Rusya'nın müdahalesi sonrası Suriye...


Doç. Dr. Sait Yılmaz

Doç. Dr. Sait Yılmaz

25 Kasım 2015, 12:10

ABD Dışişleri Bakanlığı ve Ulusal Demokrasi Vakfı (NED), 2006 yılından beri Suriye’deki muhalif grupları fonları ile destekliyordu (1). Suriye’deki ayaklanma Tunus ve Mısır’daki hareketlere göre zamanlanmış ve koordine edilmişti (2). Ortada gene Batı tarafından eğitilmiş ve donatılmış İslamcılar vardı. Bunların bir kısmı Libya’dan gelip Türkiye üzerinden Suriye’ye geçti. Büyük miktarda tanksavar, hava savunma füzesi, havan ve ağır makinalı tüfek ile Suriye zırhlı kuvvetleri yenilecekti. İsyancılara silahlar Türkiye sınırları üzerinden gitti (3). Gönüllülere Türkiye’de iken barınma, eğitim ve emniyetli geçiş imkânı sağlandı. Nisan 2011’de Suriyeli Müslüman Kardeşler Örgütü üyelerinin ülkeye kabulü ve siyasete girmesinin sağlanması teklifini Esat reddedince (4); Türkiye, sınıra yakın bölgede Özgür Suriye Ordusu’nun tugaylarını kurmaya başladı. CIA’nın kontrolünde 2011 yılından beri Suriye’deki iç savaşın finansörü ve eleman kaynağı olmaya devam eden Suudi Arabistan ve Katar da, IŞİD’in ana kaynağı olan El Nusra’nın yaratılmasında ABD’nin en yakın müttefiki oldular (5). Suudiler ve Katar parayı verirken, Türkiye, lojistik destek sağlıyor, silah ve teçhizat veriyor, kendine göre Suriye direnişini örgütlüyordu (6). Türkiye, bu dönemden itibaren eğittiği isyancılara hedef olarak Halep’i gösteriyordu. Türkiye, Esat’ın altı ay içinde düşeceğini hesaplamıştı ancak, Rusya ve İran’ın sayesinde Esat ayakta kalmaya devam etti. Suriyeli Kürtlerin kurduğu PKK uzantısı YPG ve onları temsil eden siyasi parti PYD; Temmuz 2012’den başlayarak Afrin, Kobani ve Cezire’yi (hepsine birden Rojova denmektedir) kontrol altına aldı. Kasım 2014’de ÖSO’nun yenilmesi ve 14 bin militanının Halep’ten çekilmesi Türkiye’nin Suriye politikasının iflasının resmi kanıtı oldu. Ocak 2015’de YPG, Ayn el-Arab bölgesini ele geçirdi ve güneyimizdeki koridor oldukça genişledi. ABD’nin ise başka planları vardı, yarattığı canavar IŞİD’a karşı Kürtleri kullanarak, Ortadoğu’yu şekillendirmeye çalışıyor. 30 Eylül 2015’den itibaren Rusya’nın, Esat güçlerinin yanında hava operasyonlarına başlaması Suriye’nin kaderine etki edebilir. Bu makalede, Rusya’nın müdahalesi ile birlikte Suriye’de yaşanan gelişmeleri ve son bölümde Türk-Rus gerginliğini değerlendireceğiz.

ABD, Suriye’de ne yapıyor?..

ABD’nin 11 Eylül sonrası aşırı İslamcılar ile ilişkileri iki aşamadan geçti (7). Birinci aşama olan Bush döneminde İslamcı terörizm gerekli bir tehditti ve kaynağı Ortadoğu’daki siyasi ve ekonomik sorunlar idi. Bu yüzden hem El Kaide ile mücadele için Afganistan ve Irak işgal edildi hem de Ortadoğu’da siyasi, ekonomik ve kültürel bir dönüşüm projesi (BOP) başlatıldı. Ancak, Bush, Ortadoğu’nun II. Dünya Savaşı sonrası Avrupa veya Doğu Asya gibi bir bölge olduğunu sanmıştı, mezhep savaşını tetiklediğini anlayamadı. Ilımlı İslam ile radikal İslam arasında çok ince bir çizgi olduğunu fark ettiğinden beri de İslamcılara bakışı değişti. Obama dönemi ile birlikte ABD, daha pasif ve reaktif bir stratejiye geçti. Irak’tan çekilen ABD, Suriye’de muhalif güçlere desteği sınırlı tuttu ama Libya’dan Ortadoğu’nun pek çok yerinde yeni terör yuvalarının ya da diğer deyişle silahlı muhalif gruplar için emniyetli bölgelerin ortaya çıkışına müsaade etti. ABD’nin iç savaş çıkarmak için yarattığı boşluklara mezhepçi gruplar doluştu ve böylece IŞİD yaratıldı. Bölgeye savaşçı akını sürerken, sosyal medyayı etkin olarak kullanmasına müsaade edilen IŞİD’in diğer ülkelerde terörist eylemlerde bulunmasının önü açıldı.



