Seçimin galipleri


Oktay Yıldırım

Oktay Yıldırım

13 Ağustos 2014, 11:14

Bu seçimin görünürde bir galibi, iki de çok kazançlısı var. Galibi Recep Tayyip Erdoğan ama AKP değil… Kazançlıları da Kılıçdaroğlu ile Bahçeli ama CHP ve MHP değil.

Onlar “çatı adayı” dedi ya… Önce çatıyı tarif etmekten başlayalım.

Çatı, ayakları tabana basan sağlam direkler üzerinde durur. Kuraldır. Havada durmaz… Taban sağlam olacak, direk sağlam olacak ve tabanla çatı arasındaki bağı oluşturacak. Böylece çatının bütün yükü tabanın üzerine biner.

Türk siyasi tarihinde havada duran çatıyı ilk kuran Bahçeli ve Kılıçdaroğlu’dur. Ve çatı tabanın üzerine yıkılmıştır.

Tabanla birlikte olmadıkları için bu yıkımdan zarar görmek bir yana en kazançlı çıkanlar da yine Bahçeli ve Kılıçdaroğlu ikilisidir.

Koltuklar Nasıl Korundu

Ekmeleddin İhsanoğlu’nun aday olarak bir işlevi Tayyip Erdoğan’ın yoluna serilen bir kırmızı halı olması ama bir diğer işlevi de Kılıçdaroğlu ve Bahçeli’nin koltuklarını korumasıdır.

Seçilemeyeceği başından belli olan ve seçim sürecinde de Atatürkçü seçmeni kendisinden nefret ettirmek için gereken her şeyi söyleyen Ekmeleddin Bey yerine, onların da kabul edeceği bir aday gösterilseydi durum farklı olurdu.

Öncelikle o aday aldığı oyları 11 Ağustos ve sonrasında muhalefet yapmak için kullanacak ve Tayyip Erdoğan’a karşı Türkiye’nin geri kalanının seçeneği olmaya devam edecekti. Böyle bir aday özellikle CHP’nin eğrilip büğrülen omurgasını da yine milli çizgiye çekmiş olacaktı. Bu durumda Bahçeli ve Kılıçdaroğlu’nun koltukları da anlamsızlaşacak ve seçmen bir değişimi dayatacaktı.

Ama 11 Ağustos ve sonrasında ortadan kaybolan bir Ekmeleddin İhsanoğlu bu tehlikeyi ortadan kaldırdı. Bu yüzden onlar için bulunmaz nimetti.

Diyelim ki, muhalefet aday gösteremedi. Durum yine bundan iyi olurdu. Ortada yarışacak bir aday olmadığı için Tayyip Erdoğan’ın galibiyeti bir bacağı eksik sandalye gibi olacaktı. İktidar olacak ama muktedir olamayacaktı. Dahası bu durum muhalefetin tabanlarını birleşmeye zorlayacak ve ortak tepkiler verilecekti…

Seçimin Suçlusu Kim

Modadır ya… Bir nahoş hadiseden hemen sonra suçlu aranmaya başlanır. Asıl amaç kendi suçunu bastırmaktır. CHP ve MHP yöneticilerinin özellikle İşçi Partisi ve diğer Atatürkçülere yönelttikleri suçlamaların nedeni budur...

Ama bu suçlamalar, Ekmeleddin Bey’i aday gösteren partilerin toplam oyunun yüzde 8,5 gibi büyük bir kısmının sandığa gitmemesini örtemez. Onlar ne istediğini ve ne istemediğini bilen bir topluluk. Sandığa gitmeyişlerinin tatille bir ilgisi yok, gitmek istemediler.

Bir de sağdan soldan çıkan, “şu 16 milyon insan sandığa gitseydi Tayyip’ten kurtulurduk” inlemeleri var. Ne kadar da sığ ve gerçeklerden kopuktur. Nasıl göremediler bir hayalin peşinde koşturulduklarını? Sorduğumuzda, “Ekmeleddin İhsanoğlu’nun oyunun yüzde 50’ye yakın olduğuna, bu işin ikinci tura kesin kalacağına” inandırılmış arkadaşlarımız, bari şimdi görsünler bu gerçeği.

