Sadece hayvanlar gülmez


Levent Kırca

Levent Kırca

29 Haziran 2014, 09:33

Mizah, bir sanattır. Dikkatlice kullanmak gerekir. ''Gezi Parkı Haziran Olayları”nda, gençlerin elindeki tek silah mizahtı. Ve bunu çok iyi kullandılar. Mizahı, hiç küçümsememek gerekir. İnanılmaz bir şekilde görevini yapar, taşı gediğine atar. Mizahla atılan taş, aslında yaralamaz, öldürür. Mizahı izah etmek zordur. Çeşitli türleri vardır. En geçerlisi, en doğrusu “kara mizah” dediğimiz, yani durum komedisi, bir başka deyişle “Görevci gülmecedir.” Mizah, Haziran olaylarında görevini yapmıştır. Baş yarmıştır ama kansız ve diktatörleri komik duruma düşürmüştür.Mizahın yasaklanmasının sebebi de görevini yapıyor olmasıdır. Zaten mizahın tarifi; “Zayıfın, güçlüye karşı silahıdır.”

Mizah x-ray cihazından geçerken ötmez, üzerinizdedir ama, kimse bilemez nerenizde olduğunu. Bütün ölçüm aletlerini atlatan bir silahtır. Şarkı olur, şiir olur, duvar yazısı, fıkra olur, illa ki görevini yerine getirir. Fısıltı olur anahtar deliğinden, su olur kapı altından, taş olur hapishane duvarından geçer ve gidip vuracağı başı bulur. Yasaklarlar. Yasaklanmaz, tutuklarlar. Tutuklanmaz inadına gelişir. Baskıda gelişir. Ezildikçe büyür. Unutmamak lazım ki; biz, “Nasreddin Hoca”nın torunlarıyız. “Türk Mizahı” diye bir mizah vardır ve dünyada tektir.

Mizahın içindeki taşlamayı kaldırırsanız, geriye komiklik kalır. Bugün ülkemizde komiklik yapılmaktadır. Ucuz güldürüdür. Vakit kaybettirir. Hatta, efsunlayıp uyutur. Görev yapmayan güldürü, mizah değildir. Laubaliliktir, sululuktur.

Hayvanlar alemi

Ülkemizde, insan dışında iki canlı türü daha vardır. Bitkiler ve hayvanlar. Bitkiler, Türk yöneticileri için kesilmek biçilmek ve talan edilmek için vardır. Önemsenmez. Ağacın hiçbir önemi yoktur. Ağaç odundur, kerestedir. Yeşil sadece boyadır, muhteremler için.

Hayvanlara gelince, insanları aşağılama vasıtası olarak kullanılır. Hiçbir günahı olmayan hayvanlar, aşağılanır durur ülkemizde.

En son başbakanımız yüce haşmetmeap, ülkenin bir muhalefet partisinin liderini köpeğe benzetmiştir. “Senin konuşurken salyaların akıyor” demesi bir anda karşıdakini köpek yapıyor. Hatta kuduz bir köpek. Kuduz köpek, hiçbir sebep olmaksızın saldırır. Doğrudan doğruya bir insanı aşağılamak için “köpek” dersiniz. Ülkemizde bu uğurda çok cinayetler işlenmiştir. “Bana köpek dedi hakim bey!” Fino, kuçu kuçu… Kuyruk sallamak da, aynı hakarettir. Hatta kestirmeden “it” dersiniz. Benzetme “İtin teki!” çoğullaştırabilirsiniz de. “İt oğlu it”… Oysa “it” insana sadıktır, arkadaştır, bekçidir, taşır, korur. Gerekirse canını verir. Ama, biz bir canlıyı başka bir canlıyla aşağılarız. Diğer bir önemli hayvan “eşek”tir. Bizi sırtında taşır, yükümüzü çeker, güzel, sakin bir hayvandır. Yararlıdır, zararsızdır. Zaman zaman eti de sucuk yapılıp yenir. Ama birine “Eşek herif !” dediniz mi, yer yerinden oynar. “Çok eşeksin. Eşek herifin damadı ve eşek oğlu eşek…”

Eşeklerin, Anadolu kırsalındaki insanlara hizmeti saymakla bitmez. Bütün eşeklerden, insanlık adına özür diliyorum. Eşek yaşamı boyunca ne yapmıştır ki, bu aşağılanma vesilesi olma ünvanını kazanmıştır. Eşeklere olan kusurumuzu affettirebilmek için, bundan böyle onların baş harflerini büyük yazmayı öneriyorum ve “Eşek”lere bir nedenle kızdığımızda, onlara “İnsan oğlu insan” diye hakaret etmeyi öneriyorum.