Şubat 2015’de Türkiye ve ABD, Suriye’nin geleceği ile ilgili uzun bir anlaşmazlıktan sonra 5-10 bin militan daha yetiştirmek için anlaşmışlardı. Ancak, Ankara’nın Esat ile uğraşmak istemesi, IŞİD ile mücadeleyi engellemeye kalkması anlaşmazlığı sürdürdü (8). Bu dönemde ABD’nin IŞİD’a karşı eğit-donat kapsamında gönderdiği 500 milyon dolar ile ancak 60 kişi eğitildi ve bunların 55’i ortadan kayboldu, sadece 5 tanesi IŞİD’a karşı savaşta var gözüküyor (9). Kayıp militanlar 29 Temmuz’da Suriye’ye girer girmez El Nusra tarafından kaçırılmıştı. ABD Savunma Bakanı Ash Carter; bu savaşçıları Türkiye’nin El Kaide uzantısı El Nusra’ya ihbar ettiğini açıkladı (10). Türkiye daha önce de kendisinin desteklediği El Nusra ve Ahrar-Eş Şam’a bu tür sızıntılar yaptı. Amerikalı militanları eğiten Albay Nedim Hasan’a göre Türkiye’nin desteklediği El Nusra ve Ahrar-Eş Şam ile IŞİD arasında bir fark yoktur. El Nusra’nın başındakiler daha önce IŞİD’ın içinde idi. ABD eğittiği militanları daha sonra işten atıyor çünkü IŞİD ile savaşmak için kâğıt imzalamıyorlar. Ancak, CIA, isyancı gruplara yardıma devam edecek. 9 Ekim 2015’de ABD Kongresi, Suriye için eğit-donat kapsamında yeni bir 500 milyon dolar vermeyi kabul etti (11). Verilecek silahlar arasında TOW anti-tank silahları da var ve bunlar Özgür Suriye Ordusu’na (ÖSO) verilmeyecek. Aklımıza bunların sadece Esat’ın tanklarına karşı kullanılmayabileceği yani PYD/PKK üzerinden bize de dönebileceği geliyor. 2015 yılında ABD, Ürdün’e 1 milyar dolarlık örtülü destek sağladı. Irak’ta resmi olarak 3.500 Amerikan askeri var, resmi olmayan Irak ve Suriye’deki özel kuvvet elemanları sayısının bundan çok daha fazla olduğu kesin. Bunlara İngiliz ve Fransız özel kuvvetlerini ve diğer yardımcı unsurları (istihbarat, teknisyen vs.) ekleyin rakam çok daha büyüyecektir. 31 Ağustos 2015 itibarı ile ABD’nin sadece Suriye üzerindeki hava harekâtı 3 milyar dolara mal oldu. 20 bin bomba ve füze atıldı ve ABD’ye göre 15 bin IŞİD militanı öldürüldü (12). Sonuç çok masraf ve az başarı olarak görüldü ve IŞİD ile mücadelenin 20 yıl daha süreceği öngörülüyor. Amerikalılar şu anda Suriye’de daha fazla CIA operasyonu (suikast, sabotaj vb.) yapmayı ve NSA’yi daha etkili kullanmayı düşünüyorlar.

Rusya’nın gelişi ile birlikte ABD, Ortadoğu’daki müttefikleri radikal isyancı grupları desteklemekte yeni bir yönteme geçiyor. Ilımlı Amerikan destekli isyancılar daha ölümcül hale getirilecek bir dönüşüme tabi tutuluyor. Bugüne kadar ABD, Suriye için iki program uyguladı (13). İlki eğit-donat idi ve yetiştirilenler El Kaide uzantısı El Nusra’ya gitti. İkinci program ise Askeri Operasyon Komutanlığı adı altında CIA’nın örtülü operasyonu ile Özgür Suriye Ordusu içinde seçilmiş tugaylara silah yardımı oldu. Burada da işler ilkinden daha iyi gitmedi. 500’den fazla olmayan eleman sayısı ile bu tugaylar da IŞİD’a karşı koyacak güçte değildi. Daha da kötüsü bunlar da El Nusra ve Ahrar-El Şam tarafından yutuldu. Salman, S.Arabistan’ın yeni kralı olduğunda Türkiye ve Katar’ın verdiği gaz ile Mart 2015’den itibaren Suriye’nin kuzeyindeki Fetih Ordusu’ndaki aşırı gruplara da yardım etmeye başladı. Yemen’de başı belada olan Salman, Ankara tarafından Tahran’a karşı Esat’ı iktidardan düşürme hedefine ikna edilmişti yani IŞİD ile mücadele masada değildi. Böylece kuzey cephede özellikle İdlib civarında rejim kuvvetlerine karşı bazı kazanımlar oldu. Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar için ılımlı ve radikal İslam yoktu, Esat’a karşı savaşacak her gruba yardım ederlerdi. Rusların gelmesi ile bu troyka, radikal isyancılara yardımı artırıyor ama IŞİD, ÖSO’nun küçük ölçekli birliklerini kolay yutuyor. ABD ise kendine hala ılımlı İslamcı savaşçı arıyor. Arap Uyanışı diye 2007 yılında Sünni kabileleri 400 milyon dolara satın alan David Petraus, eski tanıdıklarını tavsiye ediyor. Suriye’de iç savaşın düğmesine basan büyükelçi Robert Ford ise Ahrar El Şam’ı destekliyor çünkü El Kaide’den daha ılımlı imiş. Kendi bölgelerini korumak için para alan ÖSO içindeki iki düzine tugay hem çok küçük hem de aynı hedefleri paylaşmıyor, birlikte hareket etmiyorlar. Sonuç olarak, ABD’nin bölgedeki müttefikleri ve etkinliği oldukça sığ ve yakında Suriyeli bir ortağı kalmayacak.

ABD-Türkiye denklemi..

Gelinen noktada ABD; geleneksel taşeronları Türkiye, S.Arabistan ve Katar’ın IŞİD’a kendilerinden daha yakın olduğunu gördü ve sahada kendine Kürtlerden başka güvenilir bir vekil bulamıyor (14). Ilımlı İslamcı bulamayınca ABD’ye de YPG’yi daha çok desteklemek kaldı. ABD, IŞİD’a karşı kuzeyden koridor ile çevreleme stratejisi izlediğini iddia ediyor (15). ABD, Kürt koridoru ve PYD/PKK desteğinin gerekçesini; IŞİD ile karada mücadele edecek ve Esat’ı devirecek tek güç olmaları ile savunuyor. Esat’a karşı diğer askeri seçenek başını Türkiye’nin çektiği troykanın desteklediği ama ABD’nin sevmediği El Kaide bağlantılı El Nusra ve diğer Sünni gruplar olmakla birlikte bunlar zaten savaşamayacak ölçüde etkinliklerini kaybettiler (16). Irak ve Suriye’deki Kürtler, aşırı Amerikan ve İsrail yanlısı olmaları ile en iyi seçenek konumundalar. Ama onların hayalinde IŞİD ile mücadele örtüsü arkasında bağımsız devlet kurmak var, bu da ABD ve İsrail için zaten gecikmiş bir durum. ABD tarafı Ekim 2014’te başlayan Suriyeli Kürtlerle işbirliğine son vermek niyetinde değil ve verdiği silah ve mühimmatın IŞİD’a karşı kullanılacağını iddia ediyor. ABD’liler PYD’ye verilen 50 ton mühimmatın IŞİD’in kalesi olan Rakka’ya taarruz hazırlığı için olduğunu söylüyor. Ancak, bu işin Rakka ile sınırlı kalmayacağı ve sınır boyunca devam edeceğine şüphe yok. Tal Abyad’ın da PYD’nin eline geçmesinden sonra Türkiye, Kürt koridorunun daha fazla ilerlemesine müsaade etmeyeceğini açıkladı ve sınıra tanklar göndererek muhtemel yeni bir operasyon için ABD’yi geri adım atmaya zorladı. Türkiye, hem Suriyeli Kürtlerin sınırı kontrol etmesini istemiyor hem de Esat güçlerinin yaklaşmasını istemiyor. ABD’lilere göre Türkiye’nin çelişkisi 565 mil sınırı kimin kontrol edeceğini bilmemesidir. ABD’ye göre Türkiye’nin istediği emniyetli bölge aslında Ahrar El Şam, El Nusra ve diğer militan gruplara gidecek ikmal ve operasyon ihtiyaçları için isteniyor (17).

