banner863

Sorunlar mı tartışılıyor; bir şeylerin üzeri mi örtülüyor?


İsmail Hakkı Pekin

İsmail Hakkı Pekin

08 Şubat 2015, 08:31

Genel seçimlere 4 ay kala televizyonlarda, gazetelerde tartışılan konuların ülkenin gerçek sorunlarıyla ne kadar yakından ilgili(!) olduğunu görüyor, gözlemliyoruz. İnsan ister istemez bir ikileme düşüyor. Bu tartışmalardan amaç gerçek sorunların ya da ülkede olup bitenlerin üstünün örtülmesi mi yoksa hedef saptırılarak vatandaşın dikkatinin farklı yerlere çekilmesi midir? Bütün medya bunların üzerine atlıyor. Gazetelerin köşelerinde, televizyonların tartışma programlarında, röportajlarda varsa yoksa bu konular.

Ülkenin bütün sorunları bitmiş gibi veya bütün sorunlarımızın çözümünün anahtarı başkanlık sistemiymiş gibi bunu tartışıyoruz. Ülke ekonomisi büyük bir krizin içine yuvarlanıyor, işsizlik artıyor, insanlar köleleştiriliyor, ülke çok önemli güvenlik sorunlarıyla karşı karşıya, başkanlık sisteminin faziletlerinden dem vuruluyor. Türk aydını hiç büyümemiş ve maalesef hiç gelişmemiş, tanzimattan bu yana. Tanzimatın ya da meşrutiyetin ilanı ile, hürriyetin geleceğini, sorunların halledileceğini, Osmanlı’nın parçalanmaktan ve dış müdahalelerden kurtulacağını düşünen genç Türklerden ne farkınız var? Hiç olmazsa onlar yaptıkları bu işlerde samimi idiler, bu uğurda hayatlarını verdiler. Şimdi aynı samimiyetten bahsetmenin mümkün olmadığını sanıyorum. Ayrıca o dönemde yapılanların ülkeyi demokratikleşmeye, çoğulculuğa götürmesi amaçlanıyordu. Şimdi ise tam tersi bir durum mevcut. Her şey tek kişinin kontrolüne verilmek isteniyor. Üstelik mevcut seçim sistemi ve siyasal partiler kanunu yasama ve yürütmenin bir parti liderinin kontrolü altında birleştirmeye müsait bir durum arz ederken. Durum böyle olunca çıkarılan yasalarla ve yapılan düzenlemelerle yargı da ( yüksek yargı dahil) bir şekilde kontrol altına alınabiliyor. Bunun örneklerini yaşadık/yaşıyoruz. Ama hala başkanlık sistemini tartışıyoruz. Türkiye’nin karşı karşıya bulunduğu güvenlik ve ekonomik sorunlarının, başkanlık sistemi ile çözülebileceğini düşünmenin abesle iştigal olduğunu söylemeliyim.

Bir başka tartışma konusu ise ‘’açılım süreci’’ ve bu kapsamda nevruzda PKK’nın silah bırakması için Öcalan’ın bir açıklama yapması beklentisi içine girilmesi. ‘’Açılım sürecinin’’ hem iktidar hem de PKK tarafından kendi amaçlarının pekiştirilmesi doğrultusunda kullanıldığı bir vakıadır. PKK bölgede hakimiyetini ve otoritesini sağlamlaştırmak, Irak ve Suriye’deki kritik ortamda bir çok cephede savaşmak istemediği için ‘’ açılım sürecine’’ adeta yapışmış, bu süreçte YDG-H ve HDP aracılığıyla bölge insanını yönlendirecek büyük bir fırsat yakalamıştır. Güvenlik güçleri bu faaliyetleri görmemezlikten gelmektedir. Bölgede yürütülen siyasi faaliyetler ve kalkışmaya yönelik hazırlıklar bütün hızıyla devam etmektedirler. Buna karşılık iktidar sadece seçimlere kadar bölgedeki sakinliğin(!) devamının ve seçimlerde oy oranını artırmanın beklentisi içindedir. Bu düşünce içerisinde Öcalan’dan PKK’nın Nevruz’da silah bırakma çağrısı beklemektedir. Kendine kalsa Öcalan böyle bir çağrı yapabilir. Ancak yapılacak bu çağrıya Kandil’in uyması mümkün müdür. Sanmıyorum. O zaman yapılacak çağrı belki Türkiye içinde silah bırakma şeklinde olabilir ki( Kandil’in bunu kabul etmesi bile zordur.) bu da kendimizi kandırmak olur. Suriye ve Irak’ın kuzeyinde bulunan silah bırakmamış PKK terör örgütünün silahlarını istediği anda Türkiye’ye çevirmesini önlemek mümkün değildir. Ayrıca ‘’açılım süresince’’ PKK’nin uzantısı olan YDG-H ve diğer unsurlarıyla hem güneydoğuda hem de büyük şehirlerdeki hazırlıklarını, silah, patlayıcı depolamasını ve buralardaki örgütlenmelerini de unutmayalım. Bu konuda da hayal alemindeyiz.

Hala sonuçsuz sen ben tartışması içindeyiz. Hala gerçek sorunlarımızı tartışma ve bunlarla ilgili çözüm önerileri sunma yerine otaya atılan gereksiz konular üzerinde tartışma yürütmekle meşgulüz. Başka devletlerin ve/veya örgütlerin himmetiyle sorunlarımızın çözümünü umma konusunda yüzyıllardır yaşadığımız hayal kırıklıklarından ve Mustafa Kemal Paşa öncülüğünde, millete ve öz kaynaklarımıza dayanılarak yürütülen milli mücadelenin başarısından hala ders almadıysak yazıklar olsun hepimize.

İsmail Hakkı Pekin
ulusalkanal.com.
tr
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.