banner863

Sistemin dört partisi içinden sela sesleri


Mehmet Bedri Gültekin

Mehmet Bedri Gültekin

29 Şubat 2016, 08:32

70 yıldır Atlantik ötesine bağlıyız. Bağımlılığın sonucu,Gladyo-Mafya-Tarikat sistemidir.
Şimdi bütün işaretler sistemin sonuna geldiğimizi gösteriyor.
Ekonomide, dış politikada, terör sorununda, toplumsal ilişkilerimizde acil çözüm bekleyen sorunlarımıza sistemin hiçbir çözümü yok.
Herhangi bir sosyo-ekonomik sistem, tarihin önüne koyduğu sorunları çözme yeteneğini kaybettiği zaman, kaçınılmaz olarak yerini o sorunları çözecek olan yeni bir sosyo-ekonomik sisteme bırakır.
Bu toplumsal dönüşüme “Devrim” denir.

Sistemin dört ayağı
Türkiye’deki Gladyo-Mafya-Tarikat sistemi dört ayak üzerinde duruyor. Meclis’teki dört Parti, sistemin dört ayağını oluşturuyor.
Hepsi Atlantikçi, hepsi serbest piyasacı, hepsi neoliberal ideolojinin savunucuları...
Atlantikçi olan aynı zamanda Gladyocudur. Günümüzde Serbest Piyasa Sistemini savunan kaçınılmaz olarak mafya düzeninin taraftarıdır. Ve Neo liberalizmin peşine takılan, bizim gibi ülkelerde Ortaçağın etnik ve dinsel bölünmüşlüğünün savunucusu olur.
Sistemin dört Partisinin içinde bulunduğu durum, tartıştığımız konu açısından son derece aydınlatıcıdır.

İç çatışmaların derinleşmesi neyin işareti?
Genel kuraldır:
Yükselen bir siyasal güç, çekim merkezi olur. Çevresindeki siyasal güçleri kendisine çeker. İç çekişmeler, çatışmalar hep arka planda kalır.
Sistem Partileri açısından yükselişte olmak demek, gelecekte kendisiyle beraber olan herkese dağıtılacak daha fazla nemaya sahip olmak demektir. İktidardan pay kapmak umudu ve olanağı, yükselen siyasal gücü bir arada tutar.
Düşüşe geçen siyasal Partilerde ise iç çatışmalar derinleşir, gün yüzüne çıkar. Çünkü paylaşılacak olan “nema” küçülmektedir.
Ayrıca kaybeden tarafta olmak, başka bir takım riskleri de gündeme getirmiştir. Bütün bunlardan dolayı merkez kaç eğilimi devreye girer.
Şimdi sistemin dört partisine bu açıdan bakalım:

Sistem Partilerinde iç çatışma ve bölünmeler
AKP: Daha dört ay önce yapılan seçimde oylarını yüzde 20 oranında artırdı. 317 milletvekiliyle büyük bir “zafer” kazandı.
Dört ayın sonunda söylenecek söz, tam bir iflas halidir. Ekonomide, dış politikada, eğitimde, iç güvenlikte, toplumsal ilişkilerde tam bir çaresizlik içindedir.
Abdullah Gül, Bülent Arınç, Hüseyin Çelik, Ali Babacan gibi “ağır toplar” bayrak açmış durumdalar, batan gemiyi terk ediyorlar.
Dört ay sonra şimdi yeniden erken seçim seslerinin duyulması, gücün değil aczin ifadesidir.
CHP: Deniz Baykal gibi yoğurdu üfleyerek yiyen bir siyasetçinin; Partisi için, “artık böyle gitmez” demesi, “ana muhalefet” partisinin içinde bulunduğu durumu yeterince gösteriyor.
Gelecekte Partinin başarılı olacağına inanan tek bir CHP’li yoktur.
İl ve ilçe örgütlerinde başlayan istifalar da çok önemli bir işarettir.
MHP: Seçimlerde yüzde 25 puan kaybetti. Örgütte yükselen isyan seslerine yönetimin bulduğu yegâne cevap, il ve ilçe örgütlerini peş peşe kapatmak oluyor.
En son Genel Başkan Yardımcısı isyan bayrağı açtı.
HDP: Seçimlerdekioy kaybı yüzde 20. PKK’nın silah tehdidinin olmadığı yerlerde ise oy kaybı, yüzde 45’lere kadar vardı.
PKK’nın, ABD emperyalizminin “sahadaki kara gücü” olarak 7 Haziran seçimlerinden sonra şiddet eylemlerine başlayarak intihar çizgisini benimsemesi, TSK’nın 24 Temmuzdan itibaren bölücü teröre karşı harekete geçerek açılım sürecini bitirmesi,HDP’yi, güneş görmüş kar gibi eritiyor.
Bugün seçim olsa barajın epey altında kalacağı kesin gibi görünüyor.

Sistem için sela sesleri
Sistemin dört partisinin durumu budur. Hepsi de tükenme işaretleri vermektedir.
Bu bakımdan bu Partilerin içinden duyulan isyan seslerini, o partiler için sela sesi olarak okumak mümkündür.
Daha doğrusu Meclis’te temsil edilen Partilerin içinden duyulan isyan sesleri,aslında sistem için okunan “sela”dan başka bir şey değildir.

Mehmet Bedri Gültekin
ulusalkanal.com.tr

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.