ABD, Türkiye’nin Suriye’de farklı hedefler peşinde olmasından memnun değil ama teknik olarak IŞİD’a karşı mücadele için işbirliği yapmak zorunda. Türkiye, Temmuz 2015’de İncirlik Üssü’nü Batılı güçlerin Ortadoğu operasyonlarına açarken, ABD’den beklentisi Suriye sınırında güvenli bölgelerden PYD/PKK’nin uzak tutulması idi. Washington’a yönelik yapılan PKK ve IŞİD’a karşı birlikte saldırılacağı açıklamalarına rağmen, IŞİD’a yönelik hava saldırıları çok cılız ve IŞİD gönüllülerine sınırların tam olarak kapatılmadığı biliniyor. Ancak, IŞİD gene de mevcut durumdan ötürü Türkiye’ye müteşekkir değil. ABD’nin 2005-2009 yılları arasında Ankara Büyükelçisi olan Eric Adelman’a göre ülkesinin İncirlik için Türkiye ile anlaşmasının ardından Türkiye’nin PKK’ya yönelik operasyonlara başlaması iyi olmadı. ABD için Suriye çözümü çoğulcu ve azınlık haklarını garanti altına alan bir yönetim iken, Türkiye, Suriye’de Müslüman Kardeşler’in yönettiği Sünni hâkimiyetinde bir rejim istiyor. Erdoğan, en başından beri El Kaide uzantısı El Nusra’yı destekliyor ve Musul düşene kadar IŞİD ile bağlarını gizleme ihtiyacı bile duymadı. ABD ile ikinci anlaşmazlık en iyi müttefikleri PYD/PKK’yı terörist örgüt olarak görmesi. ABD’ye göre PKK tarafından desteklenen PYD, geçen yıl IŞİD’in elinden Kobani ve yakın zamanda Tal Abyad’ı aldı ve böylece Türkiye’nin açık bıraktığı sınırlardan yabancı girişi kontrol altına alındı (18). ABD’nin diğer endişesi ise Türkiye’nin hava saldırılarının kendilerine çok değerli ve gerçek zamanlı istihbarat getiren Kürt güçlerinin etkilenecek olması. Ankara, Türk kamuoyunun dikkatlerini sadece Kürt koridorunun açık yerine odaklayarak, asıl niyetini perdeliyor. Erdoğan, S.Arabistan ve Katar ile birlikte Sünni eksen için çalışıyor, başından beri mezhep tercihleri üzerinden politika geliştiriyor ve askerler de buna göz yumuyor. Ancak, NATO’da din üzerinden politika yapılmaz. Erdoğan’ın son yıllardaki en büyük başarısı ülkeyi kutuplaştırarak Osmanlıcılık hayalleri arkasına gizlenmiş İslamcı hayallerini şimdilerde milliyetçi söyleme yakınlaştırması ve böylece konumunu daha da güçlendirmesi oldu.

ABD, PYD/PKK’yı silahlandırıyor ve kendi oluşturduğu Suriye Demokratik Kuvvetleri koalisyonu içinde tutuyor. Bu sözde demokratik kuvvetler içinde silahlandırıp-donattığı Suriye Askeri Konseyi ve Suriye Arap Koalisyonu var. Arap koalisyonu içinde ise; Ceyş El-Zuwwar, Burkan El-Fırat, El-Samadid ve El Cezire Tugayları var. Türkiye’nin Suriye’deki silahlı gücü Ahrar-Eş Şam, El Kaide’den çıkmış bir örgüttür (19). Mart 2015’de Ahrar Eş Şam, El Kaide uzantısı ve Fetih Ordusu’ndaki diğer silahlı gruplar ile işirliği içindeki El Nusra’ya katıldı. El Nusra liderliğindeki ittifak Fetih Ordusu diye adlandırılıyor ve Mayıs 2015’de İdlib’i ele geçirdi. 165 bin nüfuslu İdlib, şimdi IŞİD’in kalesi olan Rakka’dan sonra muhalefetin eline geçen ikinci büyük şehirdir. Suudiler, Zahran Alluş liderliğindeki Ceyş-el İslam’ı (İslam Ordusu) ve Doğu Guta Konseyi altındaki silahlı grupları destekliyor (20). Türkiye’nin isyancılara desteği Halep yenilgisi ardından Özgür Suriye Ordusu yerine Suriyeli kabilelere kaydı. ABD’nin hala görmek istemediği; Suriye’de Esat’ı devirecek sayıda ılımlı İslamcı yok, olanlar da çok çabuk radikallerin yani IŞİD ya da El Kaide’ni safına geçiyor (21). Özetle Suriye’de savaş sürdükçe radikal İslam güçleniyor. Başbakan Davutoğlu ise PYD’ye PKK muamelesi yapacaklarını ABD ve Rus büyükelçilerine açıklamakla birlikte, Rojova’daki YPG için sessiz kalıyor.

Rusya ve Türkiye dengeleri..

