Fransa’ya git Kupa’yı al gel!

Milli Takım'ı 30 yılı aşkın bir süredir takip eden Türkiye Gazetesi yazarı Hasan Sarıçiçek EURO 2016'yı değerlendirdi.

Fransa’ya git Kupa’yı al gel!

Fransa öncesinde eğri oturup, doğruları konuşalım. A Milli Takımımız 16 ayda 13 maçın 10’nu kazanıp, üçüncü berabere bitirince bir anda ülke olarak bulutların üstüne taşındık, ‘Yenilmez armada’ adını verdiğimiz takım ile büyük hayaller görmeye başladık. Tabii hal böyle olunca kritik soru ortaya çıktı:

-Almanya, İspanya, Fransa, İtalya ve İngiltere’nin olduğu bir platformda A Milli Takımımız, 10 Temmuz’da bize kupayı getirebilir mi?
Bu ve benzer soruları Milli Takım’ı 30 yılı aşkın bir süredir takip eden ‘duayen’ olarak düşündüğümüz bir isme Hasan Sarıçiçek’e yönelttik… Bakın ne cevaplar aldık:

“Doğrusunu isterseniz, bütün ülkenin cevabını duyar gibiyim… Futbolseverler gibi benim de gönlümde yatan, ‘O kupanın başarı hikayesi’ni gururla yazmak! Çünkü buna inanıyorum ve inanın bu hedefe her zamankinden çok daha yakınız.”
-İnanmak başarmanın yarısıdır, denir. Sizce şu an ülke futbolu böyle bir vizyona sahip mi?

“Evet… Sistem, planlama, organizasyon ve yönetim olarak; fiziki şartlar, teknik kapasite, kadro bütünlüğü anlamında hazırız. Ayrıca, ‘Bu sahada biz de varız’ diyebilmek ve futbol dünyasına -Arda gibi yeni yıldızlar, Fatih Terim gibi yeni teknik adamlar sunmak- adına böyle bir başarıya mecburuz ve çok da ihtiyacımız var.”

-Bu gerçekten mümkün mü?

“Eğer yolumuzu kendimiz kesmezsek neden olmasın? Sonuçta, istekli ve inanmış müthiş bir kadroya sahibiz. Milli Takım’ın 56 kişilik geniş oyuncu havuzunda Volkan Babacan, Arda Turan, Hakan Çalhanoğlu, Oğuzhan Özyakup, Selçuk İnan, Mehmet Topal, Cenk Tosun, Burak Yılmaz, Caner Erkin, Ozan Tufan ve Volkan Şen gibi muazzam bir zenginlik yatıyor. Böylesine karakterli ve güçlü bir oyuncu topluluğuna sahibiz.

-Kadro zenginliği sonuca ne ölçüde yansır?

“Kaygınızı anlıyorum. Ne yazık ki, futbolumuz bu yüksek standardı oyun ciddiyeti, oyun becerisi ve zenginliği anlamında birebir sonuca yansıtamıyor. Avusturya maçını ölçü alırsak, 1-0 geriye düştüğümüz karşılaşmayı 2-1 kazanmamız bizi kesmiyor artık. İstiyoruz ki, 3-4-5 atalım. İyi de rakip, sıra takımı değil ki… Yendiğimiz Avusturya, grubu lider bitirmiş, son 10 maçta hiç kaybetmemiş bir takım. Böyle bir takımı durduruyorsun ama niye daha fazla atmadık, bu futbol bizi taşımaz, diyorsun. Bence bu, futbol dünyasını iyi bilmemenin gerektiği yüksek beklentiden başka bir şey değil. Haa, eksik yok mu, var…”

-Neler onlar?

“Sistem oyununda pozisyon ve kademe hataları yapıyoruz. Geri dönüşlerde ciddi zaaflar yaşanıyor. Avusturya maçında yediğimiz gol de bunun bir neticesi. Bu finaller için büyük handikap! Özellikle İspanya karşısında böyle bir zaafa düşersek, affetmezler.”

-Her takımda doktorlar ve hamallar olur, bizim takımda da var, bu görüşe katılıyor musunuz?

“Yok diyemem var ama Arda Turan tartışmasız çok büyük yetenek. Çok özel biri; gerçek bir dünya yıldızı.. Kaptan olarak da Milli Takım’ın lideri. Bu tür oyuncuların kendi takımlarında da Milli Takım’da da bir imtiyazı ve serbestliği olur olacak da. Fakat, bu kulvar başka bir kulvar… Avrupa Şampiyonası gibi önemli platformda o serbestliği kimseye tanımazlar. Çünkü orası Kıt’anın en iyilerinin yarıştığı bir kulvar.”

-Yani?

“Arda Turan’ın sorumluluğu şimdi bir kat daha artmış durumda. Bir takımda o tür lider oyuncu yürürse, beraberindekiler de yürür. Oturursa arkadaşları da oturur, koşarsa herkes koşar. Özet; kaptan Fransa’da daha çok koşmalı daha fazla sorumluluk almalı.”

