den koparılma niyetinin bir emaresi olarak algılanmalıdır.

EN TEHLİKELİ SENARYO

Füzelerin Diyarbakır, Malatya/Kürecik ve Adana/İncirlik hava üslerine konuşlandırılması, sınıra yakın konuşlandırılmalarından daha tehditkârdır. Malatya Hava Üssünde keşif uçakları ve İsrail tarafından modernize edilen nokta vuruşu yapabilen F-4 uçakları vardır; ayrıca Amerikalıların İsrail’i koruyan radarının da burada olduğu unutulmamalıdır. Diyarbakır Hava Üssünde yine nokta vuruşu yapan F-16 LANTIRN uçakları konuşludur. İncirlik Üssü, ABD’nin hava ve özel kuvvet unsurları tarafından kullanılabilecek çok teşkilatlı bir askeri tesistir. Ayrıca bu üsde, ABD’nin NATO’ya tahsis ettiği nükleer silahların varlığından bahsedilmektedir. Yani yukarıda bahsedilen üç üs, vurucu güç unsurlarının konuşlu olduğu askeri merkezlerdir. Siz vurucu gücünüzü koruma altına alıyorsanız; ya karşı taraftan bir tehdit bekliyorsunuzdur, ya da karşı tarafa bir taarruz hazırlığındasınızdır.

Suriye veya İran’ın, durup dururken Türkiye’ye saldırması mevcut koşullarda mümkün değildir. Büyük güçler tarafından savaş tehdidi altındaki bu iki ülkenin, tetiğe ilk basan olma lüksleri yoktur. O halde Diyarbakır, Malatya, İncirlik eksenine yapılacak bir Patriot konuşu, Rusya, Çin, İran ve Suriye tarafından, Suriye ve/veya İran’a yapılacak bir müdahalenin hazırlıkları olarak algılanacaktır.

İran müdahalesi, üçüncü dünya savaşını başlatma potansiyeline sahip olduğu için ilk aşamadaki hedefin Suriye olması kuvvetle muhtemeldir. Suriye Muhalefeti erimiş, dağılma noktasına gelmiştir. Eğer biraz daha gecikilirse, Esad rejimi muhalefetin tamamını yok edecektir. Bu durumda ABD’nin Suriye’yi tekrar şekillendirmek için en az bir on yıl daha beklemesi gerekir. Arap Baharının Suriye’de durması; 1. ABD’nin BOP projesinde inisiyatifini kaybetmesine, böylece bölgede gerilemesine sebep olur, 2. Müslümanlar arasında oluşturulmaya çalışılan Şii-Sünni kutuplaşmasının başarısızlıkla sonuçlanmasına zemin hazırlar, 3. Yapılması kaçınılmaz olan İran müdahalesi öncesinde geride düşman bir mevzi bırakmak anlamına gelir, 4. Suriye bölünemezse; a. İsrail’in güvenliği sağlanamaz, b. İsrail’in gelecekte, Kudüs’ü de içine alacak, Batı Şeria ve Gazze’deki ilerlemesi durur, c. Türkiye’nin istikrarsızlaştırılması zora girer, ç. En önemlisi BOP Eşbaşkanlığı yapan Tayyip Erdoğan’ın AKP (Müslüman Kardeşler) Hükümeti iktidarda kalamaz. 6. Musul-Kerkük petrolü Akdeniz’e ulaştırılamazsa bölgede ikinci İsrail rolü oynayacak bir Kürt Devleti kurulamaz. Bütün bu değerlendirmeler, Suriye’ye gerekirse bir operasyon yapılabileceğini göstermektedir. Buradaki mesele, operasyonu kimin yapacağını tahmin etmektir. ABD mi, biz mi? Yoksa muhalifleri silahlandırmaya devam etme seçeneği mi?

Bu senaryoda İncirlik’e Patriot konuşu yapılıp yapılmaması, yine bize önemli işaretler verecektir. İncirliğe konuş yapılırsa, olası müdahalede ABD’de yer alacaktır; yapılmazsa Türkiye, bu işi tek başına yapıyor gözükecektir. Hatırlanacağı üzere, kamuoyunda Libya operasyonunu Fransızların yaptı gibi bir hava oluşturulmuştur. Fransızlar harekâta 15-20 uçakla katılırken, ABD 150’de fazla savaş uçağıyla harekâta katılmış, seyir füzelerinin tamamı, Amerikan gemilerinden atılmıştır. Libya, bir Amerikan operasyonudur. Türkiye, Suriye’ye müdahale ederse, benzer şekilde bu da bir Amerikan operasyonu olacaktır.