Türkiye, 2011-2014 arasında sınırlarını Esat’a karşı savaşacak herkese açtı. Bu dönemde Türkiye-Suriye sınırı ucuz petrol, silah ticareti, tarihi eser kaçakçıları için de serbest bölge oldu (22). BM Yüksek Göçmenler Konseyi’nin (UNHCR) Ağustos 2015 rakamlarına göre; Suriye çatışmaları 4 milyon göçmen üretti, bunların 1.9 milyonu Türkiye, 1.1 milyonu Lübnan, 620 bini Ürdün ve 240 bini Irak’tadır. Suriye iç savaşı Haziran 2015 itibarı ile Irak’ta da 3 milyon kişinin yer değiştirmesine neden oldu. Türkiye’nin Almanya ile görüşmelerinde bu emniyetli bölgede göçmenlerden üç şehir kurulması için (yaklaşık 100 bin kişi) Avrupa’nın yapabileceği yardımlar gündeme getirildi ama Merkel yanaşmadı. Türkiye’den Yunanistan’a bir yılda geçen Suriyeli ve diğer göç eden insan miktarı 537 bin kişi, yani haftada 10 bin kişi. İnsan kaçakçıları Türkiye’de kişi başına 1.200-1.500 dolar para kazanıyor (23). Ankara’ya göre Türkiye’ye 2011’den beri 2 milyon göçmen geldi ve 8 milyar Euro’ya mal oldular. Türkiye gibi Suriye’deki iç savaşın tarafı olan Suudi Arabistan ve Katar ise bir tane bile göçmen kabul etmemiş. 2014’de resmi olarak açık sınır politikasını sona erdirmiş olsa da bu sınırın çok sıkı tutulduğu anlamına gelmiyor. Rusların gelmesi ile gidiş yolları kaçış yolları olmaya başladı. Hatay Ankara’nın cihatçı grupları desteğine karşı en mağdur şehirlerin başında geliyor. Esat’a desteği için Rusya, PYD’ye desteği için ABD ile arası bozuk olan Erdoğan, IŞİD ile de mücadeleye zorlanıyor ve ondan boşalacak yerleri diğer İslamcılar ile doldurmak istiyor. Türkiye için diğer bir kriz bölgesi ise Erdoğan’ın Esat’ın düşmesi için hayalini kurduğu ve IŞİD’in elinde olan Halep-İdlib’in Rusların kontrolüne geçme ihtimalidir (24). Rusya müdahalesi üzerine Sünni silahlı grupların temsilcileri geçen Ekim ayı başında İstanbul’da toplandı. Toplantıda Ahrar El Şam, Ceyş El İslam, Sukur El Şam, Ceyş El Mücahidin ve Sultan Murta Tugayı gibi Esad yönetimine karşı savaşan 41 örgüt bölge ülkelerini Rus-İran ittifakına karşı iş birliği yapmaya çağırdı (25).

Putin, Suriye müdahalesi stratejisini “kazan-kazan” propagandası ile açıklıyor. Eğer Ruslar başarılı olursa liderliğini göstermiş olacak, kötüler öldüğünden dünya kazanacak, yok başarısız olursa suçlu Rusya ile işbirliği yapmadığı için ABD ilan edilecektir. Büyük resimde Rusya’ya Ukrayna nedeni ile uygulanan izolasyon politikalarına son verdirmek var. Rusya, diğer taraftan ABD gibi büyük bir güç olduğunun ve uluslararası bir krize liderlik edebileceğinin ispatı peşindedir. Rusların geri plandaki amaçları ise; Suriye’deki rejimi alandaki Suriye, İran ve Irak güçlerini destekleyerek ayakta tutmak, diğer yandan Suriye’de savaşan eski Sovyet Cumhuriyeti militanlarını kontrol etmek. Rusya’da halen 17 milyon Müslüman yaşıyor ve 142 milyonluk ülke nüfusu sürekli azalırken, 2030 yılına kadar Müslüman sayısının 2 milyon daha artması bekleniyor. Halen IŞİD’in içinde 2.000 kadar Rus vatandaşı olduğu ve bunların dönüşlerinde teröre devam edecekleri, Kuzey Kafkasya’da uzun zamandır mevcut cihatçıların IŞİD ile yakınlaştıkları düşünülüyor (26). Nitekim Kafkasya Emriliği bölgedeki bağlılığını El Kaide’den IŞİD’a çevirdi ve bölgeyi IŞİD’in vilayeti ilan etti. Ruslara göre IŞİD, Orta Asya’daki aşırı gruplar ile de ilişkilerini geliştiriyor. Bununla beraber ne ABD ne de Rusya, ağızlarına doladıkları IŞİD’a karşı gerçekte bir şey yapmıyorlar. Suriye’de rejim kuvvetlerinin yanında kendi ordusu dışında Rus hava kuvvetleri, Lübnan Hizbullahı ve İran Devrim Ordusu Muhafızları var. İlk hedefleri ise Halep’i elde tutmak. Hatay’ın Yayladağı İlçesi'nin karşısında Suriye’deki Bayırbucak Türkmenleri bölgesine Beşşar Esad'a bağlı birliklerin karadan, Rusya’nın ise havadan ve denizden düzenlediği saldırılar ile rejim güçleri mevzilerini daha da güçlendirdi (27). Rusya, saldırı sırasında Akdeniz açıklarındaki gemiden de çok sayıda atış yaptı.

