PKK'ya silah mı bırakıyor; seçim şovu mu yapılıyor?


Mehmet Bedri Gültekin

Mehmet Bedri Gültekin

01 Mart 2015, 13:03

Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan ile HDP milletvekili Sırrı Süreyya Önder 28 Şubat günü kameralar karşısına geçtiler ve İmralı’nın, PKK’ya bir kongre toplayarak silah bırakma çağrısı yaptığını açıkladılar.

Aynı gün gerek Recep Tayyip Erdoğan, gerekse Ahmet Davutoğlu; bu çağrıyı, 2005 yılından bu yana yürüttükleri “açılım politikası”nın bir zaferi olarak nitelediler.

Kemal Kılıçdaroğlu da açıklamadan memnuniyet duyanlar arasında. ‘Silahların bırakılması, anaların ağlamaması iyi olur. Biz bu yöndeki adımları destekleriz’ dedi.

Bu çağrının gerçekte ne anlama geldiğini anlamak için son iki yılın gelişmelerine kısaca bakmak gerekiyor:

İki yıl önce yapılan çağrı

Hatırlanacağı üzere 2013 21 Mart’ında, Diyarbakır’da düzenlenen Nevruz şenliğine Abdullah Öcalan yolladığı mesaj ile PKK’ya silahlı güçlerini ülke dışına çekme çağrısı yapmıştı.

Ardından bazı PKK’lı grupların, kameralar ve yandaş gazeteciler eşliğinde Kuzey Irak’a geçiş görüntülerini izledik.

Basın yayın organlarının ezici çoğunluğunda günler ve haftalar boyu hep aynı şeyler yazıldı, çizildi: ‘Artık barış gelmişti, analar ağlamayacaktı.’
Ama çok geçmeden bu geçişlerin tamamen bir aldatmacadan ibaret olduğu, PKK’nın bütün güçlerinin Türkiye’de kalmaya devam ettiği ortaya çıktı.

Aldatmaca kime yaradı?

Tam tersine AKP ile PKK arasında yapılan anlaşma gereği asker ve polis, karakol ve kışlalarına iyice hapsedildi.

Sonucu İçişleri Bakanı Efkan Ala açıkladı: “Güneydoğu’da alan hakimiyetini kaybettik.”

Sonuç: İstihbarat raporlarına göre PKK, gerek Türkiye’de gerekse Irak ve Suriye’de şimdiye kadar olmadığı kadar silahlanmış durumda. Uçaksavar silahları sadece Kuzey Irak’da değil, Türkiye’de de konuşlandırılmış vaziyette.

Sonuç. PKK’nın bir halk ayaklanması için belli yörelerde yandaşlarını silahlandırdığı da istihbarat raporlarına girmiş bulunuyor.

Gene sonucu 6 – 7 Ekim olaylarıyla Güneydoğunun nasıl bir dinamit fıçısına dönüştüğü ile gördük. PKK, taraftarlarına sokağa çıkma çağrısı yaptı. Suriye ve Irak manzaralarının yaşandığı Güneydoğu’da üç gün içinde 40 yurttaş hayatını kaybetti. Dükkânlar yağmalandı. Dört katlı binanın üzerinden sokağa atılan 16 – 17 yaşındaki çocukların üzerinden araba ile geçildi.

Yeni aldatmaca

Şimdi Türkiye 7 Haziran seçimlerine doğru giderken yeni bir aldatmacanın sergilendiğine tanık oluyoruz.
AKP’nin seçim öncesinde “Silah bırakılıyor, analar ağlamayacak” propagandasına ihtiyacı var. Aynı şekilde PKK’nın da.
PKK, barış propagandası ile 7 Haziran seçimlerinden gücünü artırarak çıkma hesapları yapıyor. Çünkü asıl hesaplaşma, seçimlerin hemen ardından olacak.


Şimdi gerçek durumun ne olduğuna bakalım:

PKK, taleplerini üç noktada özetlemiş bulunuyor: 1. Özerk Kürdistan’ın tanınması. 2. Kürtçe anadilinde eğitim ve 3. Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılması.

Basın açıklamasında bu konular, “Yeni bir Anayasa yapılsın; Vatan, Millet ve Vatandaşlık tanımları yeniden yapılsın” şeklinde ifade edildi.
Kısacası Söz konusu edilen Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin üzerine oturduğu esasların yeniden belirlenmesidir.

İşte büyük aldatmaca burada ortaya çıkıyor.

Hiçbir devlet savaş meydanında yenilmeden kendisini var eden esasları değiştirmez.

Yani PKK ve AKP; Türk’ü ve Kürd’üyle bütün milletimize bırakın silah bırakmayı, şimdiye kadar yaşadıklarımızla kıyaslanmayacak bir savaş vaat ediyorlar.

ABD’nin resmi müttefiki

Gerçekliğin başka bir yanına bakalım:

Öcalan’ın “Silahlar sussun” çağrısı yaptığı 2013 Nevruzundan bu yana PKK, Kuzey Irak’ta Kandil’den çıktı. IŞİD’e karşı mücadele gerekçesiyle şimdi Kuzey Irak’ın her yerinde ve Şengal’de ise bir Kanton idaresi kurduğunu açıkladı.

Suriye’de ise gene IŞİD saldırılarının sonucu üç şehirde kanton idaresi kurdu.

Ve PKK, silahlı güçleri ile şimdi artık ABD’nin resmi müttefikidir.

ABD, bugüne kadar en büyük önceliğe sahip hedefi olan 2. İsrail projesini hayata geçirmede bölgede kullanabileceği ve kullandığı en önemli Kürt örgütü olarak PKK’yı gördüğünü resmi olarak açıkladı.

Bu durum PKK’nın gücünü değil, kaybetmekte olan ABD’nin zavallılığını gösteriyor. Ayrı mesele.

Ama bütün bu veriler, silah bırakma bir yana Türkiye’nin şimdiye kadar yaşamadığımız şiddette bir savaşa doğru gittiğini ortaya koyuyor.
PKK cenahından gelen, “Biz değil, Türk Ordusu silah bıraksın” açıklamaları yeteri kadar aydınlatıcı değil mi?

Mehmet Bedri Gültekin
[email protected]
ulusalkanal.com.tr
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.