Sıradaki hayvanımız “Ayı”. “Vay ayı vay!” “Armudun iyisini, ayılar yer…”

Ayı, kendi yaşamını sürdürebilmenin dışında ne yapmıştır insana? Kaldı ki, gücüne rağmen insanoğlu ayının burnuna halka takmış, onu tef çalıp oynatmış, ayının sırtından para kazanmıştır. Ayıyı altına ateş yakılmış bir sacın üstüne çıkarırlar. Ayı yanan ayağını havaya kaldırır. Yandıkça ayak değiştirir. Bu olay esnasındaysa insanlar tarafından tef çalınır. Ayı, her tef çalındığında ayaklarını kaldırır, indirir. Biz de onu oynuyor sanırız. Armudun iyisini yemez ayı. Bulduğu armudu yer. Armudun iyisini insan yer ve de pahalıya satar. Örneğin Ankara’nın armudu meşhurdur. Neden Ankara? Bir düşünmek lazım.

Ayılar, biz insanları bağışlasınlar.

Domuz, inek hep aşağılamak için kullanılmıştır. Örneğin ineğin, insan oğluna faydaları saymakla bitmez. Kendi halinde çok yararlı, zararsız bir hayvandır. Bir insanı aptallaştırmak, geri zekalı yerine koymak için “inek” demek ne kadar doğru? Mesela “koyunlar...” Sürüler halinde oldukları için bir keçinin arkasından gidin. Keçi ne yaparsa onu yaptıkları için, keçi uçurumdan atladığında bütün koyunların da ölüme gittiği bilinen bir gerçek. Türk halkını top yekün aşağılamak için “Koyun sürüsüyüz abicim” demek, hem koyuna, hem insana hakarettir.

İnsanoğlu baskıcıdır. Ses çıkaramayana yüklenmeye bayılır. Bu nedenle her hayvan türünden yararlanmıştır. Örneğin minnacık bir canlı “kuş”u bile feda etmiştir. Ereksiyon olamayan erkek organlarına ''kuş” derler. “Kuş” u artık ötmüyor derler. Kafası çok çalışmayanlara “kuş beyinli” derler. Bir uzvu “kuşa” benzetmek, hatta faaliyeti durmuş bir organa “kuş” ötmüyor demek, ancak insanların becerip yapabileceği terbiyesizliktir.

Bazı hayvanlar anlattıklarımın dışında tutulmuşlardır. Örneğin; arslan, kaplan, koç, at ve kedi… Bir insana “Arslanım benim! ” dediğinizde göğsü kabarır, çalımından geçilmez. Hatta kendisine “Arslan” ismi koyar. Ya da çocuğuna, ya da tüm bir aile ''Arslan, Arslanoğlu” soyadını seçer. “Eşek, Eşek oğlu Eşek” isimlerini almamıştır insanlar. Oysa, eşeğin insanlara hizmeti çok fazladır. Bir eşeğin bir insana zarar verdiği görülmemiştir. Ama arslan, kaplan, insanı parçalar ve yer.

Bir arslanın sırtına binebilir misiniz? Ama, eşeğin sırtından inmedik asırlardır. Gücünü belirtmek için, “Koç gibi maşallah!” deriz. Netice de, o da koyun gibidir. Koyunu yermek, koçu övmek için kullanırız. Bir insana “Eşek” dediğin için mahkemeye verir seni. “Koç'' dediğin zaman teşekkür eder. Ya da genelleme yapar. Ağzımızı doldura doldura “Hayvan! Çok hayvansın…” deriz. Üstelik bunun da, nispeten hafif edilebilecek bir küfür, bir hakaret olduğunu düşünürüz. Hayvanlar açısından bakıldığında, konu bütün hayvanları ilgilendirmektedir. Ve, tek tek haklarını arayıp mahkemeye verebilirler sizi.

Sonuç

“Hayvan” hep insana hizmet etmiştir. Ne olduğunu biliyoruz. Hayvanlar birbirlerine hakaret etmek için, insan yaratığını tenezzül edip kullanmazlar. “Hayvan” mal, mülk peşinde koşmaz. Miras bırakmaz. Miras beklemez. Satıp, savıp yemez, çalmaz, rüşvet vermez, kasası, ayakkabı kutusu yoktur. “Hayvan” yönetici olmaz, patron olmaz. Meclise girmeyi , bırakın önünden bile geçmez. Savaş çıkarmaz, savaşmaz. Kimseyi hapse koymaz, polisi yoktur, işkence yapmaz. Kimseyi sömürmez. Örnek alınası bir canlıdır.
Gelmiş geçmiş bütün hayvanları kucaklıyor, gözlerinden öpüyorum.

Allah'tan, akılları basmıyor. Yoksa haklarını bir aramaya kalksalardı, ortalıkta bir tek insan kalmazdı.

Levent Kırca
ulusalkanal.com.tr


Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.