Ekim 2015’in ilk haftasında Ruslar, Hazar denizindeki savaş gemilerinden Suriye’deki 11 hedefe orta menzil 26 adet Kalibr Cruise attılar (28). ABD, bu atışları ılımlı isyancı grupları da vurduğu için protesto etti. Rus uçaklarının 3 ve 4 Ekim’de Suriye üzerinden Türk hava sahasında yaptığı ihlalleri 6 ve 7 Ekim’de bu sefer Türk ulaştırma helikopterlerinin Ermenistan hava sahasına iki kez girmesi izledi. Türkiye, bu geçişleri kötü hava şartlarına bağlamış olsa da Ermeni tarafında Rusya’nın Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü savunma garantisinin ve ülkede bulunan Rus kuvvetlerinin ne kadar işe yaradığı tartışılmaya başlandı. Ermeni milletvekili Tevan Poghosyan, ihlaller için NATO’nun özür dilemesi gerektiğini belirtti (29). Rusya, Suriye içindeki operasyonların Türkiye sınırlarına kadar genişleyeceğinin mesajını veriyor. Türkiye’nin asıl tepkisi Rusya’nın sadece IŞİD’i değil, Arap-Türk destekli isyancı grupları da vurması oldu. Davutoğlu’nun “Kimse gücümüzü test etmeye kalkmasın” açıklaması bu yönde bir tepki idi. AKP iktidarı bu yönde hem milliyetçi damarı körüklemekte, hem de meseleyi bir NATO krizine dönüştürmek istiyor ama ittifakın tepkileri Ankara’nın beklentilerini karşılamaktan uzaktır. Rusya sadece Türkiye’nin değil NATO’nun da sınırlarını test etti ve tepkileri ölçtü. Rusya'nın fiilen uçuşa yasak bölge oluşturacak şekilde eylemlerde bulunması aynı zamanda birçok şeyi göze aldığını ve her seçeneğe hazırlıklı olduğunu da gösteriyor. Türkiye, ABD’nin olduğu kadar Rusya’nın SU-24 ve SU-25 uçaklarının merkezinde olduğu güç projeksiyonunu iyi izlemeli ve test edildiğini bilmelidir. Türkiye, güney sınırları boyunca ABD ve Rusya ile kumar oynuyor ve bunun ana nedeni Esat’ı devirmek konusunda bitmeyen takıntısıdır (30). Rusya’nın Suriye’deki savaşa doğrudan taraf olması Türkiye’nin tampon bölge hayalini daha da zorlaştırması yanında, Moskova ile doğrudan çatışma riski de doğurdu. Öte yandan Amerikalılar PYD/PKK ile müttefikliği Ruslara ve dolayısı ile Esat’a da kaptırmak da istemiyor.


Suriye ile ilgili diğer aktörlerin durumu..


Türkiye ile Rusya arasında özellikle AKP döneminde gelişen ilişkilere rağmen Rusya’nın Suriye üzerindeki ihlallerinin sonuçları ne olabilir? 2003 yılında iki ülke ticareti 5 milyar dolar civarında iken bugün 31 milyar dolara ulaştı, Erdoğan’a göre hedef 2020 yılında 100 milyar dolardı. Ancak, Türkiye’nin nükleer enerji santralı için başka bir adres bulabileceği açıklaması, Gazprom’un Türk Akımı’nın erteleme açıklaması ilişkilerde önemli geriye gidiş adımlarıdır. Ruslara göre; Suriye’de Batılılar ve Türkiye, havadan ve karadan Libya’da olduğu gibi isyancıları desteklerken, onlar meşru rejim güçlerine yardım ediyor. Rusya’nın ilk amacı Türkiye’nin Suriye’de emniyetli bölge planlarına set çekmek ve bu konuda NATO’nun da dikkatini çekiyorlar. Ruslar, Sünni göçmenler ile doldurulan emniyetli bölge üzerinde uçuşa yasak bölge meydana getirerek, Türkiye’nin bu bölgeleri Esat ile pazarlıklarda kullanmasının önüne geçmek istiyor (31). Esat’a olan desteğinin nihai bir çözüm için gerekli olacak toprakların ele geçirilmesine kadar devam edeceği anlaşılıyor. Aslında emniyetli bölge oluşturmak için Ruslar, ABD’den çok daha iyi bir müttefik olabilir ama onlar Türklere güvenmiyor. Rusya-Türkiye ilişkileri artık çok önemli değil ve Avrupa Birliği de göçmen akımı durabileceği için Ruslara göz yumacak. Türkiye ve Suudi Arabistan’ın devam eden İslamcı hayalleri için ise tek yol, daha fazla Amerika’nın seveceği tip ılımlı Müslüman savaşçıyı işi bitmiş El Nusra cephesinden savaşa sürmek. Bu yolda sıra Suriye Türkmenlerinin de harcanmasına kadar geldi. Özetle, Türkiye’nin mülteci bahanesi ile koruma bölgeleri oluşturma, angajman kuralları bahanesi ile isyancıları havadan destekleme lüksü Rusların devreye girmesi ile bitti. Üstelik Rusya’nın ağır bombardımanlarından kaçan silahlı militanların Türkiye’ye sığınmaktan başka çaresi yok.


Çin gemilerinin Suriye kıyılarına yanaşması, Türkiye’nin Çin füzelerini reddetmesinin hemen sonrasına denk geliyor. Çin’in Ortadoğu politikasının iki boyutu var; enerji ihtiyacına dayalı olarak ekonomik ilişkilerini geliştirmek ve bölge işlerine müdahale etmemek (32). Çin, petrolün %43’ünü Ortadoğu’dan ithal ediyor ve %15’i Suudi Arabistan’dan geliyor. Çin’in İpek Yolu inisiyatifi ve Asya Altyapı Yatırım Bankası, bölge ile ilgili pek çok proje geliştiriyor. Ancak, iş siyasi konulara gelince örneğin İsrail-Filistin çatışması, IŞİD ile savaş, Suriye ve Irak’ta çatışmalar söz konusu olduğunda Çin, ortalıkta gözükmüyor. Ortadoğu’da olup-bitenlerin sorumlusunun Batılılar olduğunu düşünüyor, hatta iki Japon’un kafasının kesilmesin suçunu da Batı ile işbirliği yapan Japon başbakanı Abe’ye yüklüyorlar. IŞİD geçenlerde rejhin tutulan bir Çinlinin videosunu yayınlayınca ne diyeceklerini şaşırdılar. Öte yandan Doğu Türkistan’dan gelen savaşçıların da Suriye’de rejime karşı savaşta yer almalarını dikkatle izliyorlar. Tıpkı Rusya’nın Orta Asya ve Kafkasya için yaptığı gibi, Çin; Doğu Türkistan’daki mücadeleyi IŞİD terörü ile ilişkilendirerek bölgeye yönelik baskı ve saldırılarını meşru terörle mücadele kapsamına sokmak istiyor. Rusya’ya dönecek olursak, Suriye ve Irak’ta büyüyen tehlike tarafların gittikçe diplomatik nezaketi ve siyasi yöntemleri terk etmeleridir. Putin’in Ekim 2015’deki Valdai konuşmasında bakın neler dedi (33);


- ABD, Ortadoğu’ya müdahale etmek ve Avrupa’ya anti-balistik füze yerleştirmek için hayali bir İran nükleer tehdidi yarattı,


- Washington istemediği rejimleri değiştirmek için terör örgütlerini destekliyor,


- Obama, Rusya’ya yönelik yaptırımları güçlendirmek için Avrupa’daki vasal devletlere baskı yapıyor,



- ABD, Ukrayna’da darbe ile getirdiği bir yönetim ile çözüm bulmaya çalışıyor.