Sadece onlar değil, boykotçu yaklaşımın halkın genelinde, özellikle de emekçilerde karşılık bulmadığı da yanlıştır. İşte, yetmemiştir o kitlelerin oyu. Halk her zaman doğru kararı veremeyebilir, bazen hata, yapıldıktan sonra anlaşılır. O zaman da halk, bu hatayı tamir edecek bir öncü örgüt arar. Ama o öncü örgüt, bu hataya katılmamış, “bu hatadır” diye uyarmış, haklı çıkmış ve tutarlı tavrını sürdürmüş olmakla bu rolü üstlenebilir. Halk da bunu görmek ister.

İşlerine geldiğinde, İşçi Partisi’ne “binde şu kadar oyunuz var” diyenlerin bugün uğradıkları bu hezimetin sorumlusu olarak İşçi Partisi’ni göstermeleri çok anlamlıdır. Anlıyoruz ki, İşçi Partisi’ni izleyen seçmen sayısı bu partilerin uykusunu kaçıracak kadar fazladır… Ve İşçi Partisi Türk Devrimi’nin öncü partisi olacak birikime sahiptir.

Kimse suçlu aramasın. Bu seçimin suçluları Ekmeleddin ihsanoğlu’nu aday gösterip Türk Milleti’ni, “ne yapalım, bu da Atatürkçü değil ama Tayyip bundan daha kötü” telkinleriyle ehven-i şer’e mecbur edenlerdir.

Eğer onların tabanları bunun hesabını soramazsa yarın daha büyük kayıplarla karşılaşmaya hazır olmalıdır…

Milli Cephe Kurulacak

CHP ve MHP yol ayrımındadır. Bu iki partinin tabanları, başlarındaki gayri milli yöneticileri alaşağı edecek ya da bu partiler bölünecek.Bu kaçınılmaz. Öyle tehditle bağırmayla durdurulacak gibi değildir bu kopuş. Tabanlar bu hezimetin hesabını soracak. Bu da bir milli muhalefet cephesine giden yolu açacak. Bu cephenin ortak değeri Atatürk ilkeleri olacak. Ama şimdiye kadar olduğu gibi içi boş ve gardroba sığdırılmış şekliyle değil.

O ilkeleri kitapların arasından çıkarıp meydanlara indirecek, eline pankart verip hakkını aratacak… Gerektiğinde sandalyenin üzerine çıkıp Mustafa Kemal gibi “bu iş nasıl olsa olacak” diyebilecek… Atatürk’ün bütün ilkelerini bir arada savaş alanına sürebilecek bir milli cephe…

En kısa özetiyle, Milliyetçilik ve Halkçılık birbirinden kopmadan; Devletçilik ve Devrimcilik birbirine düşman olmadan, Laiklik ve Cumhuriyetçilik birbirine yabancılaşmadan, bir program olarak uygulanacak... Lütfen geriye dönüp bu cümleyi bir kez daha okuyun, bütün kayıplarımızın nedeni bu cümlede saklı.

Türkiye ancak bu yolla sürüklenmekte olduğu bölünme uçurumundan kurtulabilir.

Ancak bunu tam olarak anlayabilir ve başarabilirsek Türk milletinin devrimci birikimi ve milliyetçi kitleleri bir araya gelip kurtuluşun rotasını çizebilir…

Milli Cephede Öncü Görev

Öncelikle şu saptamayı yapalım: Öncü parti açısından kitle çizgisi izlemek, CHP ve MHP yönetimlerinde bu kadrolar olduğu sürece hatadır. O gün bütün kitleyi arkasında toplayacak milli bir adayı neden çıkarmadılarsa, bundan sonra da milli birliğe karşı direnecekler. Yöneticileri, o koltuklarını korumak için her şeyi yapacaklar.

Fakat öncü parti, bu seçimde sandığa gitmeyen 15 milyon insanın çok büyük bir kısmının kendisine bir öncü aradığını görmelidir. İlk kıvılcım onlarla yakılacaktır. İlk önce onlara tercüman olunmalıdır. Kitle daha sonra o ateşi büyütecektir.

Bu parti İşçi Partisi’dir. Sandığa gitmeyenlerin büyük çoğunluğu bunu görmüştür, İşçi Partisi de görmelidir. Bu seçimin gerçek galibi İşçi Partisidir. Türk milletini devrime götürecektir. Bu seçimin gerçek kazançlısı da bu büyük çıkmazdan devrimle çıkacak olan Türk milletidir.

Gerçek budur ve önümüzde durmaktadır. Bize düşen bunu görmek ve gereğini yapmaktır…

Oktay Yıldırım

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.