Rosa Lüksemburg üzerinden bir tarih dersi


Mehmet Bedri Gültekin

Mehmet Bedri Gültekin

10 Temmuz 2016, 14:22

Polonya, 18. Yüzyılın sonunda Çarlık Rusya’sı, Prusya ve Avusturya arasında paylaşıldı. Üç işgalci devlet içinde belirleyici konumda olan Çarlık Rusyası idi.Polonyalı yurtseverler 19. Yüzyıl boyunca defalarca (1831, 1848, 1863) Çarlık boyunduruğuna karşı ayaklandılar.

Lenin, Rosa Lüksemburg gibi Polonyalı devrimcilerin bu tarihsel arka planın bir mirası olarak Rus düşmanlığını bir saplantı haline getirdiğini, gözlerinin Rusya’dan başka bir şey görmediğini söyleyerek eleştirir.

Oysa Dünya, 20. Yüzyılla birlikte emperyalizm çağına girmiştir. HâlâRusya’dan başkasını görmeyen Polonyalı devrimcinin hata yapması kaçınılmazdır. Eleştirisini yaparken Lenin’in yaptığı benzetme ünlüdür: “Fareye göre dünyanın en korkunç hayvanı kedidir.”
 
Fotoğrafı büyüterek saflaşmaya bakmak

Siyasi Partiler ya da kişiler, bazen verdikleri mücadelede belli bir tarihi süreçte karşı karşıya oldukları rakipten başkasını göremez duruma düşebiliyorlar.Oysa bir kafalarını kaldırsalar, çevrelerine bakabilseler, verdikleri mücadelede kiminle yanyana durduklarına baksalar, görecekleri manzara onlar için uyarıcı olabilir.

14 yıllık AKP iktidarı ve bu iktidarın icraatları, Türkiye’de çok sayıda insanda ve çevrede, deyim yerindeyse adeta bir saplantı yaratmış durumdadır.  Lenin’in Rosa Lüksemburg için yaptığı eleştiriyi Türkiye’nin birçok solcusunun da bugün içinde bulunduğu duruma uyarlayabiliriz.*

Kimileri öylesine bir adeta “AKP’mani” ruh hali içindedirler ki, ya kiminle yanyana olduklarını görmüyorlar veyaen azından bir kısmı açısından söylersek, ABD ile yanyanadurduklarını gördüklerinde de bunu, mücadele içinde olabilecek normal bir durummuş gibi kabullenebiliyorlar.
 
“Saray Savaşı” fotoğrafı

Ama gene de iyi niyetli olan ve gerçekte kiminle yanyana düştüğünün farkında olmayanlara bir önerimiz var.

Önemli bir gelişme veya olay konusunda politika belirlerken, durduğumuz yerden resmi büyüterek etrafa bakmak, doğru yerde durup durmadığımızı anlamak bakımından önemli bir yöntemdir.

Çünkü önemli gelişmelerde gerek ülke, gerekse dünya çapında bütün politika aktörleri mutlaka bir tutum belirler.

Örneğin TSK’nın 24 Temmuz’da PKK’ya karşı başlattığı mücadele ile ilgili olarak yapılan “Vatan Savaşı-Saray Savaşı” tartışması böyle bir gelişmedir.

Kimler bu mücadeleye“Saray Savaşı” diyor? AKP karşıtlığını gözlerini karartmasından dolayı, “kediden başka canavar” tanımayan iyi niyetli yurttaştan hareket edelim:

Hemen yanıbaşında bütün neoliberaller ile ancak PKK’nın kanatları altında nefes alıp veren sözde solcular var.

Resmi biraz daha büyütelim: Fotoğraf karesine PKK ile F Tipi Örgüt giriyor. Onlar da PKK’ya karşı verilen savaşı “Saray Savaşı” olarak niteliyorlar. PKK ile F Tipi Örgüt; esasen “Saray Savaşı” nitelemesinin esas sahipleridir.