ABD, İran’ın Tahran’dan Beyrut’a karadan kesiksiz bir stratejik eksen oluşturma niyetinden vazgeçtiğini düşünümüyor. İki ülke nükleer anlaşmaya rağmen, hiçbir zaman müttefik olmayacak, en iyi ihtimal ile düşman değil, bölgesel rakip olacaklar.


Suriye’deki Kürtler; Esat ile bir problemleri olmadığından, ABD ve Rusya arasında harcanacaklarını bildiklerinden, IŞİD’a karşı bu iki ülkenin askerlerinin birlikte karada savaşmalarını öneriyorlar (34). Onların beklentilerini sağlayan ister ABD ister Rusya olsun fark etmez ve aslında bu oyunda kullanılmanın çok pahalıya geleceğini ve sonunda yalnız kalacaklarının farkındalar. ABD ile ilişkileri saha da hava kuvvetleri ile hedef bulma yönünde oldukça gelişti, öyle ki ABD özel kuvvetleri sık sık yakalanan Kürt ajanları IŞİD hapishanelerinden kurtarmak için operasyon yapıyor. Koalisyon uçakları bugüne kadar yaptıkları sortilerin %75’inden mermi atmadan döndüklerini hatırlatalım. Sırtını uzun zamandır Sünni olduğu için Erdoğan’a dayamış olan Barzani yönetimi ise sıkıntılı bir dönem yaşıyor. Barzani, son on yıldır ABD içinde yaptığı lobicilik faaliyetleri ile Irak’ın kuzeyinde ikinci bir İsrail kurulması fikrinin yayılmasına çalıştı. Öte yandan ABD’ye petrol ve IŞİD ile mücadele konusunda olabilecek hizmeleri de bu fikri destekledi ve Obama yönetiminden hatırı sayılır askeri destek alıyor. Barzani, Fransa’dan aldığı silah yardımlarını öve öve bitiremiyor. Ancak, Barzani’nin iki konuda başı dertte; petrol gelirlerinin düşmesi, akrabalarına sağladığı ayrıcalık ve yolsuzluklar. Barzani’nin rüşvete dayalı, uydurma devlet düzeni maaşları ödeyemiyor, milyonlarca dolarlık petrol gelirleri kayboluyor. 2005’den beri yönetimde olan Barzani, muhalefeti de konuşturmuyor ve yasal süresi bittiği halde makamında oturmaya devam ediyor (35).


İŞİD sorunu çözülmeden ne Suriye’de ne de Ortadoğu’da barış olabilir. Çünkü IŞİD, sürekli genişleme ve çevresini dönüştürme ideolojisi olan bir örgüt, bununla da kalmayıp Batılı devletleri vurmaya başlayan küresel bir aktör olma yolundadır. Ancak, tam da IŞİD’in ortasına çöktüğü coğrafyada müdahil devletlerin IŞİD’tan başka gündemleri var. Rusya ve İran’ın önceliği Esat’ı ayakta tutmak, Türkiye-S.Arabistan ve Katar triosu ise Esat’ın yerine Sünni bir rejim koymak derdinde, başını ABD’nin çektiği Batı ise Kürtleri kullanarak sözde IŞİD’i çevreleme stratejisi içinde enerji hatlarına yönelik bir uzun dönemli oyun peşinde, harita değişiklikleri için çalışıyorlar. IŞİD, toprak ele geçirdiği kovansiyonel ana gücü yanında şehirleri elinde tutmak için istihbarat ağı, emniyetli evler, bomba yapımcıları, keskin nişancılar ve terör hücreleri ile desteklenen gerilla güçlerine sahip. Konvansiyonel askeri gücü içinde bölgeden ele geçirdiği iddia edilen Irak tankları, Amerikan Bradley savaş araçları, mayın korumalı araçlar, zırhlı Humvee’ler, topçu silahları ve çoğu Amerikan orijinli askeri cihazlar var (36). IŞİD, 30-40 kişilik gruplar halinde savaşıyor. IŞİD, ele geçirdiği petrol kuyularında üretime devam ediyor ve petrol Türkiye sınırındaki Beşalan’a uzanan petrol boru hattından kaçakçılık şeklinde pazara sunuluyor (37). ABD’nin Ulusal Terörle Mücadele Merkezi rakamlarına göre; Suriye’de şu anda en az 90 ülkeden gelmiş 20 civarında Sünni direnişçi var ve bunların 3.400 kadarı ABD ve Batı Avrupa ülkelerinden gelenler (38). Hem IŞİD hem de El Nusra ile savaşma ihtiyacı nedeni ile ABD yönetimi; Suriye hükümeti ve ordusunun dağılmasını istemiyor (39). Rusya’nın bu ikisine de saldıracak olması Obama’nın işine geliyor ama Esat’a yardım eden Rusya, IŞİD’i vurmuyor çünkü şimdilik onlara da ihtiyaç var. Üstelik Ruslar ABD’nin kurduğu isyancıları vuruyor. Rusya-Esat güçlerinin Sünni direnişe karşı harekâtından doğan boşlukları IŞİD’in doldurma riski var.


Sonuç ve son günlerdeki çatışmalar..



