Pink Martini birliğe çağırıyor

Pink Partini

Pink Partini



14 Ekim 2015, 17:18

Türkiye’de büyük bir hayran kitlesine sahip olan, her albümüyle altın ve platin plak kazanan Pink Martini, yepyeni Avrupa turnesi kapsamında Türkiye’ye geliyor. Grubun kurucusu ile konser öncesi görüştük

Deniz Çağlayan

Pink Martini Türkiye’deki ilk konserini 2011 yılında verdi. Nostaljik şarkıları ile dünyada hatırı sayılır bir hayran kitlesi edinen Pink Martini, 18 Ekim’de yeniden Türkiye’de sahne alacak. Sahnede devleşen, sevenlerine unutulmaz konserler veren Pink Martini’nin kurucusu, piyanisti ve şarkı yazarı Thomas Lauderdale ile konser öncesi özel bir röportaj yaptık. Turnede olmalarına rağmen bize zaman ayıran Thomas Laurderdale’e ve çok sevgili Cenk Erdem’e teşekkür ediyoruz. Birazdan okuyacağınız röportaj, şu tarihte kuruldu, şu kadar konser verdi, bu kadar albüm yaptıdan öte biraz daha samimi bir sohbet diyebiliriz.

| Siz Türkiye’yi, Türkiye sizi çok seviyor. Heyecanınız hiç yitirmediğinizi tahmin ediyorum ama merak ediyorum bu heyecanınızı nasıl koruyorsunuz?
10 yıldan fazla bir süredir Pasion Turca ekibiyle çalışıyoruz ve ekiple öyle çok anımız var ki... Bize artık Türkiye’deki ailemizi görmeye gidiyormuşuz gibi geliyor. Avrupa’da özellikle Fransa ve Türkiye’de en başından beri büyük bir ilgiyle karşılaştık ve Türkiye’de konser verdikçe albümlerimiz daha çok sattı, albümlerimiz sattıkça konserlerimiz daha büyük ilgi gördü. Artık sevildiğimizi bilerek geliyoruz ve biz de Türkiye’deki izleyicinin Pink Martini için çok özel olduğunu hissederek şarkı söylüyoruz...



| Son olarak 2013 yılında “Get Happy” albümüyle sevenlerinizle buluştunuz. Yakın zamanda yeni bir albüm müjdeniz olacak mı?
Geleneksel Rus şarkılarını araştırıyoruz ve hikayelerini öğrendikçe daha çok seviyoruz. Ayrıca daha önce hep söz verdiğimiz gibi eski Türk filmlerinden şarkılar öğrenmeyi sürdürüyoruz. Açıkçası yeni albüm için çok acele etmiyoruz ama China çoktan bir caz albümü hazırlamaya başladı bile...

| Şarkılarınız, melodileriniz çoğunlukla “çok mutlu”, insanı mutlu ediyor, huzur veriyor. “Sizler de hep mutlu musunuz?” diye merak ettiriyor insana. Doğru mu acaba?
Sürekli mutlu olmak delilik olurdu. Ama sürekli yeni mutluluklar yaratmaya çalıştığımız söylenebilir ve bunu yeni şarkılar sayesinde başarıyoruz. Konserlerde de en çok sevdiğimiz an, herkes, tüm dünyayı unutup şarkılara eşlik ettiği ve şarkılar söylediği anlar... Müzik hepimizi mutlu ediyor.

| Wikipedia’dan, biyografiler dışında, internette ve röportajlarınızda bulamayacağımız, çok gizli, sizin ve grubunuzun hiç bilinmeyeni, bir sırrınız var mı? Ya da onlara ek ne olabilir?
Sanırım herkes çok kahve sevdiğimi biliyor, her zaman söylüyorum ama çok sevdiğim bir soda var ve gittiğim her ülkede menajerlerden talep ediyorum. Sanırım ismini vermek reklam olabilir ama peşine düştüğüm bir soda mutlaka rider (sanatçı prodüksiyonları için hazırlanan teknik şartname) ile önceden ilettiğimiz bir zaafım...

| Peki sizce “sanat sanat için midir” yoksa “sanat toplum için midir” diye sorsam ne yanıt verirsiniz?
Müzik açısından fikrimi soracak olursanız iyi müzikler bir şekilde herkese iyi geliyor ve kaliteli bir müzik, iyi bir sanat işi mutlaka toplumdan besleniyor ve topluma güzellikler de katıyor.


