banner863

Sanal gerçekliğin sonuna yaklaşırken


Bülent Esinoğlu

Bülent Esinoğlu

20 Kasım 2016, 12:18

İnternet ve sözlüklerde en çok aranan sözcüğün, Post-Truth olduğunu tespit etmişler. Türkçeye sanal gerçeklik, gerçek ötesi, gerçekten sonra diye çevirebileceğimiz bir kavram.

Anadolu tabiri ile söylersek, yalan dünya diyebiliriz.

Medya ve iletişim aracılığı ile öyle bir hava yaratacaksın ki, gerçekler görünmeyecek, onun yerine konulmuş sanal dünyayı yaşayacaksın.

Daha kestirmeden söylersek, gerçek dışı öyle bir yoğun propaganda ortamı yaratılmış olacak ki, gerçek ile gerçek olmayan birbirine karışacak. Ve sen gerçek olmayanı bir süreliğine gerçekmiş gibi alacaksın.

Algı yönetimini de buna ilave edebilirsiniz.

Gerçeği çarpıtıp, gerçek olmayanla oyalamak, ya da egemen sınıfların istediği yönde düşünmemiz sağlanacak.

Senin çıkarına olmayanı senin çıkarınaymış gibi seni inandırmaktır, post-truth.

Emperyalizm gelmiş senin ülkene yerleşmiş, kendi çıkarlarını sürdürmek için her türlü yalanı söyleyecek sen de inanacaksın.  170 bin yabancı şirket, her halde jimnastik yapmak için Türkiye’de faaliyet göstermiyor.

Sanal gerçekliği yutturmanın en sihirli sözcüğü, aslında demokrasidir. Eşitliktir.

Ne hikmetse, demokrasi ve eşitliği, en çok demokrasi ve eşitliği ortadan kaldıranlar savunur. İşte bunu yapabilmek için post-truth süreçlerin yaşanması gerekir.

Amerikan emperyalizminin etkisi kırıldıkça, sanal gerçeklik süreçleri de azalacaktır.

Bir büyük sanal gerçeklik sürecini hatırlatayım. Amerika’nın zorlamasıyla,  Avrupa Birliğine tam üye olacaktık.

Avrupa Birliği, bize o kadar iyi bir şey olarak anlatıldı ki, AB girersek, paçalarımızdan yağlar, ballar akacaktı. Peki, bu sanal gerçekliği yaratanlar kimdi? Kim olacak üyelikten çıkarı olan büyük sermaye çevreleriydi.

Onlar kendi çıkarlarını halkın da çıkarınaymış gibi bize anlattılar. Yalan dünya hikâyesi…

Sanal gerçeklik veya post-truth halkın kendisinin ortaya koyduğu bir iş değildir. Egemen elitlerin, sınıf çıkarlarını sürdürmek üzere yürüttükleri yoğun propaganda süreçleridir.

Bu yoğun propaganda süreçlerine egemen sınıflardan otlanan sözüm ona aydınlar da destek çıkar. Gerçek olmayanı gerçekmiş gibi yutturmaya çalışan o aydınlar şimdi neredeler?

Sanal gerçeklik veya post-truth psikolojik harbin çok uluslu şirketler tarafından sürdürülmesi sistematiğidir.

İşin esası, halklar için rasyonel olmayan ve fakat büyük sermaye çevreleri için rasyonel olanın, halka da rasyonel gibi sunulmasıdır, sanal gerçeklik.

Özelleştirme yağması için ne demişlerdi? Sermayeyi tabana yayacağız, verimliği artıracağız, ürünleri ucuzlatacağız.

İşte size bir sanal gerçeklik daha özelleştirmeler.

Sermeyenin bırakınız tabana yayılmasını, özelleştirmelerden önce üç olan dolar milyarderimiz,  50 adet oldu. Sermeye daha dar çevrede toplandı.

Verimliği artıracağız demişlerdi. Yani teknoloji üreteceğiz demişlerdi. Bırakın teknoloji üretmeyi sanayimiz tamamen dışa bağımlı oldu.

Ürünlerin ucuz olup olmamasına dolar(döviz) karar veriyor. Her şey ucuzlamıyor zamlanıyor.

Çare; planlı karma ekonomidir. Denenmiş, sınanmış, görece de olsa adaleti sağlamış planlı ekonomidir.

Batı bizde uygulamak istediği programları, sanki bilimselmiş gibi olan kavramlar aracılığı ile propaganda eder.

Bülent Esinoğlu
[email protected]

ulusalkanal.com.tr
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Adil Aydın - 2 hafta önce
" Planlı Karma Ekonomi "yi tasarlayıp yönetecek kuruma, tefeci ve hırsız asalaklar ulaşırsa : Demokratik (!) ortamda yalan dünya devam eder.