Rusya destekli hükümet güçleri kuzeyde Türkmenlere önemli zayiatlar veriyor ve sınırlarımıza yönelik yeni ve büyük bir göç dalgası bizi bekliyor. Erdoğan’a göre; “Esed rejimi ve onu destekleyen ülkeler Viyana ruhuyla uyuşmayan yeni saldırılara” giriştiler. Esat ve Rusların birlikte yapmaya çalıştığı, 1 Ocak 2016’da ilan edilmesi beklenen ateşkes öncesi toprak ve durum üstünlüğü kazanmaya çalışmaktır. Esat, Halep’te sıkışan kuvvetlerini rahatlamak için kuzeyden bir koridor açmaya çalışıyor. Türkiye ise ortada İslamcı savaşçı kalmadığı için şimdi Türkmenlere sarıldı. Ankara’nın bugüne BM’den başka sarılacak dalı yok ve El Kaide uzantısı içine El Nusra cephesine loca edilmiş Türkmen Tugayları üzerinden milliyetçilik ile kirli işlerini örtmeye çalışıyor. Düşürülen Rus açığı ise Türkiye-Rusya ilişkilerinde geri dönüşü olmayan bir tırmanmanın habercisi olabilir. Türkiye, NATO’yu devreye sokarak, olası bir Rus tepkisini frenlemeye çalışırken; Rusya, bir şekilde rövanşı almak isteyecektir. Rusya hakkında aklımızda tutmamız gereken gerçek, ABD sevdiği dolambaçlı yolları tercih etmemesi, Gürcistan ve Ukrayna’da olduğu gibi doğrudan pençesini vurmasıdır. Provokasyona çok açık bir bölgede, askeri tırmanma geri dönülmesi zor bir aşamaya geçebilir. İki tarafa da düşen bu krizi daha fazla büyütmeden, uzun vadeli çıkarları çerçevesinde gerilimi düşürmeleridir. İki ülke arasında Suriye konusunda Müşterek Askeri İstişare Komitesi olmasına rağmen, Türkiye başından beri Rusya krizi ile iyi yönetemedi, hâlbuki başlangıçta Ruslar tansiyonu düşürmek için beklediler. Türkiye ve Rusya’nın enerji, ekonomi, turizm ve komşuluk ilişkileri yanında terörle mücadele konusunda çok önemli ortak çıkarları var. Esat’a karşı olan herkesi kullanma hevesindeki Türkiye, artık aklını başına toplamalıdır. Umarız, 15 Aralık’ta Kazan’da yapılacak Erdoğan ile Putin’in buluşmasına kadar yaşanan gerginlik kontrol altına alınır.



 


Ortadoğu’ya dönecek olursak, iki önemli soru, cevap bekliyor; mevcut sınırlar ne olacak, mezhep savaşı nasıl bitecek? ABD’nin aklında tartışmaya önce konfederal bir çözüm önerisi ile başlamak var (40). Bu öneri, Türklerden çok, Suriye’deki Kürtleri memnun etmek, arka planda ise istikrarsız yeni bir Irak yaratmak amacı taşıyor. Irak’ın kuzeyinde olduğu gibi federe bir Kürt devlet yapısı hedefliyor. Rusya’nın aklındaki çözüm; Suriye’de toprak bütünlüğü içinde Esat’ı rejimin başında bırakmak ya da bu olmazsa en kötü yeni rejimde en büyük parçayı onun kontrol etmesini sağlamak (41). Ruslar, Bosna tipi bir federal çözüm düşünüyor. ABD’nin Afganistan ve Irak’tan aldığı dersler neticesi artık büyük güçlerle savaşmaktan ve ülke inşasından kaçınmaktadır. Amerika’nın müdahaleleri Afganistan, Irak ve Suriye’de görüldüğü gibi her yerde sonsuz savaş ile devam ediyor (42). Asıl sorun IŞİD’in yerini hangi gücün alacağına, boşluğu kimin dolduracağına henüz karar verilememesidir. Suriye’de bir çözümün olmazsa olmazı ve önceliği IŞİD’in ne olacağının ortaya çıkmasıdır. Bu olmadan Suriye ile ilgili tüm planlar havada kalacaktır. Bu başka bir çelişki ile geliyor; her ülkenin kendi planı var ama hiçbirinin önceliği IŞİD değil. IŞİD ile savaşın sahadaki vekil militan gruplara bırakılmış olması, çözümsüzlüğün asıl ve kasıtlı nedeni olarak önümüzde durmaktadır. Çözüm, IŞİD ve Kürtlerin geldikleri yerlere dönmesi, Suriye ve Irak’ın toprak bütünlüğünün güçlü devlet yapıları ile korunmasındadır. Ortaya çıkan bu kargaşada beklenen laik, demokrat, istikrarlı ve hoşgörülü bir Ortadoğu değil, İslam dünyasının bir bütün olarak çöküşüdür. Paris Saldırıları ile birlikte yeni ayarlamalar için meşruiyet sağlanıyor ve düğmeye yeniden basılıyor. IŞİD ile mücadele etmek için dünyanın büyük güçlerinin işbirliği adı altında Ortadoğu’da azınlık haklarına dayalı yeni bölünmeler için uygun çözümleri BM çatısı altında tartışma dönemi başlıyor. Ortadoğu dönüşürken, Türkiye’de mezhepçi değil milli düşünen bir hükümete ve bir an önce bölgede mevzi kapmaya ihtiyaç var.


Doc. Dr. Sait Yılmaz
@DocDrSaitYilmaz
ulusalkanal.com.tr


Kaynakça

(1) CBC News – World: U.S. Admits Funding Syrian Opposition, (April 18, 2011).

(2) Michel Chossudovsky: The Protest Movement in Egypt: "Dictators" do not Dictate, They Obey Orders, Global Research, (January 29, 2011).

(3) DEBKAfile: NATO to Give Rebels Anti-tank Weapons, (August 14, 2011).

(4) Aaron Stein: Turkey's Evolving Syria Strategy, Why Ankara Backs Al-Nusra but Shuns ISIS, Royal United Services Institute, (February 9, 2015).

(5) Stephen Pollard: The Civil War in Iraq is Terrible Danger tu Us, Express.co.uk, (June 13, 2014). London Daily Express: The Islamic State Terrorists Had Money and Arms Supplied by Qatar and Saudi Arabia, (June 21, 2014).

(6) Peter Oborne: A Powerful and Merciless Force Has Emerged on the World Stage, The Telegraph, (June 12, 2014) Diğer gazeteler; Daily Beast’s “America’s Allies Are Funding ISIS,” the London Telegraph’s “How Isil is funded, trained and operating in Iraq and Syria,” and the Daily Mail’s “Cameron tells European leaders to ‘be good to their word’

(7) Zalmay Khalilzad: The War Against Islamic Terror after Paris, CFR, (November 15, 2015).

