PKK’nin Ceylanpınar ısrarı


Mehmet Ali Güller

Mehmet Ali Güller

06 Nisan 2014, 13:11

PKK-BDP’nin seçim itirazları özellikle Urfa ilçelerinde oldu. BDP’nin sokağa döktüğü kitleler Ceylanpınar ve Viranşehir seçim sonuçlarına ısrarla itiraz ediyor. Günlerce süren itirazlar sırasında yer yer büyük çatışmalar yaşandı.
BDP neden Ağrı ya da Van’da değil de, daha farklı şekilde kaybettiği Urfa ilçelerinde itirazda ısrar ediyor?
Çünkü PKK, Rojava dediği Batı Kürdistan’a yani Suriye’nin kuzeyine bir bağlantı açmak istiyor!

Bir hedef, üç neden

PKK’nin ‘Rojava’ya bağlantı’ hedefinin üç nedeni var:

1) Türkiye’de özerklik hedefi ile Suriye’deki 3 kantonda ilan edilen özerklik hedeflerini birleştirmek.

2) PYD’nin hâkim olduğu topraklara komşu olarak, Ankara’nın ileride buraya uygulayabileceği basınçlara barikat olmak.

3) Türkiye’de ilan etmek istediği özerkliğe “Rojava’dan” destek almak.

Batı’ya tehdit ile Doğu’da alan açmak

Hem Öcalan’ın avukatları üzerinden attığı twitter mesajları, hem KCK’nin açıklaması, hem de PKK sözcülerinin yazdıkları, yukarıda özetlediğimiz nedenlere işaret etmektedir.

Daha önce “500 bin kişi ölür” diyerek tehdit savuran Öcalan çıtayı yükseltmiştir. Öcalan, gerillanın halk içine karışmasıyla yapılacak ayaklanmalar sonrasında 5 milyon kişinin ölebileceğini söylemektedir.

Burada hedef aldığı yer Doğu’daki iller değil, Batı’daki metropollerdir. Öcalan twitter mesajlarının toplamında “Batı’da iç savaş tehdidi ile Doğu’da özerklik alanını genişletmeyi” hedeflediğini ortaya koymaktadır.

30 Mart’tan özerklik çıktı

Ancak özerklik konusunda asıl tehdit PKK’den değil, AKP’den gelmektedir. Zira AKP iktidar olduğu, icra makamı olduğu için onun tehdidi çok daha reeldir.
AKP’nin 30 Mart seçimleri sonrasında belirlediği yol haritası bu bakımdan önemlidir. Sabah gazetesinden ilan edilen o yol haritasına göre AKP, hem daraltılmış bölge sistemine geçecektir hem de Avrupa Konseyi Yerel Özerklik Şartı’ndaki çekinceyi kaldıracak ve uygulayacaktır! (Sabah, 4 Nisan 2014)
Böylece AKP ile PKK 30 Mart sonrasında yeniden “özerklik hedefinde” buluşmuş oldu. Aynı şerhi kaldırmayı sürekli vaat eden CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu da lütfen not ediniz!

PKK’den AKP’ye: Ver özerkliği, al başkanlığı

Özerkliğin yeniden AKP-PKK ortaklığında gündeme getirilmesi, Cumhurbaşkanlığı seçimiyle de ilgilidir. Zira özerklik ile cumhurbaşkanlığı, daha doğrusu başkanlık, hem birbiri için koz, hem de birbirinin bütünleyenidir.

Özerklik ancak başkanlık sistemiyle uygulanabilir ve Erdoğan 30 Mart’tan çıkarabildiği yüzde 45 nedeniyle başkanlık için PKK’nin oy desteğine mecburdur!
Bu denklemin iki taraflı olguları da hemen belirmiştir:

1) Fehmi Koru’ya konuşan Abdullah Gül, “Check-balans hassasiyetleri korunursa ABD’deki gibi bir sistem olabilir” dedi. Yani Gül başkanlığa yeşil ışık yaktı!
2) Pervin Buldan, süreci ilerlettiği takdirde Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığını destekleyebileceklerini ilan etti.

ABD’nin rejim kurtarma planı

Peki, özerklik mümkün mü?

14 Mart ve 15 Mart’ta Aydınlık’ta “ABD’nin Kürdistan planı askıda” ve “ABD’nin ‘Küçük Amerika rejimini’ kurtarma planı” başlıklı yazılarımızda belirtmiştik:
ABD Irak’ı da Suriye’yi de bölemedi, Kürt Koridoru’nu inşa edemedi. Araçlarını özerkliğe kışkırtması, Türkiye’deki rejimini kurtarabilmek içindir. ABD’nin Erdoğan dışında gerçekçi bir seçeneği yoktur ama Erdoğan’la da Türkiye’yi denetim altında tutamamaktadır. İşte ABD bu nedenle, özerklik kışkırtması ile TSK’yi Amerikancı bir darbeye mecbur etmeye çalışacaktır.

Ancak bu gerileyen bir ABD için çok mümkün değildir ve Türkiye’nin önündeki gerçek seçenek değildir. Üstelik bu değerlendirmeyi yaptığımız gün de belirtmiştik, yine altını çizelim: “TSK’nin icracıları, TSK’nin karar vericilerinin hedefini, çizginin öbür tarafına taşıyacaktır. Tıpkı Mısır’da olduğu gibi...”

Mehmet Ali Güller
ulusalkanal.com.tr


Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.