Fotoğraf karesi biraz daha büyütülünce CHP görünüyor karşımızda. Kılıçdaroğlugiller de en başından beri olayı “Saray Savaşı” olarak nitelediler. CHP milletvekilleri defalarca Güneydoğu’ya gittiler, “operasyonlar dursun, barış olsun” açıklamaları yaptılar.

Nihayet fotoğraf karesini en büyük haline getirdiğimizde, ABD ve AB ülkelerinin Saray Savaşı değerlendirmesiyle yukarda adı geçen partilerin-grupların-kişilerin arkasında saf tuttuğunu görüyoruz.
 
“Vatan Savaşı” fotoğrafı

Olaya, bir de gelişmeyi Vatan Savaşı değerlendirmesi yapanların durduğu yerden bakalım ve aynı yöntemle fotoğraf karesini büyütelim.

Fotoğrafın ilk karesinde elbette ki savaşı yürüten TSK ve en başından beri en kararlı tavrı alan Vatan Partisi var. Fotoğraf biraz daha büyütüldüğünde Türk-iş, Kamu-sen, Ticaret, Sanayi, Ziraat Odaları ile AKP ve MHP var. Fotoğraf daha da büyütüldüğünde ise İran, Suriye, Irak, Rusya, Çin vd. ülkelerden oluşan Asya cephesiyle bütün gelişen dünyayı görüyoruz.

Bütün sorun bu iki fotoğraftan hangisinde yer alacağınızdır. Çünkü iki fotoğrafın da dışında kalma şansınız yoktur. Bir üçüncü fotoğraf bulunmuyor.

Aynı yöntemi hemen hemen her önemli olaya-gelişmeye uyarlayabiliriz. Örneğin AKP’nin gerici bölücü Anayasa girişiminden hareketle fotoğrafı büyütün; en geniş halinde AKP’nin arkasında ABD’nin durduğunu görürsünüz.

Bu olayda AKP ile karşı fotoğraf karelerindesiniz. Değişmeyen tek şey ABD emperyalizminin her zaman karşı fotoğraf karesinde olmasıdır.

Türkiye’de verilmekte olan mücadelede baş düşmanın emperyalizm (özel olarak ABD emperyalizmi) olduğunu bilen bir yurtsever devrimci açısından bu durumda doğru tavrın ne olduğu tartışmasızdır.

Belli bir stratejik dönem boyunca mücadelede baş düşman ile yanyana düşmek diye bir durum, bir devrimci açısından hiçbir zaman söz konusu olamaz.

Yani “kedi”nin yaşadığı alanın dışında kalan bütün dünyayı da gören bir bakış açısı; hem gerçek düşmanınızı görmemizi sağlar, hem de yanlış yapmanızı önlemiş olur.

*Elbette Rosa Lüksemburg’a yapılan eleştiriden yola çıkmamızdan, Türkiye’de AKP saplantısı içinde olan bir kısım solcunun Rosa Lüksemburg gibi olduğu sonucu çıkmaz. Rosa Lüksemburg, hatalarına rağmen Dünya Devrim tarihinin en önemli simalarından biri olarak yaşadı, hayatını devrim davasına adadı ve son nefesine kadar öyle yaşadı.

Mehmet Bedri Gültekin
ulusalkanal.com.tr

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ertan URUNGA - 5 ay önce
Sayın GÜLTEKİN'in beğeniyle okuduğum yazısı, Vatan Partisi içinde devrim yaratacak niteliktedir. Bütün devrimci arkadaşların asıl düşmanı belirlemekte ve tehlikeyi görmekte yanılgıya düşmemeleri için bu yazıyı birkaç kez okumaları uygun olacaktır. Lenin'in "Bir fareye göre en büyük tehlike ve düşman kedidir" sözündeki farenin durumuna düşmek istemiyorlarsa tabii... Kaldı ki bir devrimcinin düşmanla aynı safta ya da cephede yer alması da düşünülemez bile... Çünkü onun yeri, bize göre de Vatan cephesi olabilir ancak!