(8) Jonathan Schanzer, Patrick Megahan: The Perils of Joining Turkey in the Fight against ISIS, Foundation for Defense of Democracies, (August 11, 2015).

(9) George Petrolekas: War in Syria: What America Can Learn from Bosnia, Canadian Global Affairs Institute, (October 16, 2015).

(10) James Rosen: Syrian rebels: Turkey tipped al Qaida group to U.S.-trained fighters, (August 24, 2015). http://www.mcclatchydc.com/news/nation-world/world/middle-east/article32206167.html

(11) Erica D. Borghard: Making Sense of a Syrian Proxy War Gone Amok, National Interest, (October 25, 2015).

(12) Claude Rakisits: The ISIS Campaign: The War No One in Washington Wants to Talk About, ASPI, (September 9, 2015).

(13) Barak Barfi: America's Dangerous Gamble with Rebels in Syria, New America Foundation, (October 8, 2015).

(14) Joe Allen Gay: Restoring America’s Foreign-Policy Debate, National Interest,(September 11, 2015).

(15) Daniel Byman: Containing Syria's Chaos, Brookings Institution, (October 20, 2015).

(16) Michael J. Totten: The Trouble With Turkey: Erdoğan, ISIS, and The Kurds, World Affairs Journal, (15 October, 2015).

(17) Alexander Decina: Meet Syria's Fake Moderates, CFR, (July 30, 2015).

(18) Eric Adelman: America’s Dangerous Bargain With Turkey, New York Times, (August 27, 2015).

(19) Soner Cagaptay: United States: How Turkey Fell Out of Favor, The Washington Institute for Near East Policy, (October 6, 2015).

(20) Robert G. Rabil: This Is What Russia Really fears in Syria, Florida Atlantic University, (October 7, 2015).

(21) Thomas Buonomo: Why Assad Must Go: Here's How to Do It, Stratas, (October 29, 2015).

(22) Natasha Bertrand: This Border Post Shows How Turkey's ISIS Problem Keeps Getting Worse, Business Insider, (May 22, 2015).

(23) David L. Phillips: Turkey’s Refugee Problem, Columbia University's Institute for the Study of Human Rights, (October 26, 2015).

(24) Fehim Taştekin: How Turkey is Leveraging the Kurds, Al Monitor, (October 19, 2015).

(25) Fehim Taştekin: Suriye Kâbusu; Bu Kez Ruslar Eliyle, Al Monitor, (Ekim 6, 2015).

(26) Thomas E. Graham: Russia's Syria Surprise (And What America Should Do about It), kremlin.ru, (September 15, 2015).

(27) Milliyet: Suriye’de Bayırbucak Türkmenleri Ateş Altında, (20 Kasım 2015).

(28) Ariel Cohen: War in Syria: Time for America to Get Tough on Russia, Atlantic Council, (October 15, 2015).

(29) Jochua Kucera: Repeated Airspace Violations Raise Tensions Between Russia And Turkey, EuroaAsia.net, (October 24, 2015).

(30) Olga Malek: Is Turkey A New “Tool” For The Dual Over Syria, Gulf News, (October 24, 2015).

(31) Marc Champion: Why Russian Jets Are Buzzing Turkey, Bloomberg, (Oct 8, 2015).

(32) Marie-Alice Mclean Dreyfus: How Long Can China Stay on the Sidelines in the War on ISIS? Lowy Interpreter, (September 23, 2015).

(33) Nikolas K. Gvosdes: Putin Goes on the Offensive (And It's Not in Syria), CQ Press, (October 23, 2015).

(34) Teresa Welsh: Kurds Urge Obama, Putin To Put Egos Aside To Defeat ISIS, USnews, (Sept. 30, 2015).

(35) Ted Galen Carpenter: Don't Be Too Hopeful: Iraqi Kurdistan is No Better than Its Neighbors, Cato Institute, (November 14, 2015).

(36) David Kilcullen: We’re Losing the War Against ISIS in Iraq, ASPI, (September 15, 2015).

(37) Sara Macintre: Turkey's informal ISIS support, Toronto Sun, (Nov 19, 2015).

(38) Daniel Byman: Containing Syria's Chaos, Brookings Institution, (October 20, 2015).

(39) Dimitri K. Simes, Paul J. Saunders: Obama’s Dangerous “No War, No Peace” Strategy in Syria, National Interest, (October 15, 2015).

(40) Michael O’Hanlon, Omer Taşpınar: A Solution For Syria and the Kurds That Turkey and the U.S. Can Agree On, Brooking Institution, (November 2, 2015).

(41) Nikolas K. Gvosdev: Exposed: NATO’s Dangerous Vulnerability to Russia, CQ Press, (October 9, 2015).

(42) Paul R. Pillar: Afghanistan, Iraq, and Endless War, National Interest, (October 18, 2015).



Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Fehmi Göçmen - 1 yıl önce
Bu güzel ve araştırmaya dayalı akılcı analiz paylaşımı için emeği geçenlere Teşekkürlerimle..........
Avatar
Erdem Yürekli - 1 yıl önce
Aydınlatıcı bir yazı.
Avatar
Sabahattin yıkar - 1 yıl önce
Saitciğim güzel abicim çok iyi bır şekilde anlatmışsınız.Çok Teşekkürler. Ellerine sağlık Makalen bilgi ve belgeler ile bilgi birikimini de sahip olduğunu gösteriyor. Seni kutluyoruz.Esen kal.Sevgi ve selamlar
Avatar
Gönül Pınar Atacı - 1 yıl önce
Üstin,derin ve özgün bir siyasi,askeri ve diplomatik bilgi ve deneyim birikimini kanıtlayan bu son derece güncel,somut ve bilimsel makalesi için sayın doçent Yılmaz'a yürekten tebrikler,teşekkürler,saygılar ve en iyi dilekler.
Avatar
cüneyt - 1 yıl önce
Güzel bir çalışma emeğinize sağlık
Avatar
çok iyi - 1 yıl önce
ancak doçent birisi yazabilir herhalde böyle bir yazıyı. çok toparlayıcı bir özet. ders kitabı gibi, bir defa daha okumaya karar verdim.