banner863

Soma’da Hükümet’e güven sıfır


Fikret Akfırat

Fikret Akfırat

18 Mayıs 2014, 16:44

 Maden faciasının beşinci gününde, artık dağılması gereken ilk günkü belirsizlik, bilinmezlik ama en önemlisi Hükümet'e olan güvensizlik en üst noktaya ulaşmış durumda. Enerji Bakanı'nı belirli aralıklarla yaptığı açıklamalara da kimse inanmıyor.

“Hükümet, bu maden şirketinin sorumluluğunu neden gizliyor? Aralarında belli ki bir bağlantı var. 300 kişi öldü günah!”

Hangi köşeye gitseniz, benzer değerlendirmelerle kaşılaşıyorsunuz.

Tayyip Erdoğan da, diğer Hükümet yetkilileri de ilk gün şirkete kol kanat geren açıklamalar yaptılar. Daha sonra hava birden değişti ve sorumluluk şirkete yıkılmaya çalışıldı. Şirket yetkilileri, Hükümet'in baskısıyla kamuoyunun karşısına çıkarıldı. Fakat, şirket yöneticilerinin basın toplantısında “Biz her türlü denetimden geçiyoruz. Bir sorun olsa denetimden temiz çıkmazdık” sözleriyle topu Hükümet'e atması, şirketin Hükümet'e “fazla üzerimize gelmeyin mesajı” şeklinde okunuyor.

Soma'da OHAL

Soma'daki maden faciasının beşinci gününde şehirde OHAL ilan edildi. Sabah saatlerinden itibaren Soma'nın Akhisar, Balıkesir ve Bergama yönünden girişlerinde Polis, maden girişinde de Jandarma kontrol noktaları kururldu. Polis, Soma dışından ilçeye girecek olanların kimliklerini tek tek kontrol ederek, Somalı olmayanları ilçeye sokmadı.
Jandarma ise, maden alanına giden yolun hemen dışında aralıkla iki kontrol noktası kurarak, basın mensuplarının dışında maden alanına kimsenin girmesine izin vermedi.

İlçede provokasyon söylentisi

İlçede ilk günden itibaren başlayan öfkeye karşılık Hükümet çareyi, gösterileri yasaklamak ve provokasyon söylentileri yaymakta buldu. İlçede üçerli beşerli gruplar halinde dolaşan eli sopalı gruplar, gördükleri gazetecilerin çalışmalarını engellemeye başladı. Gazeteciler, sözlü tacize ve fiili müdahaleye varan engellemelerle karşılaştı.

İlçe merkezinde aynı elden çıktığı belli olan, “Acımız büyük. Provokasyona gelmeyelim, Soma halkı” yazan pankartların asılması da ayrıca dikkat çekiyor. Bir yandan şirket yetkilileri, bir yandan AKP'nin “eli sopalı” timleri, bir yandan Diyanet'in, olayın ardından bölgeye gönderdiği din görevlileri ve birden ortaya çıkan sarıklı cübbeli kişiler, şirkete ve Hükümet'e olan öfke ve isyanı bastırmak için hummalı bir faaliyet içinde. Madende hayatını kaybedenlerin yakınlarının, “tazminat alamazsınız, diğer yakınlarınızı işten atarız” gibi tehditlerle konuşmaları engelleniyor. Din görevlileri, “kadere isyan edilmez” propagandası yürütüyor.

Müfettiş anlatıyor: Sorun denetimde değil sistemde


Soma'da maden işletmelerinde sosyal güvenlik denetimi yapan müfettiş çarpıcı bilgiler veriyor: “İşçilerin, çalışma süresi 12 saati buluyor. Bazen, vardiyaya gelmeyenlerin yerine de aynı işçiler çalıştırılıyor. 16 saati bulan çalışma süreleri var.”

Peki bunun yaptırımı yok mu? Müfettiş bu soruyu şöyle yanıtlıyor:

“Yasal mevzuat bu konuda gevşek. Fazla mesai ücretini verince diyecek bir şey kalmıyor. Ama bu da şeklen yerine getiriliyor. Fazla mesai ücreti bankaya yatırılıyor. İşçi parayı çekip tekrar şirkete veriyor. Neden veriyorsunuz diye sorduğunuzda aldığınız yanıt şu: Şirket, 'yarın işbaşı yapamazsın' dedi.”

Peki bunu önlemek kimin görevi? Tabii ki Hükümet'in. Çalışma Müfettişi, önemli bir noktanın altını çiziyor:

“Esas sorun sistemde. Özelleştirme, taşeronlaştırma ile böyle bir çalışma düzeni kurulmuş durumda. Hem düşük ücret, hem de iş güvenliği, işçi sağlığı açısından olumsuz koşullar. Özelleştirme, taşeronlaştırma çözülmediği sürece, benzer facialar devam edebilir.

Fikret Akfırat
uluslakanal.com.tr
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.