Soykırım yalanına karşı mücadelede yöntem sorunu


Fikret Akfırat

Fikret Akfırat

23 Nisan 2015, 17:07

Sözde Ermeni soykırımının 100. yılı iddiası için AKP Hükümeti, bir politika uyguluyor. Bu politika doğrultusunda atılan ilk adım, Tayyip Erdoğan'ın geçen yıl 24 Nisan'da yayımladığı “taziye” mesajıydı. Bu mesajla, ilk kez bir Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Ermeni soykırımı iddialarını zımnen kabul etmiş oldu. Bunu, bu yıl Ahmet Davutoğlu'nun mesajı izledi.

AKP HÜKÜMETİ'NİN POLİTİKALARININ GETİRDİĞİ YER

AKP Hükümeti'nden, soykırım yalanına karşı bir mücadele beklentisi içinde değiliz. Çünkü AKP, zaten daha kuruluş aşamasından itibaren, Türkiye Cumhuriyeti'ni soykırım iddialarını kabul edecek noktaya getirmekle görevliydi. Nereden mi biliyoruz? 12 yıllık AKP iktidarının uygulamalarından. Ama daha somut kanıt, 2 Nisan 2003'te ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell ile Abdullah Gül'ün imzaladığı BOP eşbaşkanlığının yol haritasını belirleyen “gizli hizmet sözleşmesi”nde yer alıyor. O sözleşmede, Ermenistan sınırının açılması ve “Ermenistan ile ihtilafın ortadan kaldırılması” görev olarak Tayyip Erdoğan yönetimine verilmişti. Mevcut durumda Ermenistan ile ihtilafın ortadan kaldırılması, doğal olarak soykırım iddialarının kabulünden geçiyor. Nitekim buna uygun olarak Ermenistan ile ABD gözetiminde İsviçre'de yürütülen görüşmelerde ortak protokoller imzalandı. Bu protokollerle, Türkiye geçmişten bu yana sürdürdüğü, “Ermenistan, Türkiye sınırlarını tanımayan anayasasını ve politikalarını değiştirmeden adım atmayacağı” yönündeki politikasını terk etmiş oldu. Bu adım, soykırım yalanının Türkiye'nin önüne daha kuvvetli bir şekilde getirilmesi için zemin yaratmış oldu.

EKSEN SORUNU

Evet, AKP Hükümeti'nin politikası, kendisinden önceki iktidarlara göre daha cüretkar ve tavizkardı. Ancak yeni bir rejim deneyen AKP iktidarından önceki, 1950'lerden itibaren uygulanan devlet politikasında da ciddi bir eksen sorunu vardı.
Biraz açalım.
Hepimiz, ya devlet yöneticilerinden ya da bu konuyla ilgilenen diplomatlardan şu sözü duymuşuzdur: “Ermeni diasporasının (veya lobisinin) girişimiyle gündeme gelen sözde soykırım iddiaları....”
Yine Türkiye'de özellikle Dışişleri çevrelerinde sıklıkla dile getirilen bir görüş de, bu ülkelerdeki siyasetçilerin oy kaygısı nedeniyle soykırım iddialarına destek verdiğidir. Bu ifadelere göre, Ermeni soykırımı iddiasının arkasında Ermeni Diasporası vardır.
23 Nisan 2015 itibarıyla, sözde Ermeni soykırımını tanıyan karar 22 ülke parlamentosu ve ABD'deki 41 Eyalet Meclisi'nde kabul edildi. Bunlardan bazıları değişik zamanlarda, bazıları da 100. yıl dolayısıyla parlamentolarından bir kez daha bu kararı geçirdi. ABD eyalet meclisleri dahil bütün bu ülke parlamentolarından soykırım kararlarının kabulü Ermeni Diasporasının başarabileceği bir şey olabilir mi?
Dünyada en abartılı verilere göre 10 ila 12 milyon Ermeni olduğu kaydediliyor. Çeşitli kaynaklarda; yaklaşık olarak, Ermenistan'da 3, Rusya'da 2 buçuk, ABD'de bir buçuk milyon ve Fransa'da da 450 bin, geri kalanı da İran, Suriye ve diğer ülkelere dağılmış olarak Ermeni yaşadığı belirtiliyor. Dünyanın birçok bölgesine dağılmış, toplam nüfusu en abartılı rakamla 12 milyon olan bir toplum, bütün bu ülke parlamentolarından bu kararı çıkartacak güce sahip değildir, olamaz!

TEHDİDİN KAYNAĞI

Tehdidin kaynağı doğru belirlenmesi yaşamsaldır. Çünkü, onu bertaraf etmek için uygulanacak politika da buna göre düzenlenir. Askeri terminolojideki çarpıcı ifadeyle anlatacak olursak, “yığınaktaki hata sefer sonuna kadar devam eder!”
Soykırım iddiaları, 1. Dünya Savaşı'nın sonunda Türkiye'nin parçalanması için İngiliz emperyalizmi tarafından gündeme getirilmiştir. Bugünkü sahibi ise ABD başta olmak üzere Batılı emperyalist devletlerdir.
Atatürk'ün 24 Nisan 1920'deki şu sözleri, tehdidin kaynağını berrak bir şekilde ortaya koyuyor: “Düşmanların bütün çalışması, barış esaslarının kararlaştırılacağı şu sıralarda ülkemizi dışarıda ve içeride güçsüz bir durumda bırakarak istedikleri her şeyi kabul ettirmeyi amaçlıyordu. Geleceğe yönelik çıkarlarını, çeşitli baskılarla bütün dış ülkeleri aleyhimize çevirmekte gören bazı kuruluş ve unsurlarsa tarafımıza yöneltilen bu akımı temelinden yıkmak ve bütün dış ülkelerin ulusumuz lehine, düşüncelerinde değişiklikler olmasına fırsat vermemek için, tümüyle yalan olan en son Ermeni soykırımı uydurmasını düzenlediler ve açıkladılar.”

SOYKIRIM EMPERYALİST BİR YALANDIR

Devlet politikası olarak yıllardan beri, meselenin tarafı olarak Ermeniler görülüyor ve soykırım iddalarının kaynağı olarak Ermeni Diasporası hedefe konuyor. Bu nedenle, soykırım iddialarına karşı bunu eksen alan bir hat belirleniyor ve yapılacak çalışmalar buna göre düzenleniyor.
Lobiler ve Diaspora, ABD veya diğer emperyalist devletlerini yönetmez. ABD devleti dış ve iç siyasetinde bir araç olarak kullanarak onları yönetir.
Bugün AKP'nin uyguladığı politika, CHP ve HDP'nin de benimsediği “tarihle yüzleşme, barışma” temalarıyla hayata geçirilmeye başlandı. Yüzleşme ve barış, aslında eski AB Türkiye Temsilcisi Karen Fogg'un “Türk tarihinin hakkından gelmek” sözleriyle tarif ettiği hedefi gerçekleştirebilmek içindi. Türkiye'ye yönelik emperyalist operasyon için, milli direnç kırılmalı, bunun için de “Türk tarihinin bir soykırımlar tarihi” olduğu yalanı hem uluslararası hem de ulusal alanda kabul ettirilmeliydi.
İşte bu nedenle soykırım yalananının arkasında Ermeni diasporası veya Ermenistan değil, 100 yıl sonra yeni bir Ortadoğu düzeni kurmaya çalışan, ABD'nin başını çektiği emperyalist sistem vardır.



Fikret Akfırat
[email protected]
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.