-Avusturya maçının yıldızı Hakan Çalhanoğlu’nun eleştirilmesini doğru buluyor musunuz?

“Eleştiri olmalı; sonuçta tenkit, yapılan için ödüldür. Ama bu da dozunda olmalı. Bazen bizim medya kantarın topuzunu kaçırıyor. İşin doğrusu şu: Hakan da Arda gibi önemli bir oyuncu; bir dokunuşla giden maçı geri çevirebilen bir frikik ustası. Attığı o muazzam golü dünyada atabilen sayılı birkaç yıldızdan biri. Bunu kim inkar edebilir. Ancak bir frikikle maç bitmiyor ki.. Hakan bunun dışında da takıma katkı sağlamalı. Bunun için oyun temposunu artırmalı ve hücumda daha fazla sorumluluk almalı.”
-Oğuzhan Özyakup?
“Oğuzhansız bir Fransa finali hayal edemiyorum. Milli Takıma, Barcelona tarzı pas oyununu oynatabilecek tek isim Oğuzhan ancak bu yetenek son dönemde yorgun görünüyor. Avusturya maçındaki gibi bazen kapasitesinin çok altına düşüyor. Markaj altında oynamayı da hiç sevmiyor, çok top kaybediyor. Bu zaaflar, böyle bir turnuvada umudunu ona bağlayan Milli Takım için handikap olur. Düşünün iki gün arayla maç yapacaksınız. Milli yıldız, bu zaafını bir an önce avantaja dönüştürecek gücü ve tazelenmeyi başarmalı.”
-Fatih Hoca bu durumu ligin temposuna bağlıyor…
“Bence bu değerlendirme kısmen doğru olabilir ama tek sorun ligdeki tempo değil ki, başka sorunlar da var.”
-Mesela?
“Gökhan Gönül’ün doping olayı… Gökhan Töre’nin kendi iradesiyle Almanya’ya gidip tedavi için gitmesi. Volkan Demirel’in medyada hâlâ polemik konusu yapılması gibi…”
-Bu sorunlar, Milli Takım’ı etkiler mi, etkilerse nasıl çözülür?
“Her şey kulüpten ya da federasyondan beklenmemeli. Bu manada futbolcular kendi içinde -profesyonellik ve futbol etiği- de dahil çok ciddi bir özeleştiri yapmalı. Acı gerçekle yüzleşmeli. Bunu da en geç Mayıs ayına kadar gerçekleştirmeli.”
-Bu kadar zamanda nasıl olacak bu?
“Eğer Fatih Hoca zamanında bu yüzleşmeyi yapmamış olsaydı, ilk 5 maçlık periyotta abandone olan bir takım ile ne bugünkü noktaya gelebilirdik ne de şu an ki zihniyet reformunu başarabilirdik. Şükür bu başarıldı da şimdi daha büyük hedefe yani Avrupa Şampiyonluğu’na odaklanmaya geldi sıra.”
-Bu hayalin gerçekleşme şansı sizce nedir?
“Almanya’nın, Fransa’nın, İspanya’nın şansı ne ise bizim de en az o kadar, inanın daha aşağı değil. Artık şartlar ne, rakip kim olursa olsun her durumda kazanmaya oynayan ve başaran bir Milli Takım gerçeğimiz var.”
-Ama saydığınız şampiyon takımlarla henüz karşılaşmadık…
“Doğru, belki de o gün şimdi geldi… Hazırlık maçı da olsa İngiltere’ye ilk golü atan ve Ada ekibi karşısında ilk galibiyeti alan takım, kanaatimce bu takım olacak. Sonra finaller.”
-İngiltere’yi yenmek ya da Avrupa’da kupa kazanmak mı?
“Değil ama İngiltere ile oynayacağımız dostluk maçı sonuç itibarıyla o öz güveni ve moral değeri getirecek. Bu takım kazanmayı alışkanlık haline getirdi, İsveç ve Avusturya gibi son yılların flaş takımları karşısında bile ezilmedi. Şimdi bunu bir adım öteye taşımak ve Fransa 2016’da kupayı kazanmak amacında ve bu olmayacak şey değil.”
-Avusturya maçında orta sahada mücadeleci görüntü veren A Milli Takım, hücumda yeterli etkinliği gösteremedi. Sizce, Cenk Tosun finaller için tek başına yeterli mi?
“Bakın, 56 kişilik geniş bir havuzdan söz ettim, Türkiye artık sahadaki oyuncuların kalitesiyle denk bir kulübeye sahip. Haziran’da Burak Yılmaz, Mehmet Battal, Umut Bulut da o havuzda olabilir. Dünyanın neresine giderse gitsin, kendini hiçbir ülkede yalnız bırakmayan coşkulu bir taraftara sahip. İşte bu özellikler, bu takıma yeni bir misyon yüklüyor ve bu ülkenin insanları, millilere ‘Fransa’ya git, kupayı al gel’ diyor.” 

(İHA)

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.