Satmadan üretiyorsan; batıyorsun demektir


Çetin Ünsalan

Çetin Ünsalan

09 Ekim 2015, 09:08

Sanayi üretimi aylık yüzde 2,9, yıllık bazda Ağustos 2015 itibariyle yüzde 7,2 arttı. Esasen işletmeler var olduğuna göre imalatın devam etmesinden daha doğal bir durum yok. Fakat ticaretin yapısını sorgulamıyorsanız; adım adım batışa koşuyorsunuz demektir.

Geçtiğimiz günlerde bir sanayici ile sohbet ediyoruz; kendisine işlerin nasıl olduğunu sordum: Dediği şuydu: “Mal almak isteyen var, ama ya ödeme yapan yok ya da iki seneye yaklaşan vadeler konuşuluyor.”

Alacak sigorta şirketi Coface’ın Türkiye adına karşılanabilir risk vadesini 180 gün, yani 3 ay belirlediği bir ortamda, iki yıl vadeyle mal satıyorsanız, farkında olmadan batıyorsunuz ya da gizli iflas içinde yaşıyorsunuz demektir. Çünkü zamanı geldiğinde o parayı tahsil edip edemeyeceğiniz belli değil.

Peki gerçekleşmeler ne yönde? Geçtiğimiz günlerde açıklanan karşılıksız çek oranında değer yana maddi bakımından yüzde 49 artış önümüzde duruyor. Son açıklanan veri de senetlerde…

Türkiye Bankalar Birliği yılın sekiz ayında protestolu senet miktarının 6,1 milyar TL’ye ulaştığını açıkladı. Garip olan ise, karşılıksız evrak sayısında yüzde 2’lik bir düşüş varken, üzerinde yazılı değer konusunda yüzde 17’lik artışın söz konusu olmalı. Yani daha az ödeme aracı kullanılıp, daha yüksek rakamlara imza atılıyor.

Bu işin gizli iflas boyutu… Peki, bu durumu daha dramatik hale getiren nedir? Satamayacağınız veya satmadığınız malı üretmek. Konuya vakıf olanlar bilir. Bir fabrikanın ya da imalathanenin sabit giderleri vardır.

Yani çarkların durması dahi tek başına maliyettir. Bilhassa enflasyonist dönemden kalan alışkanlıkla, üretici sipariş alamasa da üretmeye devam eder. Zira böylesi bir ortamda ürettiği, artan giderler nedeniyle yeni fiyat uygulamasıyla zararını azaltır.

Öte yandan gerçekten üretici her imal ettiğini satabiliyor mu? İhracat pazarlarındaki gözle görülür düşüş ve iç piyasadaki daralmayı dikkate alırsanız, bunun yanıtı evet de olsa ‘yetersiz’dir. Zira bir ülkede üretici dış pazarlarda para kazanamıyor; hatta satışta cephe kaybediyor; içte de tüketicinin batık borç seviyesi artıyorsa ürettiği, rafında kalır ya da şüpheli alacak haline dönüşür.

Buna rağmen sanayi üretimi nasıl yıllık yüzde 7,2 artış gösteriyor? Ama daha önemlisi aylık yüzde 2,9’luk artış. Bunun ağustos rakamı olduğunu ve eylül ayı beklenti anketlerinin neredeyse tamamının çakıldığını göz ardı etmemek, önümüzdeki dönem verisinin de bu doğrultuda geleceğini düşünmek gerekir.

Ama yine de diyelim ki doğru, peki bu nasıl yorumlanabilir? Bunun birkaç nedeni var. Mukayese edilen 2014 senesinde oranın, normalin çok altında olması bir sebep olabilir. Yüzdesel bazda artış buradan ortaya çıkar.

İkincisi uzun vadelerle, tahsilâtı şüpheli mal üretir ki, sorunu iki yıl sonraya büyüterek ötelediği anlamına gelir. Üçüncüsü istatistiksel oynamalarla rakam külliyen yalandır. Bu durumda zaten konuşacak bir şey kalmıyor.

Dördünce başlıkta da beklentileri ele alabiliriz. Dedik ya bu ağustos ayı verisi. Üçüncü çeyrek bilançoların düzgün çıkması için yapılmış bir makyajın etkisi de olabilir; piyasaların açılacağının düşüncesiyle eylül ayına yönelik rafa mal üretilmiş olmasının da… Ama dedik ya, eylül ayında beklentiler çöktü. O zaman son başlığı konuşmak gerekiyor.

Beşinci bir şık var ki, ona dikkat etmek gerekiyor. Üretici ya satamayacağı malı üretiyor ve ‘inceldiği yerden kopsun’ diyerek tavır takınıyor ya da enflasyon söylenenin çok üzerinde, tekrar enflasyonist ortamdaki gerçekleriyle hareket ediyor. Yani rafa mal imal ediyor.

Her şeye rağmen bu gidişat çok tehlikeli… Hangi seçenek gündemde olursa olsun, kısa vadeli borçlarıyla ilgili açmaz yaşayan, uzun vadeli alacaklarını da akıl almaz vadelerle riske eden bir yapı büyük bir gizli iflas haline düşmüş demektir.

Eğer bu gidişe neşter vurulmazsa, bugün iflas mahkemesine başvuran firma sayısı, çok yakında patlama noktasına gelir. Bunun da tek bir anlamı var: Kaybedilen işletmeler ve daha da kontrolden çıkan bir işsizlik sorunu. Üretici günü kurtarmanın derdinde ama meslek odaları ve örgütleri artık tepelerden korkmayı bırakıp; üyelerine gerçeği söylemek zorunda…

Satmadan üretiyorsan, batıyorsun demektir.

Çetin Ünsalan
[email protected]

ulusalkanal.com.tr

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.