banner863

RTE’nin yol haritası değişti


Doç. Dr. Sait Yılmaz

Doç. Dr. Sait Yılmaz

21 Mayıs 2016, 11:11

RTE’nin kendi geleceği ile ilgili planlarının ana dönemeci başkanlık sistemine geçiş için yasal zemini oluşturmaktı. Dokunulmazlıklar konusu başından beri suni bir konu olarak, başkanlık sistemine geçiş için kullanılmak üzere ortaya atıldı. RTE’nin öngörüsüne göre, dokunulmazlıklar konusu referanduma kalacaktı. Ancak, TBMM’de dokunulmazlıklar ile oylamanın referanduma gerek kalmadan çıkması Erdoğan’ın başlangıçtaki planlarını etkiledi. RTE için dokunulmazlığın iki önemi vardı;

 
- Parlamento aritmetiği mühendisliği,
 
- Referanduma gideceğini düşündüğü dokunulmazlıklar konusu yanında başkanlık için de sandık koymak.

 
Parlamento aritmetiği mühendisliğinden kastımız bir süredir MHP ve HDP üzerinde oynadığı oyunlar ile ilgili. Ne demek istiyoruz, açıklayalım.
 
MHP yönetiminin uzun süredir AKP taklitçiliği ile muhafazakâr yani dine önem veren değişimi tabanın bu partiye kaymasını başlatmıştı. Özellikle terörle mücadeleye dönülen 22 Temmuz 2015 sonrasında; AKP’nin Kürtçülük karşıtlığı ve milliyetçi görünüş edinmesi ile MHP’nin tabanında kayma hızlandı (%3-5) ve AKP’ye kaymakla kalmadı, Erdoğancı da oldu. Bahçeli, Erdoğanlaşmaya karşı koyamadığı gibi, muhaliflerin ortaya çıkışı ile diğer tarafa katılmaya karar verdi. MHP içindeki Bahçeli karşıtları, diğer partilerdeki AKP karşıtları MHP’de muhalefeti canlandırmaya çalışırken, Erdoğan duruma müdahil olarak iki şey yapmak istiyor;

 
- Krizdeki Bahçeli MHP’si ile işbirliği yapmak,
 
- MHP’den alacağı tabanı artırmak.
 

MHP ile ilgili gelişmeler şu seyri izleyecek; önce içinde bulunduğumuz Mayıs 2016 içinde Yargıtay bir karar alırsa MHP’de tüzük değişikliği için Haziran’da kongre yapılacak. Bu kongrede, seçimli kongre için karar çıkarsa, en erken 45 gün sonra yani Ağustos’ta ikinci kongre’de MHP başkanı seçilecek. RTE’nin hesabı ise bu yeni başkan koltuğa yerleşmeden baskın bir erken seçime gitmek yani Sonbahar’da bir erken seçim yapmak. Böylece MHP oylarının yarısını alacağını hesaplıyor. Eğer MHP’de başkan seçilirse Bahçeli’nin olmasını istiyor, olamadığı takdirde onun çizgisinden birini başkan seçtirmek. Uzun süredir iktidardan uzak olduğu için fakir MHP delegesini kolay etkileyeceğini ve istediği sonucu alacağını düşünüyor.
 

Şimdi diğer aritmetiğe, HDP ile ilgili tutumu ve dokunulmazlıklar konusuna gelelim. Aslında dokunulmazlık konusu doğrudan HDP milletvekilleri ile ilgili değildi. Topluca dokunulmazlığın kaldırılması Anayasa’ya aykırı ve muhtemelen Anayasa Mahkemesi’nden dönecek. AKP, öncelikle PKK’ya silah taşıyan 6-7 PKK’lı milletvekilinden başlayarak bunların dokunulmazlıklarını tek tek kaldırabilirdi. Bunu yapmadı. Bir milletvekilinin dokunulmazlığını kaldırmak için TBMM’de 276 oy hatta salt çoğunluğun yarısı yetiyordu. RTE’nin niyeti HDP’lilerin dokunulmazlıklarının kaldırılması değil, konunun referanduma gitme yolunun açılması idi. Böylece HDP’ye tepki görüntüsü altında dokunulmazlıkların Meclis’ten çıkmaması, yani referanduma gitmesi için bir formül hazırlandı.
 

RTE’nin asıl planı, erken seçim ile referandumu bir arada yapmaktı. Böylece, sözde HDP dokunulmazlığı ile ilgili referandumun yanına “başkanlık” sistemi için de bir oy kutusu koyduracaktı. Tüm partilerden en çok CHP’lilere ilişkin dokunulmazlık dosyaları önergeye konarak, CHP’nin hayır vereceği düşünüldü. CHP ise dün yapılan oylamada referandum oyununu en az 20 milletvekili ile evet diyerek bozdu yani referanduma gerek kalmadı. Referandum oyunu bozulunca, RTE’nin tek başına başkanlık sistemini referanduma götürmesi söz konusu olamayacak. Bu durumda erken seçimden başka sansı kalmadı. Seçimlerde başkanlık sistemini kabul ettireceği bir çoğunluk sağlamaya çalışacak. Sonuç olarak Türkiye, MHP’deki gelişmelere bağlı olarak Sonbahar’da yapılacak bir erken seçim sürecine girdi.
 

