Savaşlar kenardan kazanılmaz


Mehmet Ali Güller

Mehmet Ali Güller

08 Temmuz 2014, 13:48

Erdoğan'a ve ona Çankaya yolu açsın diye ortaya sürülmüş Ekmeleddin İhsanoğlu'na karşı Cumhuriyet'in adayı için çok uğraşmış ama CHP milletvekillerinin kişisel kaygılarını aşamamıştık. Peki, bundan sonra ne yapacaktık?

Bu soruyu 5 Temmuz günü Ufuk Ötesi'nde sorduk ve kişisel görüşümüzü de anlattık: Kenarda kalmayacaktık, ağlayıp dövünmeyecektik, "Ne Erdoğan, ne Demirtaş" diyerek 2015'e hazırlanacaktık. 10 Ağustos'ta Erdoğan'ın seçilmesini engelleyecektik, 24 Ağustos'ta seçilememesi için uğraşacaktık.

Bu görüşümüz yoğun tartışıldı; olumlu bulan da oldu, karşı çıkan da...

Karşı çıkanların "10 Ağustos'ta ne yapılmalı" sorusuna verdiği yanıt, boykot!

BOYKOT TUTAR MI?

Görüşümüzü soran Odatv'ye de açıkladık: Boykot fikri etrafında çok ciddi bir kümelenme olursa, kuşkusuz boykotu destekleriz. Neticede görüşlerimizin esiri değiliz.

Ancak boykot çağrısının tutmayacağını düşünüyoruz. Zira Türkiye'de iyi kötü bir sandık kültürü var ve Sol'un en güçlü olduğu zamanlarda bile yapılan boykot çağrılarına Türk milleti destek vermemişti.

Kuşkusuz her şey değişir; bu konudaki görüşlerin de değişip değişmediğini öncülerin açıklamalarından, kitle örgütlerinin tutumlarından, Erdoğan karşıtı kesimlerin hangi yolu izleyeceklerini ilan etmelerinden anlayacağız...

Ve en sonunda, şahsi fikirlerimizle değil, örgütlü toplumun fikirleriyle birleşeceğiz.

KENARINDA DURULAMAYACAK MEVZİİ

Şu aşamada hâlâ "Ne Erdoğan, Ne Demirtaş" diyorum. Bunun pratikte bunca zamandır karşı çıktığım Ekmeleddin İhsanoğlu'na dolaylı destek anlamına geldiğini de biliyorum.

Ancak Türkiye'nin yararı için siyaset yapan bir devrimci olarak kirlenmekten korkmuyorum; amacım "doğrucu Davut" olmak değil!

Reel durum şudur: 3 Temmuz barajı bir mevziiydi; orada çarpıştık, Cumhuriyetçi aday çıkarmaya çalıştık. Olmadı.

Şimdi 10 Ağustos barajında yeni bir mevzii var ve orada çarpışılıyor. Kuşkusuz "ben o mevzide çarpışmam, başka bir mevzide savaşın çıkmasını beklerim" diyerek, kirlenmeden kenarda oturabiliriz ama bunun Türkiye'ye bir yararı olmaz. O mevziide de savaşacağız, zira bu mevzii kenarda durulabilecek bir mevzii değildir.

Belki yenileceğiz ama zaten kesin zaferler, bazı mevziilerde kaybetmekle kazanılıyor. Tüm mevziiler, çoğunlukla kesin bir çizgi şeklinde ele geçirilemiyor.

ERDOĞAN'I MEŞRU OLMAYAN BİR YÜZDEDE TUTMAK

Tamam, "Ekmeleddin İhsanoğlu, Erdoğan'a Çankaya yolu açma adayıdır" demiştik ama son tahlilde, artık bir yarışta adaydır ve bizim görüşlerimizin dışında, ikili nesnel olarak bir seçimde karşı karşıyadırlar. İki "aynı" da olsalar, son tahlilde 10 Ağustos'ta karşı karşıyalar!