| Ülke olarak zor bir dönemden geçiyoruz. Sizin de yakın zamanda bir demecinizi okudum. “Birlik” mesajı veriyorsunuz.
Aslında 18 Ekim İstanbul konserimiz öncesinde Pasion Turca ekibiyle sürekli iletişim halindeydik ve ülkenizde yaşananları ve zor zamanları yakından öğrenmiş oluyorduk. Konser için tereddüt ettiğimiz anlar oldu ama böyle zamanlarda hepimizin şarkılara çok daha fazla ihtiyacı var ve konser birliktelik hissettiğimiz bir konser olacak, şimdiden hissedebiliyorum.

| Türkiye’yi yakından takip ediyorsunuz. Bir sanatçı olarak sizden bir mesaj da ben istesem?
Dünyayı biliyorsunuz... Suriye... Yunanistan... Hatta İspanya ve Türkiye... Çok tatsız zamanlar yaşanıyor ve böyle zamanlarda hepimizin güzel müziklere, şarkılara çok daha fazla ihtiyacı var.

| Son olarak, hayallerinizi sormak istiyorum size?
6 yaşımdan beri piyano çalıyorum ve 13 yaşımdan beri büyük orkestralarla sahnede hayatımı güzelleştiren hep müzik oldu. Başka kültürleri, başka hikayeleri daha iyi tanıdıkça ve farklı kültürleri öğrendikçe dünyanın tüm insanlarını ve hikayelerini sevebileceğimize inanıyorum; hayal ediyorum...



Pink Martini hakkında
PInk Martini 1994 yılında klasik piyano eğitimi alan Harvard mezunu Thomas M. Lauderdale tarafından Portland’da kuruldu.
Pink Martini kurulduğu günlerde politik tavrı olan, sivil toplum örgütlerinin yardım ve bilinçlendirme amaçlı organizasyonlarında sahneye çıkan bir orkestra olarak yola çıkmıştı. Grup kurulduğu ilk günlerden beri farklı dillerde, farklı kültürlerin şarkılarını dünyaya sunmaya ve dünyaca ünlü senfoni orkestralarıyla sahne almaya devam ediyor.

The Boston Pops, San Francisco Senfoni Orkestrası, Hollywood Bowl Orkestrası ve Los Angeles Filarmoni Orkestrası gibi ünlü orkestralarla zengin bir evrensellik yakalayan Pink Martini daha önceki 3 albümüyle 2 milyondan fazla satış rakamına ulaştı. Pink Martini Sympathique adlı ilk albümlerini 1997’de yayınlar yayınlamaz Fransa’nın ünlü “Victoires de la Musique” ödüllerinde “Yılın Şarkısı” ve “ En İyi Yeni Sanatçı” kategorilerinde aday olarak uluslararası bir fenomen haline geldi. 2004 yılında yayınlanan ikinci albümlerinin ardından “Hey Eugene!” hem Billboard en çok satan albümler listesinde ilk 30’da yer aldı hem de ikinci kez Amazon albüm satış listelerinde 1 numara olmayı başardı. Grup yeni stüdyo albümleri “Splendor in the Grass”ı da kendi plak şirketleri Heinz Records etiketiyle çıkardı. 2011 sonbaharında 2 yepyeni albüme imza atan Pink Martini, ilk olarak Saori Yuki ile ‘1969’ albümünü ardından da 17 yıllık hikayelerini özetledikleri ‘A Retrospective’ albümünü de piyasaya çıkardı.

Kendilerini “Dünyanın değişik köşelerinden melodileri ve ritimleri bir araya getirip, modern bir formda sunan müzik arkeologları” şeklinde tarif eden topluluğun kurucu üyesi piyanist Thomas M. Lauderdale, “Bir müzik belgeseli hazırlıyor gibiyiz; dünya vatandaşı ve müzik elçileri olarak, her zaman değişik kültürlerin geleneklerini, dillerini, tarihlerini bilmek ve çalışmak zorundayız. En büyük amacımız, hangi kültürden olursa olsun, dünya üzerinde çok geniş bir dinleyici kitlesine seslenebilmek” diye ekliyor. Türkiye’deki konserleriyle de büyük ilgi gören topluluk Türkiye sevgisini ülkemizde çektirdikleri fotoğraflar ile “Hang on Little Tomato” albümlerinin kartonetine taşıyarak göstermişti.

ulusalkanal.com.tr
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.