Şu an Türkiye’de hemen herkes AKP yerine bir oluşum ihtiyacı konusunda hemfikir. RTE ile Davutoğlu arasındaki sevgisizlik, Avrupa Birliği (AB) ile ilgili mülteci anlaşması döneminde had safhaya çıktı. AB’nin Davutoğlu’nu RTE yerine geçecek bir aday gibi görmesi ve fazla ilgi göstermesi RTE’yi kıskandırdı. Davutoğlu, başbakanlığı döneminde kendini AKP Genel Başkanı gibi görüp, Erdoğan yerine AKP’lilik temasını işlemeye başlayınca sonu geldi. Yani Davutoğlu, AKP’yi “Erdoğancılık” yerine bir “parti” gibi muhafaza etmeye çalıştı. Davutoğlu’nun azli ile birlikte AKP’lilik “Erdoğancılık” oldu yani ortada artık AKP diye bir parti yok, Erdoğan’ın Partisi var. Diğer yandan Davutoğlu döneminde rüşvetten korkulmaya başlandı, ihaleler şeffaf olmaya başladı. Bu da alışıldık çalışma düzenini bozmaya başladı. Binali Yıldırım ile birlikte Türkiye’de gerçek bir başbakan olmayacak yani başkanlık fiilen başlayacak ve Sonbahar’da hukuken başkanlığa geçilecek.
 

RTE’nin yol haritasının tek bir hedefi var; “Kendisinin ve ailesinin konumunu garanti etmek.” Bunun için Başkanlık sadece bir araç ve bu yolda her yönteme başvurabilir. RTE siyasetinin kurgusu bu olduğu için bir siyasi parti vasıtası ile onunla mücadele etmek mümkün değil. Başka bir deyişle, RTE siyasetin içinde oldukça onu hiçbir güç yerinden edemez ya da ona karşı bir şey yapamaz. RTE politikalarının standart bir veri tabanı ya da bilimselliği yok. Öyle pragmatik ki kendi geleceği için her an Cemaat ya da PKK ile ittifaka dönebilir. Onun için hiçbir aktör önemli değil, kişisel beklentilerine uygunluğuna göre dost ya da düşman olabilir. Şimdi Binali Yıldırım ile kamuoyuna kendisinin bile anlamadığı büyüme modelleri pompalanıyor ama onun asıl işlevi Başkanlık sistemini tamamen pratiğe dökmek. RTE, Sonbahar seçimlerinde AKP’nin 400 milletvekili alacağı hesabı ile başkanlığın yolunu açacağını düşünüyor.
 

Terörle mücadeleye gelince; tek başına MHP ile iç siyasette istenen sonuç alınıyorsa böyle bir süre daha devam edilecek. Ancak, RTE, Kürtler konusunda her türlü seçeneğe açık. Eğer MHP tabanından aradığını bulamazsa “yumuşama söylemi ile Kürt seçmene dönecek. Nitekim AKP, bir yandan terörle mücadele altında milliyetçi oylara yönelmişken diğer yandan örtülü olarak Kürt seçmene yakınlaşma stratejisine geçti. Güneydoğu’da hemen her aileye bir-iki maaş bağlanmış durumda. Kürt oyları için Barzani ve din sömürüsü üzerinden baskı yapılacak. ABD, Başkanlıktan sonra güçlenecek RTE’den sorunu masada çözmesini ve PYD konusunda geri adım atmasını istiyor. Özetle, Kürt sorunu, Batının istediği şekilde çözülecek; PKK ile mücadeleye son verilecek ve Dolmabahçe benzeri bir anlaşmaya dönülecek.
 

Selahattin Demirtaş’ın son ABD gezisinde kendisine bu işi beceremediği ve artık oyun dışı kaldığı söylendi. Demirtaş, Kandil tarafından da devre dışı bırakıldı. ABD için artık HDP’ye ihtiyaç kalmadı. Demirtaş’ın yerini alması beklenen Mithat Sancar’ın bir daha %10’u geçmesi söz konusu değil.
 

Diğer partilerin ve oluşum ihtimallerinin durumuna gelecek olursak;

 
CHP’yi bugün yönetenlerin misyonu Türkiye’de %25 nitelikli kitleyi siyasetin dışında tutmaktı ve bunda tamamen başarılı oldular. CHP seçmeni partiyi Atatürkçülerin değil, büyük ölçüde Sorosçu-HDP ittifakının yönettiğini anlayamadı. CHP ile HDP ilişkilerinde yaşanan dalgalanmalar parti içinde de kırılmalara yol açabilir. CHP’de muhalif olarak İnce, Sağlar gibi başkan adaylarının adı geçse de bunlardan lider olmaz.

 
MHP, Kongre yapar ve Bahçeli seçilmezse Sonbahar’da hazırlıksız bir seçime girmiş olacak. Bahçeli ile ya da onsuz MHP’nin tek bir parti halinde kalması bundan sonra RTE’nin sıkı kontrolünde olacak. Akşener, MHP’nin başına geçerse cemaat bağlantıları, CHP’den kayacak oylarla birlikte %10 civarında oy alabilir. Buna Arınç ile ittifakı eklemeyi çalışıyorlar. Diğer adayların şansı çok az.
 

AKP içinde %20 tabanı olan Abdullah Gül, AKP Kongresi’nde de aday olmazsa bir daha partiye dönemez.
 

Son söz; Erdoğan oldukça çözüm yok çünkü demokrasi ve hukuk yok.
 

Önümüzdeki yıl, bölücüler ile yumuşamayı ve hilafeti konuşacağız. 2023’e az kaldı.
 

Doç. Dr. Sait Yılmaz
Twitter: @DocDrSaitYilmaz

ulusalkanal.com.tr

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Tarkan - 7 ay önce
Peki bu durum karşısında yapılması gereken nedir? Nasıl bu işin içinden çıkacağız onu da söyleyebilirseniz seviniriz.