Yani artık burası yeni bir mevziidir ve orada yeni bir çarpışma planı yapmak lazımdır. O plan da şu olmalıdır: Öncelikle Erdoğan'ın seçilmesini engellemek, olmuyorsa oyunu meşruluğunun tartışılacağı bir oranda tutabilmek.

Pratikte şunu demek istiyoruz: Erdoğan yüzde 51-55 arasında bir oyla seçilirse, meşruluğu tartışmalı bir cumhurbaşkanı olacaktır. Bu durum, daha sonraki mevziilerde yapmak zorunda kalacağımız çarpışmalarda Cumhuriyetçi kesime yarayacaktır.

2015'E YIĞINAK

Öte yandan, 10 Ağustos'ta kenarda kalmanın bir diğer sakıncası da şudur: Biz Ekmeleddin İhsanoğlu'na niye karşı çıkıyorduk? Erdoğan'a Çankaya yolu açacak bir aday olduğu için!

Yani Ekmeleddin İhsanoğlu'na karşı çıkarken bile konumumuz Erdoğan karşıtlığımızla ilgiliydi.

Peki, kenarda durarak, Erdoğan'a muhalefet etme bayrağını neden iyi sallayamayacak olan Kılıçdaroğlu'na bırakalım?

Diğer yandan kenarda durmanın bir sakıncası da şu olacaktır: Düşük katılım Erdoğan'ı değil 2. turda, daha 1. turda cumhurbaşkanı yapacaktır. Ve Erdoğan'a gerçekte Çankaya yolunu açanlar, kendi kirli oyunlarının sonuçlarını, getirip biz kenarda duranlara fatura etmeye kalkacaklar!

Bölen aday çıkarıp "oyları bölmeyin" sahte ağıtları yakanlar, Erdoğan'ı seçtirdikten sonra "sizin yüzünüzden seçildi" deme yalancılığına sarılmaktan da utanmayacaklardır.

Son tahlilde Cumhuriyetçi, vatansever kuvvetlerin böylesi kavgalarda enerji yitirmemesi gerekmektedir. Zira çarpışacağımız bu iki mevziiden sonra, asıl 2015'e yığınak yapmamız gerekmektedir!
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
ali demir - 2 yıl önce
dolaylı destek nasıl oluyor bir açıklasana boş oy vermek belki dolaylı destek olabilir bugün devrimci tavır sandığı boykot etmektir
Avatar
Selahattin Yılmaz - 2 yıl önce
güller boykot çağrılarının solun en güçlü olduğu dönemlerde bile tutmadığını söylüyor. meseke sağ-sol meselesi değil ki! türkiye bugün tarihinin en keskin çelişmelerini ve cepheleşmelerini yaşıyor. bir tarafta cumhuriyet cephesi, diğer tarafta cumhuriyet yıkıcılarıve bölücülük cephesi.sandıkta cumhuriyetçilerin seçeneği yok. boş oy vermek bile bu seçimi meşrulaştırır. cumhuriyetçi kesimlerde bilinç erozyonuna yolaçar.doğru seçenek bu seçimleri boykot etmektir.saygılarımla
Avatar
fuat çınar - 2 yıl önce
sevgili mehmet ali,boykot savaşın kenarı değil içidir. biz hiç bir zaman 'ne tayyip ne demirtaş' demedik..'3 tayyibe de oy yok' dedik,hala da öyle diyoruz..ekmeleddin e 'dolaylı' değil 'doğrudan' destek oluyorsun..bugün böyle deyip te yarın 'boykot' edelim dediğinde sana kim inanacak..çünkü en sonunda 'herkes savunduğu teorinin eylemini yapar'..! ve 'özalcıyım,menderesciyim,akp ciyim,hilafetciyim,açılımcıyım,abd projelerinin adamıyım...' diyen biri kazansa bile bunun bizim savaşımıza ne faydası olacak..??!! biz mi kazanmış olacağız..! dikkat..!