Diğer yandan Batman Meydanına yapılacak bir konuş da İran’a yönelik planların habercisi olarak algılanacaktır.

TETİKTE KİMİN ELİ VAR YA DA KOMUTA KONTROL MESELESİ

NATO’nun AWACS uçakları hariç, kendisine ait bir silah sistemi veya askeri birliği yoktur. Ülkeler kendi silah sistemleri ve askerlerini onaylanmış bir harekât planı çerçevesinde kullanılmak üzere NATO’nun emir komutasına tahsis ederler. Bu çerçevede NATO üyesi bir ülkenin askeri birliği diğer bir ülkeye intikal ettiğinde emir komutası, yardım edilen ülkede değil, her zaman NATO’nun o bölgedeki harekâtı yöneten karargâhında olacaktır. Burada altı çizilmesi gereken husus, NATO’nun emir komuta yetkisidir. NATO’da “Tam Komuta” (Full Commad) yetkisi yoktur. Bu yetki sadece milli makamlara aittir. NATO’nun komuta yetkisi, “Harekât Komutası” (Operational Command) veya “Harekât Kontrolü” (Operational Control) gibi komuta usulleriyle sınırlıdır (AAP-6 / NATO Glossary of Terms and Definitions). Bu şu anlama gelmektedir: Son kararı her zaman ilgili birliğin başındaki milli komutan verir, isterse tetiğe basar, isterse basmaz.

Olası bir savaş durumunda, Patriot füzelerini Türkiye’nin savunmasına tahsis eden ülke, bu sistemlerle karşı tarafın uçak ve/veya füzeleri düşürülürse kendisi de savaşa girmiş demektir. Bu tespiti şöyle yorumlamak gerekir: İlgili ülke savaşa dâhil olmak istemiyorsa, arıza vs bahane ederek silah sistemini kullandırmaz ya da tam tersi; savaş çıkartmak istiyorsa, kaza ile karşı tarafın birkaç uçağını düşürebilir. Bu işe kaza süsü vermek kolaydır. Örneğin en son Irak işgalinde (2003) Patriotlar iki dost uçağı düşürmüş, bir F-16’da Patriot sistemini vurmuştur. Sözün kısası provokasyon (kışkırtma) ihtimali her zaman vardır.

Şimdi bu kışkırtma ihtimalini değerlendirelim. Türkiye’ye ABD’nin Patriotları gelirse bu ihtimal çok yüksek, Hollanda’nınkiler gelirse orta, Almanlarınki gelirse daha düşüktür.

“Patriot” kelimesinin Türkçe karşılığı “vatanseverdir” ancak görüldüğü gibi Patriotlar bizim için hiç de vatansever gözükmüyor. Ülkenizde başkasına ait silah sistemleri olmasındansa, olmaması daha güvenlidir. Halk arasında güzel bir deyiş vardır; “başkasının şeyiyle gerdeğe girilmez”. Camianın zeki kurmaylarına duyurulur…

Mehmet Bori
25 Kasım 2012


ulusalkanal.com.tr

Yorumlar (3)
Ah vatan 7 yıl önce
pkk nın kurduğu devleti irakın dicle ordusu yok etmek üzeredir.bunu önlemek için rte ve abd iş birliği yaoarak pkk nın devletini korumak amaçtır bu petroitler.
aa 7 yıl önce
ben tek secenek görüyorum
en kisa zamanda milli hükümet
sagcisi solcusu
milliyetcisi devrimcisi
yurtsever aydinlar
derhal harekete gecmesi lazim
aksi halde ülkemizi kaybedecegiz birdaha geri gelmemek sarti ile hepimiz bu geminin icindeyiz
gözü uzagi görmeyenler suriyeye baksinlar
Mustafa Demirci 7 yıl önce
bori'nin, patriotları yerleştirmenin amacı konusundaki saptamasına tamamen katılıyorum. amaç: suriye'nin kuzeyine suriye ordusunun girmesini fiilen önleyerek, pyd'ye alan açmak. tıpkı, saddam ordusu ve uçaklarının 36. paralel kuzeyine girmesinin önlenmesi ile barzanistan'ın kurulmasını sağlamak gibi...
Puan Durumu
Takımlar O P
Takımlar O P
Takımlar O P
Takımlar O P